Mobilemenu
Profile

Bir Avukatın Yaşam Tarzı: Triatlon

Triatlon sporuna nasıl başladınız? Neden bu sporu seçtiniz?

Her şey, lise ve üniversite yıllarında spor salonlarında antrenman yapmaktan sıkılmamla başladı. Outdoor spor seçeneklerini düşünürken kendimi düzenli koşu antrenmanları yaparken buldum, gün geçtikçe mesafeler arttı, temiz havada kulağımda müzikle koşmayı sevmiştim. Daha sonra kendime yol bisikleti almaya karar verdim, böylece bisiklet ve koşu birlikte gitmeye başladı. Bu arada kuzenim Nuri Acar uzun süredir milli seviyede triatlon yapıyordu. Onun bana “Madem koşu ve bisiklet yapıyorsun yüzmeyi de ekleyelim, yarışlara katılırsın” demesiyle bu serüven başlamış oldu. En büyük eksiğim yüzmeydi çünkü daha önce düzenli olarak yapmadığım bir spordu. Antalya’da yaşamanın verdiği avantajı kullandım ve bolca yüzme antrenmanı yaparak bu eksiği kapattım. Aşamalar halinde kendimi triatlonun içinde buldum diyebilirim. Triatlon; sağlıklı, düzenli, programlı ve dingin bir hayat tarzı tercih edenler için kesinlikle doğru bir alan, bir bakıma hayat tarzı diyebiliriz.

Bir spor okulu geçmişiniz olmamasına ve bu spora üniversite yıllarından sonra başlamanıza rağmen gelişme çağlarında ve uzun yıllardır bu sporu yapanlara karşı mücadele etmek sizi zorluyor mu?

 Kesinlikle! Çünkü bu sporcuların vücut anatomileri, teknik kabiliyetleri, kas ve iskelet sistemlerindeki dayanıklılıkları ile baş edebilmek başta imkansız gibi görünüyor. Fakat bu sporda tespit ettiğim en önemli şey; sistemli olduğunuz takdirde vücudunuzun sınır tanımadığı. Düzenli ve kaliteli beslenmek, programlı antrenman yapmak ve en önemlisi düzenli olarak dinlenmek çok önemli. Tabii ki yıllardır bu sporu yapan bazı triatletleri geçebilmek her zaman bir hayal olarak kalıyor. Aslında işin güzel tarafı da bu; hayal kurmadan başarı sağlanmıyor. Başarı kriterini de kişi kendi sınırları dahilinde belirliyor.

Zamanı geri alma imkanınız olsa, atletizm ve spor hayatı anlamında neleri şu ana kadar yapmış olduklarınızdan farklı yapardınız?

Çok küçük yaşlarda yüzme sporuyla iç içe olmayı, hatta bir takıma dahil olmayı tercih ederdim.  Evet, belki bisiklet ve koşuya göre daha kısa mesafe ve zaman içeren bir etap, fakat yüzme bence, mental olarak, bu işin en önemli yanı çünkü yarışa yüzerek başlıyorsunuz ve geride kaldığınızda motivasyonunuz düşüyor.  Bu yüzden belli bir yaştan sonra serbest stil yüzmede tekniği oturtabilmek, kas yapısını yüzmeye göre adapte edebilmek oldukça zor. Kısacası küçük yaşta, takım bazında yüzme ile ilgilenmek veya en kötü bu işe lise yıllarında başlamayı tercih ederdim. Bu spora 12-15 yaş aralığında başlayan çocukların fiziksel, mental ve öğretim hayatlarındaki düzen ve başarı gözle görülür seviyelerde.

Yüzme, bisiklet, koşu arasında özellikle sizin yeteneklerinizin yatkın olduğu veya kendinizi daha başarılı bulduğunuz dal hangisi? Neden?

En çok yüzmeye vakit ayırsam da maalesef en yavaş gelişme bu dalda. Yine de yüzmede maksimum noktayı yakalamak için çalışıyorum, gün geçtikçe de daha iyiye gidiyorum. Herhangi bir dalda kendim için “Başarılıyım” diyebilmek sübjektif ve iddialı bir yorum olur, hiçbir zaman “İyiyim” dememek gerekir. Fakat bir sıralama yapacak olursam ilk sıraya koşuyu koyarım.  Bisiklet ve yüzme henüz normal seviyelerde.

Yarışlar dışındaki asıl mesleğiniz avukatlık. Triatlon yarışları veya antrenmanlar için zaman yaratmak zor oluyor mu?

