Mobilemenu

Myanmar ya da eski adıyla Burma. Başkenti Yangon’a İstanbul’dan ancak 12.5 saat süren bir uçuşla gidebiliyorsunuz. Alman sosyal sorumluluk kuruluşu olan Make Life Skate Life, bilhassa kız çocukların sokağa daha fazla çıkmalarını ve kaykayla uğraşmalarını sağlamak için bir proje başlattı bu ülkede. İnsanlığın kaderini değiştirecek bir adım gibi gelmedi değil mi? Peki şöyle düzeltelim; yaklaşık 50 yıl ordu tarafından yönetilmiş, bitmek tükenmek bilmeyen savaşlara sahne olmuş, ulusal borsasına dahi henüz birkaç ay önce kavuşmuş, 25 yıl aradan sonra seçimle -fakat oy verme hakkının mezhebe göre belirlendiği özgür bir seçimle- iktidarın belirlendiği ülkede başlattılar bu projeyi.

1962’de askerin yönetime el koyduğu ve 2015’e dek yönetimi bırakmadığı Myanmar, Kuzey Kore’den sonra dünyanın en kapalı ülkelerinden biri olarak biliniyor. Öyle ki 2008’de Nergis Kasırgası’nı yaşayan ülkede askeri yönetim başta ölü, yaralı ve kayıp sayıları hakkında bir açıklama yapmamış fakat sonrasında yerel halk ile uluslararası kamuoyundan gelen baskılara dayanamamıştı. 55 bin kişinin öldüğü, 77 bin kişinin kaybolduğu felaket sırasında ve sonrasında ülkenin kapılarını yabancı yardım kuruluşlarına kapılarını açmaya ikna etmek için dahi çok uzun bir diplomatik süreç yaşanması gerekmişti.

İşte bu sebeplerden, Kaliforniya’da ilk kez yapılmaya başlandığı ve sonrasında da kitleleri peşinden sürüklediği 50’ler ile 60’lardan epey zaman sonra kaykay sporu Myanmar’a adım atabildi. Milenyuma yaklaşmışken küçük bir topluluğun çok kısıtlı imkanlarla bir araya gelmesini sağlayan kaykay, gelişen teknoloji ve mesafelerin kısalmasıyla birlikte 21. yüzyılda daha fazla gencin ilgisini çekmeye başladı. Fakat tüm sorunlar çözülmüş de sayılmazdı. Myanmar’da gerek tesis eksikliği gerekse de teknolojinin aşırı pahalı olması sebebiyle kaykayla ilgilenenlerin sayısı, dünyanın geri kalanında olduğu gibi hızla artamıyordu. Teknoloji ne kadar pahalı ve ulaşılamaz olabilir diyeceksiniz; 2009’da bir sim kartın fiyatı 2 bin dolar’dı!

Tam da bu zamanlarda Make Life Skate Life adlı yardım kuruluşu, 5 milyonu geçmiş nüfusunun neredeyse yarısı 25 yaşın altında olan başkent Yangon’daki çocukların kısıtlı imkanlara ve hiç alamadıkları eğitimlere rağmen yeteneklerinden etkilendi. Sonrasındaysa ülkede kaykay pistlerinin yapılması, ekipmanların alınması ve kendileri ülkeyi terk ettikten sonra yerel kuruluşların tüm bunları yapabilmeleri adına bir yardım kampanyası başlattı. ‘Pushing Myanmar’ adı verilen kampanyayla, çok kısa sürede dünyanın dört bir noktasından gelen bağışlar sayesinde ülkenin tam donanımlı ilk kaykay pistinin yapımına başlandı.

Make Life Skate Life bugüne dek Ürdün, Bolivya ve Hindistan gibi ülkelerde aynı yöntemle gençlere spor yapmanın yanı sıra farklı gelir gruplarından, ırklardan, yetiştirilme tarzlarından ve cinsiyetten yaşıtlarıyla ülkedeki baskılara rağmen bir araya gelme fırsatı sundu.

‘Save the Children’ uluslararası sivil yardım kuruluşunun yaptığı bir araştırmaya göre, Myanmar’da doğan bebeklerin tam %60’ında gelişim geriliğine rastlanıyor. Güneydoğu Asya’nın diğer bölgelerindeki çocuklara göre erken ölüme daha sık rastlanıyor. Çocuklar sırtlarına bir sepet alıp sokaklarda dolaşabilecek yaşa geldiklerinde, günlük $1’dan daha az paraya çalışmaya başlıyor. Büyük kısmı iyi bir eğitim alamıyor, hatta okuma yazma dahi öğrenemiyor. İşte bu sebeplerden, normal şartlarda yetişen akranlarının yaptıkları sıradan dahi olsa herhangi bir şeyi yapmalarının hayatlarında neleri değiştirebileceği, bunları öğrendikten sonra daha iyi anlaşılıyor.

George Orwell, 1922-1927 yılları arasında mecburi hizmetle imparatorluk polisi olarak görev yaptığı Burma’da geçirdiği günlerden sonra, “Karabasan gibi üstüme gelen Burma manzaraları zihnime öylesine kazınmıştı ki, kafamdan o günleri koparıp atmak için bir roman yazmak zorunda kaldım” demiş ve 1934’te Burma Günleri’ni yazmıştı. O günlerden bu yana sömürgecilik kalktı, askeri vesayet sona erdi ve yeni adıyla Myanmar, emekleyerek de olsa özgürleşiyor. Yeni nesil sayesinde Myanmar belki de bu yüzyılda bir başka romanda, zihinden koparılıp atılmaya çalışılan anıların yerine hatırlanmak istenen anılarla konu olacak.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR