Mobilemenu
Profile

Başak Çakmak: Karadeniz’in Sert Kızı

Öncelikle biraz seni tanıyabilir miyiz?

Ben Başak Çakmak. Mimar ve Peyzaj Mimarıyım. Bir mimarlık ofisinde çalışıyorum. Yaklaşık 4 senedir de kitesurf yapıyorum. Denizle hikayem babamın çok küçük yaşta bana yüzmeyi ve Akçakoca’nın hırçın dalgalarıyla mücadele etmeyi öğretmesiyle başladı diyebilirim. Zaten aile büyüklerimiz de zamanında denizcilermiş.

Kitesurf’le yolun nasıl kesişti?

Üye olduğum spor kulübünün Kilyos’taki bir “beach” ile anlaşması vardı ve yaz aylarında buraya gidiyordum. Kite yapanları ilk kez Kilyos’ta gördüm. Denizi ve dalgaları çok sevdiğim için yaptıkları spor bana çok çekici geldi. İlk etapta onlardan bilgi aldım daha sonra ise eğitim almaya başladım.

Daha önce rüzgar sörfü gibi başka yelken sporlarını tecrübe etmiş miydin? Kiteboard’da seni kendine çeken şey ne oldu?

Daha önce windsurf görmüştüm ama hiç denememiştim. Zaten küçüklüğümden beri okul ve kulüp takımlarında basketbol oynadığım için herhangi bir sakatlık yaşanmaması adına başka bir spor yapmamız istenmiyordu. Zaten yoğun antrenmanlardan da zaman kalmazdı.

Kite yaparken gördüğüm ilk kişinin inanılmaz pozitif bir enerjisi vardı: Zıplıyordu, uçuyordu ve gülümsüyordu… Onu izlerken bu sporun çok farklı ve özgür olduğunu düşündüm. Deniz ve dalgalara aşık biri olduğum için de kendi kendime “Ben de bu sporu yapmalıyım” dedim.

Eğitimini almaya başladıktan sonra ise giderek daha çok sevdim ve tutkuyla bağlandım diyebilirim. Denizde sadece dalgalar, rüzgar ve siz varsınız. Bu size çok büyük bir heyecan, mutluluk ve adrenalin veriyor. Ben mesela suda kayarken kendi kendime kahkahalar atıyorum! İşimde canım mı sıkkın, tadım mı kaçık? Kite yaptığım anda her şey sıfırlanıyor.

Bu spora başladıktan sonra hayata olan bakışım da değişti diyebilirim. Daha doğal, daha sade, sporla ve dostlarla vakit geçirmenin ne kadar keyifli olabildiğini gördüm. Çok güzel dostluklar edindim. Başkalarıyla bir şeyler paylaşmak, tatillerini bu spor sayesinde edindiğin güzel dostlarla birlikte geçirmek de büyük bir keyif.

Eğitimlerini de Kilyos’ta mı almaya başladın?

O yaz çok yoğun çalıştığım için uzun bir tatil planı yapıp İstanbul dışına çıkma gibi bir şansım yoktu. Hafta sonları eğitim alıp gece de evimde kalabilme fırsatı verdiği için de Kilyos bana çok avantajlı geldi ve eğitimlere de Burç Beach’te başladım. Kilyos’ta kite eğitimi alabileceğiniz iki okul bulunuyor; bunlardan biri Burç diğeri de Suma Beach’te.

Kilyos’un kitesurf öğrenmek için diğer spot’lara göre daha zor olduğunu söyleyebilir miyiz?

Evet, Kilyos’un kitesurf öğrenmek için en zor spot’lardan biri olduğunu söyleyebilirim ancak bu işi Kilyos’ta öğrenir ve geliştirirseniz diğer spotlarda kaymak size çok kolay gelecektir. Rüzgarın sertliği ve hırçın dalgaları yüzünden farklı spot’ta öğrenenler için Kilyos ilk etapta biraz zor ve korkutucu gelebilir ama mücadele edip, dalgalardan pes etmezseniz inanılmaz keyif alacağınızı garanti edebilirim.

Tabii ki “extreme” sporların doğası gereği sıkıntılı durumlar olabiliyor. Bu yüzden güvenli bir spot’ta kaymak çok önemli. Kilyos’ta da Suma ve Burç Beach’te iki kite okulu bulunuyor. Ayrıca iki plajın da cankurtaranları var ve herhangi tehlikeli bir durumda hem okuldakiler hem de cankurtaranlar yardıma geliyorlar. Zaten kitesurf çok paylaşımcı bir spor. Bazen açıkta kite’ınızı düşürdüğünüzde dalgalar yüzünden tekrar kaldıramayabiliyorsunuz. Bu durumlarda diğer kite’cılar da yardıma geliyorlar.

