Mobilemenu
Profile

Acemi Bir Bisikletçi Gibi Görünmemenin 9 Altın Kuralı

Lütfen eşofman giymeyin!

Kapüşonluları ya da eşofmanları seviyor olabilirsiniz ama bunlarla bisiklete binmek için bir grupla buluşursanız foyanız ortaya çıkar! Dize kadar gelen spor şortları, kot pantolon ya da kösele ayakkabı konusuna hiç girmeyelim. Pedli bisiklet taytı giyenlerle bugüne kadar alay ettiniz ama şimdi o taytlılar size bakıp dalgalarını geçiyor!

Forma gibi forma

Tamamen aerodinamik hesaplarla üretilen bisiklet formaları vücuda tamamen yapışır ve bu da formda olmayanların bazı “fazlalıklarını” ortaya çıkarır. Emin olun bunun alternatifi iki beden büyük forma giymek değil! Yağmur ve rüzgar için de yine bisikletçiler için özel üretilmiş bedeninize uygun bir şeyler almalısınız. Bol ve salkım saçak kıyafetler hem hızınızı azaltır hem de dişlilere kapılma olasılığıyla sizi tehlikeye atar.

“S.E.N. P.R.O. D.E.Ğ.İ.L.S.İ.N!”

Gerçek bir bisikletçi gibi giyinmekle bunu profesyoneller gibi yapmak aynı şey değildir. Acemi olduğunuzu ispatlamak istiyorsanız hemen gidip bir profesyonel takım forması alıp giyin. Hatta hiç durmayın çorabından kaskına, ayakkabısından taytına tıpkısının aynısı bir şekilde giyinin. Karşılığında yüzlerce lira harcayacak ve pelotonda sünnet çocuğu muamelesi göreceksiniz!

Retro aşkı

Katılmak istediğiniz bir bisiklet grubuna karşı ellerinizi hoparlör gibi açıp “Acemiyim” diye bağırmak istiyorsanız, emin olun size yardımcı olacak çok insan bulursunuz. Ama öyle değilmiş gibi yapıp, bir de hava basmak için retro bir forma giyip gruba dahil olmaya kalkarsanız gerçekten çok dikkatli adım atmalısınız. Retro forma giyme konusundaki yazılmamış kural en az 10 yıl önce dağılmış bir takımın formasını giymektir. Yani Peter Sagan’ın Tinkoff forması için 10 yıl beklemeniz şart!

O kask olmaz arkadaşım!

Her şeyiniz tamam, bir “o” kaskınız eksikti artık tam oldunuz değil mi? Tony Martin’in dünya şampiyonluğunu üçüncü kez kazanırken taktığı zamana karşı kaskı çok havalı ama bir acemide hiç değil! Emin olun sizin adınıza utanan çok insan olacak. Daha kötüsü değil ama benzer yanlışlar olarak iki beden küçük ya da büyük kaskla yola çıkmak da sayılabilir.

Zincir “dövmesi” yaptırmayın!

Hayır, gerçek dövmeden değil, sürüş sırasında bacaklarınızın üzerinde zincir kaynaklı yağlı lekelerden bahsediyoruz. Bunun anlamı yanlış bir sürüş pozisyonunuzun olduğu ve bacağınızın sık sık zincire temas ettiği ya da çok yakın durduğudur. Bir de zincirinizin fazla yağlı veya kirli olduğunu ortaya koyar. Gerekli temizlik ekipmanlarını edinip fazla yağdan sakınıp “bir bilen” gibi görünmek elinizde.

Doğru aksesuarları kullanın

Bisikletçilerin birçok aksesuarı vardır. Bazı aksesuarlar sizi “cool” gösterirken, bazıları “domestik” gibi gösterir! İkiden fazla suluk taşıyana gerçekten gülerler. Diğer taraftan sürüş kayıtlarınızı tutmak, kalp atış hızınızı ölçmek ve GPS kullanmak için kablolu aletlere ihtiyaç duyuyorsunuz ya; işte aklı başında olanlar tek cihaz ve tek kabloyla halletmeye bakar. Fazla kablolarla bisikletçiden çok hurdacıya benzersiniz.

Jant tellerinde reflektör mü kaldı ya!

Yeni bir bisiklet aldınız, tebrikler! Eve geldiğinizde yapmanız gereken ilk şey jant tellerindeki reflektörleri kaldırmak olmalı. Bunlar sizi şapşal gibi gösterecek, tecrübeli bisikletçiler tarafından parmakla gösterilmenize sebep olacak! Maalesef bazı arkadaşlar bu reflektörlere çok güvenip bisikletlerinin önüne ve arkasına ışık takmadan gece sürüşü bile yapıyor.

Klipsli pedal faciası

Bu aslında herkesin başına gelen bir şeydir. Ayaklarınızı bisikletin pedallarına kilitleyen sistemi kullandığınızda mutlaka, 3-4 kere düşeceksiniz. Ya önünüzde bir araba duracak, ya bir yaya sizi engelleyecek, ya da ayakkabılarınızın kallerlerini (dişli diyelim bilmeyenler için) pedaldan çıkartmayı unutacaksınız ve sıfırlanan hızınız yüzünden yere yapışacaksınız. Lütfen bu düşüşlerinizi evinizin salonunda, varsa bahçesinde, hiç olmadı kimsenin sizi görmediği boş sokaklarda yapın herkesin içinde rezil olmayın!