Hangi iş olursa olsun, bu sporu bir meslekle birlikte yürütebilmek gerçekten zor.  Çünkü antrenmanlar çok vakit alıyor, 1 saatten 5 saate kadar çıkan antrenman sürelerini ve hatta bazı günler çift antrenman yapıldığını düşündüğümüzde, bazı şeyler insana imkansız gibi geliyor. Avukatlık mesleğinin verdiği sorumluluk ve yaşattığı yoğun stresi düşünürseniz bu spor daha da zor hale geliyor.  Beyin yorgunluğu ile antrenmana motive olabilmek zor da olsa artık alıştım, kol ve bacaklar bir şekilde dönüyor (gülüyor). Dolayısıyla, bu sporu hayat tarzı olarak benimsemek en önemlisi, gerisi sonra geliyor zaten.

Triatlon sporcusu olarak kendinizi en başarılı bulduğunuz özellikleriniz hangileri?

Kendimi en başarılı bulduğum özellikler: Hiçbir zaman pes etmemem, bu sporla ilgili her şeyi keyif alarak yapabilmem ve mesleğimle birlikte yürütebilmem. Keyif almadığınız ve sizi mutlu etmeyen hiçbir şeyi uzun süre yapamaz ve onda başarılı olamazsınız. Gelişme zamanla insanda kendini gösteriyor zaten. Tabii ki üç dalda da daha teknik olmak ve her yarışta kürsüye göz kırpabilmek için çok çalışmak gerek. 

Triatlon sporunda sizi en çok zorlayan faktör nedir? Bunun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Aslında işin en güzel taraflarından biri de bu; her zorluğun üstesinden gelmek. Soğuk hava, dalgalı ve fırtınalı deniz, yoğun rüzgara karşı eğimli yol, uzun mesafe, teknik arızalar, sakatlıklar… Hepsi bir bütün, hepsi sizi zora sokan şeyler.  Bunların yanında triatlon inanılmaz derecede masraflı bir spor. Türkiye’de sponsorluk sisteminin tanınmaması ve değerlendirilmemesi de sporculara yük oluşturuyor.  Bununla birlikte başta kapalı havuz olmak üzere ciddi bir tesis eksikliği bulunuyor. Bisiklet antrenmanları için de yollar bizler için ölüm-kalım savaşı.  Antalya’da bisiklet ve triatlon sporcularına çarpan kişilere karşı şu anda avukat olarak yürüttüğüm 4 ayrı dava var. Spora ve sporcuya olan saygı ve bilincin gelişmesi gerekiyor. 

Triatlondaki en büyük başarılarınız neler?

+25 yaş grubu sporcusuyum.  Yaş grubumda iyi yarışlar çıkarmak için elimden geleni yapıyorum. Bugüne kadar hep dördüncülük ve altıncılık arasında kaldım, bu sene kürsü görmek için ara vermeden çalışıyoruz. Daha önce içinde yüzme branşının olmadığı duatlon yarışlarına da katıldım. Triatlonda olamasa da duatlon’da ikinci ve üçüncülüklerimle Türkiye ikinciliğim var.  Fakat benim hedefim triatlonda başarı ve kürsü.

Yarışlara nasıl hazırlanıyorsunuz? Haftada kaç gün, ne tarz antrenmanlar yapıyorsunuz?

Haftanın altı günü antrenman yapıyorum.  Haftada ortalama 10-15 km yüzme, 30-40 km koşu ve 150-250 km bisiklet yapıyorum.  Bir veya iki kez de kuvvet çalışmam oluyor.  Maalesef iş, özel ve sosyal hayat bana bu kadar izin verebiliyor. Yarışlara doğru mesafeler artıyor ve sosyal hayat sadece evde dinlenmeye dönüyor.  Uykuya ve beslenmeye daha dikkat ediliyor, daha sert ve yüklemeli antrenmanlar yapılıyor. En önemli şey beslenme ve dinlenme çünkü bunu sağlayamadığınız takdirde antrenmanlardan verim alamazsınız.

Yarışlardan sonraki yenilenme sürecinizde neler yapıyorsunuz?

Yarış bitse de rutin devam ediyor benim için, çünkü sevdiğim şeyi yapıyorum. Düşük tempolu, yorucu olmayan kısa mesafeli yüzme-bisiklet-koşu antrenmanları yapıyorum. Bol mineral içeren sıvı tüketimi ile kaliteli beslenmeye çalışıyorum. Gerek yenilenme gerek de yarış hazırlığı sürecinde düzenli olarak masaja gidiyorum. Bir haftalık yenilenmeden sonra yeniden rutin antrenmanlara dönüyorum ve bir sonraki yarışa doğru yine kendi kampıma giriyorum.

Triatlona başlamadan önce ve şimdiki fiziksel durumunuz arasında nasıl farklar var?