Ben Akçakoca’da çocukluğumdan beri böyle dalgalarda büyüdüm. Tüm tatillerimi vücudu board gibi kullandığımız, dalga ile açıktan kıyıya geldiğimiz,  Karadenizlilerce “viya” İngilizcede ise “body surf” denilen aktiviteyle geçiriyordum. Bu yüzden de dalgadan korkmuyorum. Dalgaya karşı korkusu olanlar da işin inceliklerini öğrendikten sonra dalgalara ısınabilirler aslında. Sadece önyargılı yaklaşmamak gerek. Kite eğitimini Kilyos’ta alırsanız eğitim sırasında dalgalı bir denizde neler yapıp, neler yapmamak gerektiğini öğreniyorsunuz zaten.

Hiç dalga sörfünü denedin mi?

Aslında küçüklüğümden beri tek hayalim dalga sörfüydü diyebilirim. Daha önce bu hayali gerçekleştirecek bir fırsatım olmamıştı. Denize, dalgalara aşık olanlar aynı dili konuştukları ve aynı heyecanı paylaştıkları için bir şekilde birbirini buluyorlar sanırım. Ben de bir arkadaşım sayesinde Mimar Sinan Üniversitesi Sörf Kulübü ile tanıştım ve onların düzenlediği bir organizasyonda dalga sörfünü deneme imkanı buldum. Viyayla aynı mantıkta olduğu için dalgaları yakalayabildim ancak board üzerinde ayağa kalkamadım. Dizlerim üzerinde kıyıya kadar gelebildim. Bir sonraki denememde ayağa kalkabilmeyi hedefliyorum. Eğer kendimi dalga sörfünde geliştirmek istersem ona da vakit ve bütçe ayırmam gerekecek.

Zaten genelde kazandıklarımı tutkum olan ekstrem ve doğa sporlarına yatırıyorum. Bazıları lüks ev ve araba sever benim de tutkum bu yönde. Aslında bunların da bana fazlasıyla geri dönüşü oluyor: Hem spor yapıyorum, hem çok keyif alıyorum, hem de güzel dostluklar ediniyorum. Sağlık, eğlence ve dostluk bir arada.

Aynı zamanda snowkite da yapmaktasın. Kitesurf ile arasında nasıl farklar var?

Evet, Uludağ ve Erciyes’te snowkite yapma fırsatım oldu. Deneyen arkadaşlardan snowkite’ın daha kolay olduğunu duymuştum. Kitesurf’te su üzerinde kalkmaya ve dengede durmaya çalışırken snowkite’ta karın üzerinde efor harcamadan ilerleyebiliyorsun. Tabii snowkite denemeden önce snowboard bilmek gerekebilir. Uludağ’da kayacağımız yere teleskiyle çıkmış, kaydıktan sonra kite’ları çantalara koyup sırtımıza takmış ve snowboard ile aşağı inmiştik. Erciyes’te ise snowkite için özel pist var. Bu yüzden orada snowkite yapmak daha kolay.

Snowkite, kiteboard’a göre daha kolay olsa da “Hangisi daha keyifli?” diye sorarsanız deniz aşığı biri olarak “Kiteboard” derim. Kite ekipmanlarını kurmak zaten başlı başına bir iştir. Bunun üzerine bir de snowboard ekipmanlarını ekleyin. Dağa giderken hem snowboard hem kite ekipmanlarını taşımak zorundasın. Bunların hepsi bir mücadele gerektiriyor. Sanırım o tatlı adrenalin bağımlılığı yüzünden de biz bu mücadeleyi bir şekilde bıkmadan veriyoruz (gülüyor).

Flyboard tecrüben nasıldı?

Kuzenimle kite tatili için Alaçatı’ya gitmiştik ancak hiç rüzgar yoktu. Kite’a başladıktan sonra sadece denize girmek ve güneşlenmek çok sıkıcı geliyor. Kite yapamıyorduk ancak bir şeyler yapmamız gerekiyordu. Ben de flyboard’u denedim. Çok eğlenceliydi ama öğrenene kadar birçok kez düştüm ve canım çok yandı diyebilirim!

İlgilendiğin diğer spor dalları hangileri?

