Mobilemenu
Profile

Maceraya Adanmış Bir Hayat

Alex Bellini, 36 yaşında. Hayatının geride kalan kısmında büyük ihtimalle hiçbirimizin yapamadığı şeyleri başardı.

Bellini, bugün dünyanın yaşayan en büyük maceraperesti olarak biliniyor. İnsani sınırları zorlayan denemeleri, korkusuzluğu ve dirayeti onun en önemli özellikleri. Peki, Alex Bellini ona bu kadar şöhret sağlayacak ne yaptı? Sırasıyla hatırlayalım:

2005 yılında kanoyla önce Akdeniz’i, daha sonra ise aynı yıl içinde Atlantik Okyanusu’nu geçti. Bunları yaparken yapayalnızdı ve özellikle Atlantik Okyanusu macerasında vahşi deniz canlılarından, olağanüstü zorlayıcı hava şartlarına kadar her şeyle mücadele ederek 227 gün boyunca kürek çekmiş ve toplam 11.000 kilometre yol yaptıktan sonra Cenova’da başladığı yolculuğu Brezilya’nın Fortaleza limanında bitirerek Atlantik’i geçmeyi başarmıştı.

2008 yılında ise seviyeyi biraz daha yükseltmeye karar verdi ve bu kez yine kanosuyla Pasifik Okyanusu’nu geçti. Aylara yayılan macerasında hayatını tehdit edecek derecede kilo verdi fakat yine de istediğini elde etti ve bir başka iddiaya hazırlanmaya başladı.

2011 yılında Alex, sadece denizlerde değil karada da maceranın kralı olduğunu kanıtlamaya karar verdi ve Amerika Birleşik Devletleri’ni boydan boya koşarak geçti. Ve inanılmaz ama bunu sadece 70 günde başardı. Los Angeles’tan başladığı koşusunu New York’ta bitirdi ve su, hava veya kara hiç fark etmez, her yerde adrenalinin bir numaralı şubesi olduğunu kanıtladı. Sonra ne mi yaptı? Tabii ki “Alem buysa kral benim” diyerek yeni maceralara yelken açtı.

Peki, Alex’in derdi neydi? Neden yapayalnız, sadece bir kanoyla, hayatını tehlikeye atacak okyanus maceralarına dalıyordu? Kendisine sorulduğunda verdiği cevaplar oldukça kişiseldi:

“Okyanusta aylar süren yalnızlık bana kendimi daha iyi keşfetme şansı verecekti. O yolculuklardaki gerçek amacım, insanın bu en zayıf yanıyla yani yalnızlıkla nasıl baş edebileceğini ve hayatta kalabileceğini öğrenmekti. Aslında o yolculukları, okyanusu boydan boya geçmek için değil, kendi iç dünyamı keşfetmek için yapmıştım.”

Alex Bellini’nin kendine koyduğu herhangi bir sınır yok. Ve belki de bunu kanıtlamak için bu yıl yepyeni ve yine çok zorlayıcı bir iddiayla geri döndü. Bu kez tam bir yıl boyunca bir buzdağının içinde yaşamaya karar vermişti! Evet, bir buzdağı!

Eriyen buzdağları ve son yıllarda iyice yükselen deniz seviyesine dikkat çekip, farkındalık yaratmak için, bir tür sosyal sorumluluk projesi olarak giriştiği bu macerada Alex, bulduğu bir buzdağında tam bir yıl boyunca, o buzdağı eriyene kadar yaşayacak!

Adirft adı verdiği projenin amacını “Bir buzdağının nasıl yavaş yavaş eridiğini ve yok olduğunu kayda geçirmek” olarak açıklayan Bellini, seçtiği bir buzdağına yerleştikten sonra kendini buzdağının akışına bırakacak ve buzdağı eriyince de etraftan geçen bir geminin onu bulmasını bekleyecek. Kulağa inanılmaz gelse de, Bellini’nin daha önce yaptıklarına baktığımızda şaşırmak da güçleşiyor.

Peki Alex, bir yıl boyunca nasıl beslenecek?

“Buzdağının içinde yaşayacağım kapsülde dağcıların uzun yolculuklarda kullandıklarına benzeyen yiyeceklerden depolayacağım ve biraz da balık yakalayacağım,” diye gülerek yanıtlıyor bu soruyu.

Okyanusları kanoyla aşan, Amerika’yı koşarak geçen ve şimdi de bir yıl boyunca buzdağının içinde yaşayacak bir adam herhalde “dünyanın en çılgın maceracısı” unvanını sonuna kadar hak ediyor. Ne dersiniz?