Daha önce fitness’la uğraştığım için kısa kas grubuna sahiptim. Bunun sonucu olarak da esnekliğim azdı.  Triatlona başladıktan sonra kas yapısı oldukça değişiyor, vücut bu üç branşa adapte olmaya başlıyor. İnceliyor, yağ oranı azalıyor, kaslar daha belirginleşiyor, daha izole ve fit bir görünüme sahip oluyorsunuz. Esneklik de oldukça artıyor. 

Herkes triatlon ve IRONMAN’in fiziksel sınırları zorladığını düşünüyor.  İşin mental boyutu ne derece önemli?

En önemlisi diyebilirim! Hiçbir zaman pes etmemeyi öğreniyorsunuz, özellikle IRONMAN yarışlarında vücudunuz, kaslarınız “Yeter artık, durman gerek” diyor ancak siz mental kuvvetinizle bu sinyalleri ve acıları beyninizden uzaklaştırıyorsunuz. Yarış anında izleyicilerden gelecek bir alkış, bir tezahürat veya destek vücutta amfetamin etkisi yaratıyor. Bitiş çizgisini geçtikten sonra vücut, adrenalin ve seratonin istilasına uğruyor, müthiş bir şey.

Triatlonda beğenerek takip ettiğiniz sporcular kimler?

Triatlonda; kuzenim Nuri Acar’ı, yakınımda olması sebebiyle de, gözlemleyip takip edebiliyorum. Bunun kendi gelişimime de çok faydası oluyor. Bunun dışında da birçok Türk sporcuyu sosyal medya sayesinde takip edebiliyorsunuz. Zaten bu sporu yapan kişi sayısı Türkiye‘de oldukça az olduğu için ve hepsiyle bir arada yarışmamız nedeniyle herkes birbirini tanıyor. Tabii ki yabancılar bu sporda gerçekten mükemmel. O düzeye ulaşmak, Türkiye’deki spor bilinci düşünüldüğünde, ütopik bir düşünce gibi kalıyor. Yabancılardan Jan Frodeno ve Sebastian Kienle için bu işin ilahları diyebiliriz.

İlgili olduğunuz diğer spor dalları neler?

Daha önce lisanslı badminton sporcusuydum.  Oldukça eğlenceli olduğu için her fırsatta oynamaya çalışıyorum.  Futbol aşığı biri olsam da triatlon sayesinde sonunda kopabildim ve artık sadece maçları takip ediyorum. Zaten triatlon size zaman bırakmıyor, bıraktığı anda da kendinizi yüzme, bisiklet veya koşuda buluyorsunuz. Çünkü beyniniz sizin için başka bir alternatif üretmiyor, siz de zaten bunlardan başka bir şey istemiyorsunuz.

Hayatta felsefe edindiğiniz bir söz var mı?

‘’Anything is possible!’’ yani her şey mümkün. Bu söz aynı zamanda IRONMAN’in de sloganı ama gerçekten doğru. Hayatta hiçbir şey imkansız değildir, istemek yeterlidir. Fakat ne yapılırsa yapılsın, mutlu olmak ve keyif almak çok önemli.  O yüzden hayat boyu spor yapmak ve salona kapanmamak isteyenler için bu spor kesinlikle tek seçenek.

Triatlonun size öğrettiği, günlük hayatınıza adapte ettiğiniz bir ders var mı? Bu spor size neler öğretti?

Öğretmek olarak tanımlayamasam da bana; sabretmeyi, düzenli yaşamayı, zamanı iyi kullanmayı, pes etmemeyi, inanmayı, her korkuyu yenebileceğini, disiplinli ve prensipli olmayı, bardağın dolu tarafını görmenin önemini ve ne olursa olsun hayatın bir anında kendi başımızın çaresine bakmamız gerektiğini çok iyi bir şekilde hatırlattı ve özümsememi sağladı.

Koşarken müzik dinler misiniz?

Motivasyon için koşuda müzik oldukça önemli, bazen nefesinizi duymamak yorgunluğun aklınıza gelmesini engelliyor. 

Son zamanlarda koşu sırasında en çok dinlediğiniz 5 şarkı hangileri?

İlk 5’imde şunlar var...

Gelecekteki hedefleriniz neler?

Hayat boyu bu sporu devam ettirmek istiyorum.  En son katıldığım Antalya’daki Gloria IRONMAN’i bitirenler arasında 85 yaş yaşında bir sporcu vardı ve herkesi gerçekten kendine hayran bıraktı. Netice olarak mesleğim avukatlık ve kariyer hedeflerim mesleğim üzerine. Bu spor benim için hayat felsefesi ve hayat tarzı, bu nedenle bir ömür sağlıklı olarak antrenman yapabilmek ve yarışlarda olabilmek tek hedefim.