Geçen sene snowboard’a başladım. Sanırım kiteboard sayesinde çok hızlı ilerledim. Elektrikli bisikletim var ve hafta içi işe bisikletle gidiyorum ,rüzgarsız hafta sonları da bisikletimle bol bol geziyorum. Onunla da ayrı maceralar yaşıyoruz aslında. Mesela şans eseri fark ettiğim ve geç kaldığım Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu için kapatılan Boğaziçi Köprüsü’nden araç trafiğine açılmasına yakın, son dakikada tek başıma geçtim.

Bisikletle trafiğe takılma gibi bir sorunum olmuyor, yokuşlara gelince akü vitesine geçtiğim için de zorlanmıyorum. İnsanların çok dikkatini çektiği için bazen bisikletime tatlı bir şekilde laf atanlar da oluyor. Bir keresinde aküyle yokuş çıkarken yoldan biri “Bizi kandırıyorsun değil mi” diye seslenmişti! Onun haricinde Göcek’te wakeboard’u denedim. Yine bir arkadaşım sayesinde İstanbul’da “mono-kayak” denemem oldu. İkisinde de ilk denememde board üzerine kalkabildim. Board sporları çok keyifli ve yapılabilirlik açısından birbirlerine olumlu etkileri de var sanırım.

Bunların yanında haftada 3-4 gün de kondisyon için spor salonuna gidiyorum. Her ne kadar “outdoor” sporları daha çok sevsem de salonda çalışarak kondisyonu destelemek de önemli. Ekstrem sporların yanında bana biraz ağır gelse de vücudu güçlendirdiği için yogaya da başladım. Ayrıca kampçılığı da çok seviyorum.

Rüzgarlı günlerde ofisteyken aklından kite yapmak geçmiyor mu?

Her zaman geçiyor! Hatta daha önce çalıştığım bir ofisle rüzgar olan günler işe erken gelip, erken çıkabilmek için bir anlaşma yapmıştım. İş yoğunluğundan ötürü uzun yıllık izne çıkmama karşılığında tabii! İstanbul’daki o yazım şöyle geçti: Rüzgar tahmin siteleri Poseidon ve WindGURU ile uyanıyorum. Saat 07.00’de işbaşı. Saat 15.00’te işten çıkış ve bir saat sonra Kilyos’tayım. Akşam saat 21.00 gibi sudan çıkış ve eve dönüş. İstanbul’da yaşayıp işini ayarlayabilen ya da erken çıkışa izin alamasalar da iş çıkışı trafiğini atlatabilenler Kilyos’a gelip kayabiliyorlar. Kilyos, İstanbul’da yaşayanlar ve bu sporu sevenler için çok büyük bir avantaj.

Favori kite spot’ların hangileri?

Favori spotum: Kilyos. Düz suda kaymaktan sıkılabilirsiniz ancak Kilyos’taki dalgalarda sürekli bir mücadele halinde olmak çok heyecanlı ve eğlenceli. O yüzden beni en çok mutlu eden spot Kilyos.

Türkiye’de çok güzel spot’larımız var. Her yerin kendine özgü güzelliği var. Daha önce Ayvalık, Bozcaada, Gökçeada, Gökova ve Alaçatı’da kaydım. Bu yaz gitmediğim farklı spotları da denemek istiyorum.

Sayılı kişinin yaşayabileceği bir deneyimi yaşayarak Boğaz’da kayma gibi bir eylemi de gerçekleştirdin. Nasıl bir tecrübeydi?

BMW Sailing Fest kapsamında düzenlenen bir aktivite sayesinde Boğaz’da kayma imkanı elde ettim. Bunu yapabilmek için öncelikle Kilyos’ta kayabilmek gerektiğini düşünüyorum çünkü gerçekten zorluydu. Rüzgar çok dengesiz, boğaz çok akıntılı, deniz bir düz bir dalgalıydı. Ayrıca geçen teknelerin yaptığı dalgalar da vardı. Yelkenlerin arasında kayarken yelken direklerine çok dikkat etmemiz gerekti. Boğaz gemi trafiğine kapansa da her yerde gezi tekneleri vardı ve her yönden gelebiliyorlardı.

4 saate yakın suda olduğumuz, adrenalin ve heyecan dolu, harika bir gün oldu!

Özellikle hemcinsleriniz arasında kitesurf’ün fazlaca güç gerektirdiğini düşünüp bu spordan uzak duranlara ne söylersiniz?

