Mobilemenu
Profile

Tur Sırasında Yanınızda Olmasını İstemeyeceğiniz 5 Tip

Yarışmacılar

Önceden konuştunuz, rotanızı belirlediniz, zaman çizelgenizi kafanıza oturttunuz değil mi? Sen öyle san! O eleman mutlaka seninle yarışacak; kurtuluşun yok. Düz yolda mı gidiyorsunuz; hemen en yüksek vitese atacak ve kendisini Marcel Kittel zannederek pedallara asılacak! Yokuş mu başladı; hemen Nairo Quintana edasıyla selesinden kalkıp sizi silkelemeye çalışacak! Hiçbir şey bulamazsa bu sefer dünya saat rekortmeni Bradley Wiggins olup zamana karşı moduna geçip dili dışarıda tempo yapacak! En fenası bir yerde durup gevşek bir sırıtmayla sizi bekliyor olacak. İyisi mi, canınızı daha fazla sıkmadan ve başınızı belaya sokmadan (kaza ya da kavga!) gerisin geriye dönün, o arkadaş da kendi kendine yarışsın dursun. 

Antrenmansızlar

Bu tiplere denk gelince belki yarışmacı tipleri özleyebilirsiniz çünkü bu arkadaşlar hep arkada kalırlar, sürekli mola vermek isterler, moladan sonra da pedal çevirmeye üşenirler! Onlar yüzünden sürekli durmak zorunda kalırsınız, tutturduğunuz tatlı tempoya elveda dersiniz. Yokuşlarda kendi temponuzda çıkmanıza laf ederler (İlla onun temposuna uymalısınız!), her türlü geride kalıp zirvede ter içinde rüzgar yemenize sebep olurlar. Hamur işinden sigaraya, geç saatlerde uyumaktan bakkala arabayla gitmeye kadar her türlü zararlı alışkanlık onlardadır ama sen yok musun sen, bütün derdin ona sıkıntı çektirmek değil mi? Evet, bir de böyle mızıldanıp dururlar!

Kurallardan Şaşmayanlar

Elbette insan sağlığı ve hayatı, her şeyden önce gelir. Bisiklete binerken güvenlik önlemlerini tam olarak almak ve uygulamak doğrudur. Ama… Bazıları bu durumu biraz fazla abartıyor. Örneğin birlikte birkaç saatlik bir tur atacağınız arkadaşınız mutlaka fosforlu bir üst giysi giymenizden kaskınıza bir ayna takmanıza, dönüşlerde kolunuzla işaret vermenizden gözlüksüz yola çıkmamanıza dair her şeyi ama her şeyi kontrol edebilir, bunları yapmanızı size dikte edebilir. Uzun tayt mı, kısa tayt mı giyilecek; çoraplar taytın dışında mı, içinde mi olacak; saatte kaç kilometre hızla gidilecek; inişlerde virajlar nasıl alınacak; kuru yemişler ne zaman yenilecek, kafeinli içecekler ne zaman tüketilecek hepsine onlar karar verir. Öyle köylük yerlere gidip de yağlı gözlemeler yemeyi (şişirir!), köy ayranları içmeyi (uyku getirir), çikolata yuvarlamayı (çabuk yorulmana sebep olur!), önceden belirlenmiş rotanın dışına çıkıp keşifler yapmayı (kaybolursun, gücün biter, karanlığa kalırsın!) unutun.

Kafayı Yeni Modellere ve Mekaniğe Takanlar

Bu adamları mutlu edebilmek mümkün değildir. Hep daha iyisini, daha yenisini isterler. Paraya kıydın, iki sene yaz tatiline çıkmayı iptal ettin ve hayallerindeki bisikleti aldın. Hayırlı olsun ama olmaz! Bu arkadaşla çıktığın turda “Ah be abi, niye Defy aldın? Bu paranın biraz üstüne Tarmac patlatırdık sana!” der durur. Tarmac alsaydın, Pinarello diyeceği için dert etme, bas pedalına geç gitsin! Tabii o senin yanından ayrılmaz. “Hangi vitesle gidiyorsun, hangi aynakolu kullanıyorsun, neden bu frenleri aldın? Daha iyisi şuydu, sele borunu ayarlat, jantlarını incelt, zincirini yağla, ama kuru yağ ile yağla, kaskının modası geçmiş, ayakkabın eskimiş…” Yeteeeer!

Şekilciler

Bu adamlar/kadınlar aslında öyle 3-5 saatlik bisiklet turuna çıkmazlar ama olur da bu “hatayı” yaparlarsa emin ol önümüzdeki 250 sene boyunca onun bu macerasını dinleyeceksin! Bütün gayesi anlatmaya değer bir bisiklete binmek, o bisikletçi taytlarını giymek, yokuşlarda terlemek, inişlerde dikkat kesilmektir. Daha doğrusu o bunları yaparken yol üstündeki herkesin (evde oturanlar da bir zahmet balkona çıksın lütfen!) onu seyretmesidir. Sürekli durup fotoğraf çekip bunları sosyal medyada paylaşmayı görev bilirler. Tur sonunda, ki muhtemelen o bitirebilsin diye rota kısaltılır, hemen orada olamayanlara bilgi geçerler. Tur biter, yıllar yılı devam edecek o övünme seansları bitmez. Çaren yok, dinleyeceksin! Ama merak etme, bir daha asla seninle tura gelmeyecektir…