Mobilemenu
Profile

2016 Fransa Turu Favorileri

Chris Froome

Bazıları onu sevmiyor. Bunların çoğunluğu için o yeni Lance Armstrong! Hakkında sürekli doping yaptığına dair iddialar var ama her testten alnının akıyla çıkmayı biliyor. Takımı SKY’ın yapılanması tamamen Tur’u kazanacak isme göre kurgulanmış halde. O kadar katılar ki simsiyah formaları ve simsiyah takım otobüslerini gören emekli bisikletçi David Millar onları “Death Star”a benzetti! İkinci adamken, takım lideri Bradley Wiggins’le çekişmesi, “Bıraksalar 2012 yılında Tur’u ben kazanırdım tavrı” pek sevilmiyor. Keza Nario Quintana ile bir etabın sonunda “Beraber çalışalım. Sen etabı al, ben genel klasman liderliğimi pekiştireyim” pazarlığına rağmen son saniyeye kadar rakibini geçmeye çalışmasına da “kıl” olan haliyle çok. Yine de hakkını vermek lazım. Her şeyi bir kenara bırakın 2013’te Mont Ventoux’da Tur’u daha önce üç kez kazanmış Alberto Contador’un silkeleyişini bir kez daha izleyin. Çocukluğunu Kenya’da yaşamış, kendisini Britanyalıdan çok Afrikalı gören bu sarışın sıska adam bu yıl da üstüne düşeni yaptı ve Fransa Turu hazırlıkları kapsamında Criterium du Dauphnie yarışını kazandı. Kısacası, normal şartlar dahilinde Tur’un en büyük favorisi o!

Nairo Quintana

“En büyük hayalim Fransa Turu’nu kazanmak” diyen Kolombiyalı, sadece yokuşları en önde geçerek bu rüyasını gerçek kılamayacağını anlamış durumda. Öyle olmasaydı Tur hazırlığını yaptığı Route du Sud yarışının zamana karşı etabını kazanacak kadar kendini geliştirmezdi! Geçtiğimiz yıl işini son güne, Alpe d’Huez’e bırakmış, Froome’u 1 dakika arkasında bırakmış ama genel klasmanı kazanamamıştı. Zira Froome iyi bir yokuşçu olmanın yanı sıra iyi de bir zamana karşıcı. Diğer taraftan Kolombiyalıların genetikleri ve ülkelerinin coğrafyası itibariyle her daim iyi tırmanışçı ama uzun turları kaldıramayacak fiziksel yetersizliğe sahip oldukları gerçek. Darwin Atapuma, Rigoberto Uran Uran, Winner Anacona, Miguel Angel Lopez gibi parlak sporcular etaplarda başarılı ama haftalık turlarda zayıf kalıyorlardı. Nairo bu algıyı kırabileceğini ortaya koydu. Zamana karşı işini de en azından Froome’dan çok fark yemeyecek kadar çözdüyse, Fransa’nın yeni kralı o olabilir. Dikkatli izleyin!

Thibaut Pinot

Olimpiyatlar, Dünya Kupası, Dakar Rallisi ve daha birçok büyük organizasyonun fikir babası Fransızlardır. Hal böyleyken Fransa Turu’nu dünyanın en çok ilgi gören ve bir numaralı bisiklet yarışı olarak kodlamaları şaşırtıcı değil. Şaşırtıcı olan Fransızların milli bir dava olarak gördükleri Tur’u tam 31 (yazıyla otuz bir) yıldır kazanamıyor olmaları! Bernard Hinault sonrasında hep ümit duydukları gençler oldu. İki yıl önce Jean-Christophe Peraud ve Thibaut Pinot kürsünün ikinci ve üçüncü sırasını alınca Tur’un yaratıcısı L’equipe gazetesi olmak üzere tüm Fransız basını yeni Fransız şampiyonun “üç vakte kadar” geleceği yönünde fal açmaya başladı. Peraud 39 yaşında; yani gelecek için ümit vermiyor! Ama Pinot içinde bulunduğumuz sezonda kendini geliştirdiğini ve sadece fiziksel olarak değil, psikolojik olarak da Tur’u kazanmaya aday olduğunu ortaya koydu. Geçen yıl bir etapta arıza yapan bisikletini sağa sola fırlatması, takım arabasıyla tartışması, inişlerde yere düşüp süklüm püklüm finish’e gelmesinin üzerine buna ihtiyacı vardı. 2014’te Tur’un en iyi genç bisikletçisiydi (24 yaş altı), ayrıca 2012’de Col de la Croix tırmanışının olduğu sekizinci etabı epik bir şekilde, henüz 22 yaşında kazanmıştı. Tüm bunlar Fransızların ondan neden ümitli olduğunun ipuçları. Bu yıl Criterium International yarışını kazanması da form olarak istim üzerinde olduğunu ortaya koyuyor.

Fabio Aru

“Küçük Melek” lakaplı İtalyan bisikletçi, Astana takımının lideri Vincenzo Nibali’nin bu yıl İtalya Turu’nu hedef olarak seçmesi üzerine Fransa için iddialı olma şansını yakaladı. 1.83 boyuna karşılık 66 kiloluk bedeniyle tırmanışlar için ideal bir fiziğe sahip Aru’nun işi bitirmesi için zamana karşı etaplarında da “bir şeyler” yapması gerekiyor. İtalya Turu dışında iyi bir derece elde edememişti, geçen yıl İspanya Turu Vuelta’yı kazanmıştı; şimdi iş ciddiye bindi. O da ne kadar ciddi olduğunu Criterium du Daphunie’nin üçüncü etabını Fransa Turu’nun gediklilerinin önünde kazanarak ortaya koydu. Giro’yu kazanan Astana’nın Aru’ya da aynı oranda destek vermesi halinde Küçük Melek’in küçük de olsa bir şansı olacak.

Tejay Van Garderen

Cadel Evans’la birlikte bir süre BMC Racing Team’in liderliğini yapsa da henüz dişe dokunur bir şey kazanamadı. Etap birincilikleri veya güzel tırmanışları var; zamana karşılarda da hiç fena değil. Geçtiğimiz yıl Fransa Turu’nda oldukça iyi giderken ve Froome’u zorlaması beklenirken geçirdiği kazayla ağlaya ağlaya evine dönmüştü. Şimdi daha güçlü bir şekilde geri dönüyor. Tek derdi, tabii o bu durumu dert olarak görüyor mu bilinmez, takımda yine tek adam olmaması. Fransa Turu’nu 2011’de kazanan Evans’ın boşluğunu doldurmak isteyen takım yönetimi, Chris Froome’un en büyük yardımcılarından Riche Porte’u BMC’ye transfer etti. Bu transfer için paradan öte, “Tur’da liderimiz sensin koçum!” sözlerinin verilmiş olması da söz konusu. Kısacası Tejay’i yine bir başına debelenirken görmek mümkün. Ama her türlü, iyi işler yapacağından ve Armstrong’un yarattığı deprem sonrası Amerika bisikletinin yüz akı olacağına emin olabilirsiniz.