Kitesurf kesinlikle güce dayalı bir spor değil. 8 yaşında rider’lar var. Onların gücü ne olabilir ki? Bu spor dışarıdan görüldüğü kadar zor değil. Sadece ekstrem bir spor olduğunu unutmamak ve eğitimini almak gerekiyor. İncelikleri öğrendikten sonra güç değil teknik gerektiren bir spor. Dediğim gibi 8 yaşında bir çocuk da 70 yaşındaki bir kişi de kitesurf yapabiliyor.

Bunun korkulacak bir yanı yok. Sadece gittiğiniz spot’u iyi tanıyan kişilerle konuşmak ve tavsiyelerini almak gerek. Örneğin Kilyos’ta bir batık gemi var. Dalgada ne yapmak gerektiği ve spot’un özellikleri ile ilgili bilgileri alırsanız korkacak bir şey kalmıyor. Herhangi olumsuz bir durumda size yardım edecek tecrübeli insanlar da bulunuyor.

Kilyos’ta kayan kadın sayısı erkeklere göre çok az. Bunu yapan birkaç kişiden biri olmak gurur verici ancak keşke daha fazla kadın rider olsa. Korkmamak ve cesaret etmek gerek. Ayrıca biz kadınlar her şeyi yapabiliriz bence!

Ben İstanbul’da trafiğe çıkmanın Kilyos’ta dalgalarda kitesurf yapmaktan daha tehlikeli olduğunu düşünüyorum.

Daha önce çeşitli kitesurf yarışlarına da katılmışsın. Nasıl sonuçlar elde ettin?

Kitesurf’ü meslek olarak veya bir sponsor desteğiyle yapan profesyonel bir yarışçı değilim. Yarışlar olduğu zaman Gökova’daydım ve şansımı denemek istedim. Maximum Kiteboard Turkish Open 2014 “Slalom One Hour” yarışına katıldım. Yarışta “beginner rider” olduğum için diğer yarışçılar bana yaptıkları yönlendirmelerle yardımcı oldular ve çok keyifli geçti. Dereceye girmek gibi bir beklentim yoktu ama Bilge Öztürk “master” seviyesinde birinci olunca Merve Ceylan birinci, ben ikinci oldum. Yarışta üçüncü yoktu belki ama ilk yarışımda kürsüye çıkmak inanılmaz bir mutluluktu. Geçen sene Bozcaada’da düzenlenen Maximum Kiteboard Turkish Open 2015 “Women Twintip Slalom”  yarışında ise bir önceki seneye göre daha tecrübeliydim. O gün az rüzgar olduğu için büyük bir kite gerekiyordu. Büyük kite’ım olmadığı için arkadaşımdan ödünç aldığım kite ile yarıştım ve yine ikinci oldum. Ayrıca Gökçeada’da Çamlıca Gazozuna Kapışalım Yarışları’nda ise dördüncü oldum.

Ayrıca Bozcaada’da kiteboard yarışlarıyla düzenlenen SUP (Stand-Up Paddleboarding) yarışını kazandım. Elemeli yarışları geçerek finale kaldım onu da kazanarak birinci oldum ancak ödül törenine dönüş feribotuna yetişmem gerektiği için kalamadım. Sudan çıkar çıkmaz beni motorla feribot sırasında bekleyen arkadaşıma götürdüler. Üzerinde yarış forması, altında şortla ıslak bir şekilde feribota binen bir tip! İnsanlar şaşırmış olmalı…

Bu sene yine slalom yarışına katılmayı düşünüyorum. Yüksek zıplayışlar yapmaya da başladım bu yüzden belki “Big Air” kategorisine de katılabilirim.  Profesyonel bir “rider” olmadığım için hedefim bir önceki seneden daha iyi kayabilmek, yeni hareketler öğrenip daha iyisini yapabilmek. Tabii birincilik kürsüsüne çıkmak da güzel olabilir…

İşin maddi boyutu ne durumda?

Maddi boyuta gelirsek bu hayatta para verdiğimiz diğer şeyleri göz önünde bulundurmak gerek. Bu biraz hayattan ne istediğinizle alakalı. Ben mimarım, kendi ofisim yok ve belli bir maaş ile çalışıyorum. Maaşımın ev, yemek giderlerinden kalan kısmını ekstrem sporlara ve bunun için yaptığım seyahatlere yatırıyorum diyebilirim.

