Mobilemenu
Profile

3 Nesil Dunkerbeck

Windsurf’ün efsane isimlerinden bir Björn Dunkerbeck elde ettiği 12 dünya şampiyonluğu ile bu sıfatı tam olarak hak ettiğini çoktan kanıtladı. 2013 yılına kadar elde ettiği başarılarla isminden her daim söz ettirdi. İsviçreli efsane, Alaçatı’da katıldığı PWA (Profesyonel Windsurf Birliği) Dünya Kupası yarışlarında da yine birinciliği elde eden isim olmuştu. Rüzgar sörfü tutkunlarının yakından tanıyacağı bir isim olan olan Dunkerbeck’in, babası da bir windsurf sporcusu ve tam on yıldır Kanarya Adaları’nda bulunan bir windsurf merkezinde rüzgar sörfü eğitimleri veriyor. Dolayısıyla Björn Dunkerbeck, ikinci nesil rüzgâr sörfçüsü olarak isimlerini devam ettiriyor. Ailedeki diğer bir windsurf sporcusu, Björn Dunkerbeck’in kız kardeşi Britt Dunkerbeck de 1995 yılına kadar aktif olarak bu sporun içinde yer aldı ve dünya şampiyonlukları elde etti. Ailece rüzgar sörfü tutkunu olan Dunkerbeckler için gelenek devam ediyor ve üçüncü nesil sporcular da bu ismin bu spordaki üstünlüğünü sürdürecek gibi görünüyor.

İsviçreli olan Dunkerbeck ailesinin ilginç bir öyküsü var. Danimarka’da yaşayan aile rüzgar sörfünün yeni yeni parlamaya başladığı yıllarda baba Dunkerbeck tekstil ile uğraşırken işlerin eskisi gibi gitmemesi sebebi ile hayat tarzlarını kökten değiştirmeye karar vermiş. Sahip oldukları her şeyi satarak Kanarya Adaları’nda bir rüzgar sörfü kursu açan aile işlerin yolunda gitmesiyle beraber kursa sayılarını artırmış. Dolayısıyla 1969 doğumlu Björn Dunkerbeck, Kanarya Adaları’nda büyümüş ve suyla erken yaşlarda tanışmış. Yılın büyük kısmını suda geçirmenin verdiği avantaj ve ailesinin etkisiyle rüzgar sörfü yapmaya başlamış. Büyüdüğü yer hemen hemen her gün antrenman yapmasına da elverişli olunca da önünde başarısız olması için herhangi bir neden kalmamış. Dunkerbeck ailesinin verdiği bu radikal karar, çocuklarının erken yaşlarda windsurf ile tanışmasının ve hatta bu sporda birer efsane olarak anılmalarına kadar gidecek bu uzun yolun temellerini atmış. Kanarya Adaları’na taşındıklarında sekiz yaşında olan Björn Dunkerbeck o günden beri ailesiyle birlikte rüzgar sörfü odaklı bir hayat yaşıyor. Eğer Danimarka’da yaşamaya devam etselerdi Dunkerbeck’ler bu kadar başarılı olabilir miydi? Büyük ihtimalle olamazlardı. Hem aile hem de yaşanılan yerin etkisinin başarıda çok büyük etkisi olduğu kesin.

Björn Dunkerbeck’in çocukları da rüzgar sörfü ile yakından ilgileniyorlar ama henüz profesyonel olarak bu sporun içinde değiller. Babaları, kızlarının farklı spor dalları ile ilgilenip hangisine yetenekleri varsa o spora yönlenmelerinin daha iyi olacağını düşünüyor. Ailenin en büyük çocuğu olan 11 yaşındaki Liam sörf, kaykay, rüzgar sörfü, snowboard, kayak ve dağ bisikleti sporlarını denemiş, kızı Alba ise rüzgar sörfünün yanında jimnastik ile ilgileniyor. Ailenin en küçük ferdi ise rüzgar sörfüne beş yaşında başlamış. Spor ile erken yaşlarda tanışan Dunkerbeck’ler yeni nesilde de bu geleneği bozmamışlar. Her ne kadar şimdilik windsurf ile profesyonel olarak ilgilenmeseler de ileride bu spor dalında başarı elde etme ihtimalleri oldukça yüksek.

Alaçatı’da düzenlenen PWA (Profesyonel Windsurf Birliği) Dünya Kupası yarışlarında birinciliği elde eden Björn Dunkerbeck, buranın rüzgar sörfüne başlamak ve ilerletmek için mükemmel bir yer olduğunu söylüyor. Windsurf’te efsane olmuş bir sporcunun Alaçatı’yı en ideal mekanlardan biri olarak göstermesi elbette Türkiye’nin tanıtımı için çok önemli bir detay.

Dunkerbeck ailesinin ilginç yaşam öyküsü bizlere spora başlamanın mümkün olduğu kadar küçük yaşlarda olması gerektiğini gösteren başka bir örnek. Çok küçük yaşlarda sporla tanışan çocuklar bunu bir hobiden çok yaşam tarzı olarak görüyor. Tabii ailenin desteği de sporda başarılı olabilmek için olmazsa olmaz bir kural. Özellikle anne, baba olarak sporla ilgilenmek çocukların da bu tür aktivitelere yönelmesini sağlıyor. Yaşanılan yerin yapılmak istenen spora uygun bir yer olması da seçilen spor dalından kopmadan düzenli çalışabilme imkanını beraberinde getiriyor. Aslında Dunkerbeck ailesinin yaşamı sporda başarılı olmanın temel noktalarını tam olarak gözler önüne seriyor. Spor dalı seçerken sadece yetenek göz önüne alınırsa bir şeyler yanlış gidebilir ya da eksik kalabilir. Hem yetenek hem de doğru seçimler ile birlikte aile desteği de işin içinde olursa sporda başarılı olma şansının yüzde doksanı tamamlanmış olur.