Mobilemenu
Profile

BMX’in Babası: Bob Haro

20. yüzyılın ikinci yarısıydı. Gaz ve toz bulutunun ardından yaşanan patlama ve geride kalan milyarlarca yılın ardından yeni kıta Amerika’nın kuzeyinde kurulan ve soğuk savaşı önde götüren ABD’nin Kaliforniya eyaleti sokaklarında BMX diye bir şey belirdi. Yerinde duramayan bu küçük bisikletle ne yapılacağını kimse bilmezken, San Diego’daki bir bisiklet dükkanının arkasındaki küçük yarışta tüm yeteneği ve cesaretiyle tarihe adını yazdırmak için bekleyen bir genç vardı. Yaptığı o yarışın ardından BMX tarihine adını asla silinmeyecek şekilde yazdıran bu delikanlının adı: Bob Haro’ydu.

Daha 16 yaşındayken motosiklet alabilmek için markette çalışmaya başlayan Pasadena doğumlu Haro, babasının da yardımıyla ilk motosikletini aldı ve motokros disiplininde elliden fazla kupayı evine götürmeyi başardı. Günümüzdeki BMX-motosiklet ilişkisinin tersine, Pasadenalı genç, BMX’i daha sonra keşfetti. Bisiklete atladığı gibi harikalar yaratmaya başlayan Bob, sınırsız hayal gücü ve iflah olmaz adrenalin tutkusu sayesinde BMX’in ruhunu o güne kadar kimsenin görmediği biçimde ortaya çıkarırken henüz adı bile konmamış sınırları birkaç yıl içinde ortadan kaldıracağının sinyallerini verir gibiydi.

San Diego’daki bisiklet macerası çeşitli takımlarla beraber girdiği yarışlarla devam ederken bir yandan da “freestyle” yani serbest stil diye bir şeyi denemeye başladı. Şimdi söylemesi kolay ama ortada hiçbir şey yokken sıfırdan bir disipline hayat vermek kolay iş değil. BMX’i toprak pistlerden çıkarıp kaykay parklarında denemeye cüret eden Haro, zamanın hakim sporu kaykaya gönül verenler tarafından sıcak karşılanmasa da ortaya koyduğu inanılmaz hareketler BMX’in kısa zamanda kaykay parklarında kabul görmesini kolaylaştırdı. Şimdilerde “freestyle” olarak bildiğimiz en önemli disiplinin kahramanının adını bir kere daha söyleyelim o zaman: “Bob Haro”.

Kariyerinde imza attığı ve atacağı başarılar yetmeyecekmiş gibi 1980’lerde milyonlarca gencin rüyasını süsleyen bir filmin tüm karakterini değiştirmeyi ihmal etmemiş genç bisikletçi. Dünyaya ayak basan en ünlü uzaylıyı polislerden kaçırıp evine ulaştırmak kendisine nasip olmuş. Dönemin gişe rekortmeni E.T. filminin finalindeki kaçış sahnesinde bisiklet süren dublörlerden biriymiş Haro.

E.T. filminin vizyona girmesinin ardından Amerika’da yaşanan BMX patlamasını buradan okuyabilirsiniz.

Kendisine verilen “Godfather of BMX” lakabını da sonuna kadar hak eden Haro’nun arka arkaya sakatlanan ve dört kere ameliyat edilen dizi sporcunun geçen zamanı fark etmesini sağladı. Açtığı yolda arkasından gelen 14-15 yaşındaki genç yeteneklerle karşılaştırdığında, metrelerce yükseklikteki rampalardan atlamanın artık kendisi için uygun olmadığını anlayan Haro, 1985 yılında bisiklet sürmekten vazgeçti.

Bisikletin üzerinden inmiş olsa da dünyaya yeni bir spor kazandıran bu güzel adam hiçbir zaman BMX’ten uzaklaşmadı. Geçen yıllar boyunca yeni sporculara destek vermeye, bisikletlerin gelişmesine katkı yapmaya devam etti. Şimdilerde sporu geleceğe taşıyacak çalışmalara devam eden Bon Haro’nun BMX tasarımına yaptığı katkıları ve kurduğu Haro Bikes şirketini de buraya sıkıştırmamak olmaz. Bu yazıyı “Haro’ya Giriş” olarak adlandıralım ve “Haro 102’de buluşmak dileğiyle, bizden şimdilik bu kadar” diyerek yazımızı sonlandıralım!