İlk etapta eğitime 1.200 lira civarında bir bütçe ayırmanız gerekiyor. Ekipman kirası da 200-300 lira gibi bir tutar. Eğitimini aldıktan sonra bu sporu sever ve devam etmek isterseniz kendi ekipmanlarınızı almanız gerekiyor. Benim tavsiyem sıfır ekipman. İkinci el kite’ı önceki sahibinin nasıl kullandığını bilemeyeceğiniz için pek tavsiye etmiyorum. Ama tabii daha uyguna alacağınız kesin. Sıfır kite’lar marka ve boyutuna göre 1.000-1.500 euro , board’lar ise 400 euro civarında. Yani sanırım toplamda 6 bin lira gibi bir bütçe gerekiyor.

O bütçeyi ayırdıktan sonra ise rüzgar bedava! Ekipmanını alıp plaja gidiyor ve kayıyorsun. Ancak tabii ki bu işin de sonu yok. Mesela benim twintip board’um var ancak bir waveboard almak istiyorum. Seneye belki foilboard alırım. Yeni bir kite da almam gerekecek gibi. Bu böyle sürüp gider  (gülüyor). Başta fiyatlar pahalı gelse de bu kendine yaptığın bir yatırım aslında. Getirisi parasal değil ama: Keyif, spor, eğlence, vizyon ve muhteşem arkadaşlıklar…

Kite yaparken unutamadığın tehlikeli bir an yaşadın mı? 

Çok dalgalı bir günde Suma’nın açıklarına doğru board’umu düşürdüm. Onu almaya giderken dalga vurdu ve dengeyi kaybedince kite’ı da düşürdüm. Tekrar kaldıramadığım için kite’ın gücünü azalttım yani “release” yaptım. Poyraz kıyıya doğru estiği için kıyıya doğru gideceğimi düşündüm ama düştüğüm yerde rip akıntısı varmış. O akıntıya kapıldığın zaman kanaldan çıkana kadar bekleyip kenara yüzmen gerekiyor. O teoriyi biliyordum ama içindeyken rip akıntısına kapıldığımı anlayamadım. Açığa sürüklenmeye başladım, tabii bu sırada dalga da yiyorum ama çocukluğumdan beri dalgayla haşır neşir olduğum için sorun yok. Dalgaların altına dalıp çıkıyordum ancak asıl problem kite’ın ipleri ayağıma dolanınca başladı. Saniyelik bir olay ama o an her şeyi düşünüyorsun: “Kite gücünü alıp ipi çekse bacağım kesilir. İplere dolanıp yüzemezsem ve dalganın altından çıkamazsam boğulurum.” O sırada Burç’tan gelen kurtarma botundan “çift release” yapmamı söylediler. Ben “release” yapmıştım ama kite’ı tamamen bırakma anlamına gelen “çift release” yapmamıştım. Onu yaptıktan sonra bacaklarımdaki ipleri çözdüm ve beni hemen bota alarak kıyıya götürdüler. Sonra da kite’ımı kurtarmak için geri döndüler. Ne yazık ki kite’ım dalgalara dayanamamış ve yırtılmıştı.

Peki, sonra ne yaptım dersiniz? “Bugün yapmazsam bir daha korkudan kite yapamam” diye düşündüm ve ikinci kite’ımı kurarak saatlerce kaymaya devam ettim. Ters giden bir şey sonucunda korkup spordan soğuyan insanlar oluyor ancak bir kere yaşadıkları bu tip deneyimler önlerini kesmemeli. Ben de bu şekilde devam ettim ve şu an kitesurf hayattaki en sevdiğim spor.

Kitesurf’e dair en büyük hayalin nedir?

Kite’ımla beraber dünyayı gezip, yeni spotlar görüp, yeni insanlar tanıyıp, bambaşka denizlerde, bambaşka dalgalarda kaymak olabilir.

Son olarak eklemek istediğin bir şey var mı?

Bazı insanların Kilyos’a karşı önyargıları var ancak burası bizler için büyük bir şans. İstanbul’da yaşayanlar bir saatte Ege’ye gidemezler. Bunun için bir tatil planı, bütçesi gerekir ama hafta içi işten bir saat bile erken çıksanız akşam saat 21.00’e kadar kayabilirsiniz. Dalga varsa, dalgadan korkuyorsanız Kilyos’taki kite’cıların deneyimlerine ve anlattıklarına kulak verip dalgaları anlayın. Suma veya Burç’taki hocalar zaten size her konuda yardımcı olacaklardır. Elimizin altında böyle bir imkan varken bunu kullanalım. Büyükşehirde yaşarken bir anda kalabalıktan kopup, özgürce denizde olabilmek çok güzel bir avantaj. Herkese bunu kullanmalarını tavsiye ederim!