Mobilemenu
Profile

BMX'in Yaşı Yoktur

Karar vermek için erken ya da geç olduğu konusunda söylenenen tüm sözler aksi ispat edildiğinde anlamını yitirir. Ve bu çok sık tekrarlanan bir gerçektir.

Takibi mümkün olmayan günler, peşi sıra karşınıza çıkan sorunlar ve gündelik hayatın bütün sıradanlığı, yaşamaktan aldığımız zevki her gün biraz daha azaltıyor. Bu umutsuzluğu kıracak, etrafımıza daha mutlu bakabilmemizi sağlayacak yollardan en basiti ise kuşkusuz spor yapmak. Ne var ki bilinçli anne babaları sayesinde sporla erken yaşta tanışıp "Spor yapıyor musun?" sorusuna cevaben arka arkaya bir sürü farklı disiplinden bahseden şanslı arkadaşları saymazsak, düzenli spor yapan ve bu sayede mutlu bir hayat yaşayabilenlerin sayısı oldukça az.

Dikkat süremizin japon balıklarınınkinden daha kısa (8 saniye) olduğundan, herhangi bir spora başlayıp mutlu olabilecek kadar uzun süre devam edebilmemiz pek kolay olmuyor. Çağın getirdiği konsantrasyon eksikliğinin yanında yüzyılların değişmeyen engeli; inançsız, heves kıran, insanı yediğinden içtiğinden soğutan arkadaşlar da nedendir bilinmez ama hayatlarımızdaki yerlerini korumaya devam ediyorlar. İşte tam da bu noktada gidişata son verebilecek bir fırsat çıkıyor karşımıza; başka sporlar.

Hayatımızın herhangi bir döneminde muhakkak karşılaştığımız futbol, yüzme, vücut geliştirme gibi sporlar hakkında herkesin söyleyecek bir sözü var. Ancak birçok insanın henüz tanışma fırsatı bulamadığı extreme bir sporla uğraşmaya başlarken, heves kırmaya bayılan arkadaşlarımızı çaresiz bırakırabiliyoruz. Gelişmemizin her aşamasında, insan aradığı motivasyonu sadece kendinde bile bulabilir. İyi hoş güzel de bu hangi extreme spor diyorsanız, BMX eğlenceli bir seçenek olabilir!

İnternetle beraber düşüş videolarında, 90’larda takip ettiğiniz birkaç dergide ya da çok küçük bir ihtimalle yıllar önce komşu mahalleden adını hatırlamadığınız arkadaşınızda görmüş olduğunuz o küçük bisikletin, sınırsız ve eğlenceli bir enerji kaynağı olduğunu düşünmek ilk etapta çok kolay olmayacaktır elbette. Ancak fırsatını bulup pedalları çevirdiğiniz gibi vücudunuzu sarmaya başlayan heyecanı ve mutluluğu yaşadıktan sonra bunu tanımlamakta zorlanıp, “Abi güzel ama bi değişik, başka yani, bisiklet gibi değil” benzeri bir açıklama yapacağınızı garanti edebiliriz. Ve maddi imkanlarınız el veriyorsa ilk denemenizin ardından Google’da “BMX Fiyatları-ENTER” işlemini yapacağınızdan şüphemiz yok. Hele ki işleri biraz daha ileri götürüp, satın al butonuna basmaya karar verirseniz BMX’in bir zaman makinesine dönüşüp sizi gençliğinize götürmesine karşı çıkma şansınız kalmadı demektir.

Vızırdayan arka tekerleğinizle sahil yolunda salınırken, geride bıraktığınız her metre sizi daha da gençleştirip bir sonraki yolculuğunuz için heyecanınızı körükler. Birkaç sıkı pedal attıktan sonra yerden sadece 50 cm yukarıda duran seleye oturup rüzgarın tadını çıkarmaya başladığınızda bunca zamandır BMX’ten habersiz olduğunuz için kendinize kızmaya başlarsınız. Bisikletinizle aranızdaki aşk alevlendikçe, kaldırımlar aşkınızın aşması gereken engeller, en ufak tümsekler yaşamak zorunda olduğunuz maceralar gibi görünür gözünüze.

Aslına bakarsanız işin en güzel kısmı tüm bunları yapmaya başlayabilmek için bisikletin size hiçbir zaman yaşınızı sormamasıdır. Okuduğunuzda BMX adı başlamak için kulağa çok zor gelse de cesaret edip karar verdikten sonra işlerin hiç de böyle gitmediğini göreceksiniz. Yapılacak şey çok basit: Harekete geç ve yaşa. Belki siz de bir gün Pharrell ya da Nigel Sylvester kadar mutlu olabilirsiniz.