Mobilemenu
Profile

Çağla Kubat: “Windsurf Tüm Hayat Akışımı Belirledi”

İlk rüzgar sörfü tecrübeni anlatabilir misin? Nerede duydun, yapmaya nasıl karar verdin?

Yurt dışında tesadüfen tanıştığımız turistlerin, Alaçatı’da sörf yapmak için Türkiye’ye gelmiş olduklarını öğrendik. Bizim Çeşme, Ilıca tarafında yazlığımız vardı ancak Alaçatı tarafında bir sörf merkezi olduğundan haberimiz yoktu. O zamanlar Alaçatı bir köy olarak biliniyordu, şimdiki kadar gelişmiş değildi. Orada şimdiki gibi 13 tane değil Almanlar tarafından işletilen tek bir okul vardı. Tüm sporlara meraklı olan bir aile olarak, Türkiye’ye döner dönmez ilk yaz tatilimizde o sörf merkezini bulduk ve bu şekilde rüzgar sörfüne başladık.

Rüzgara sörfüne dair en çok neyi sevmiştin?

Aslında ben tüm sporları ailemle yapıyor olmaktan çok keyif alıyordum. Aramızda her zaman “Kim daha önce öğrenecek, kim daha çabuk ilerleyecek” diye tatlı bir rekabet vardı. Diğer sporlarda olduğu gibi, ilk başlarda rüzgar sörfünün de en keyifli yanı; anne ve babamla malzeme kiralayıp kendi başımıza öğrenme çabalarımız ve bunu birlikte paylaşıyor olmamızdı. Zaten pek çok insana da şunu söylerim: Başlangıç derslerinde, ileride alacağınız keyfin belki %10’unu hissedebilirsiniz.

Ben ilerleme kaydettikten sonraki en güzel kısmın ise “water start” dediğimiz sudan çıkış anı ve trapeze gerçek anlamda vücut ağırlığınızı verdikten sonraki anların olduğunu düşünüyorum. O aşamada artık malzeme ve rüzgar sizi değil, siz onları kontrol ederek su üzerinde kayıyorsunuz. Özgürlük hissi veren o hızı herhangi bir motordan değil de tamamen doğal bir şekilde, rüzgarın doğru kullanılmasıyla elde etmenin keyfinden bir daha vazgeçemedim. Bu duyguları yaşadıktan sonra rüzgar sörfünün bırakılabilecek bir spor olduğunu düşünmüyorum. Herkeste mutlaka bir bağımlılık yapıyor.

Anne ve baban hala rüzgar sörfüne devam ediyor mu?

Babam belinden ameliyat olduğu ve bir takım sakatlıklar geçirdiği için eskisi gibi yapamıyor ancak annem sörf merkezine geldiği zaman mutlaka ekipman alıp windsurf’e çıkar!

Rüzgar sörfüne başlarken, ileride bir gün Türkiye şampiyonluğu yaşayacağın veya uluslararası organizasyonlarda zirveye oynayacağın aklına gelir miydi?

Daha önce snowboard, tenis, basketbol, voleybol gibi birçok spor yaptım ancak hiçbirine profesyonel olmak veya belli dereceler elde etmek için başlamadım. Dediğim gibi belli bir aşamaya geldikten sonra rüzgar sörfünde farklı şeyler buldum. Yaptığım diğer dallarda da profesyonel olarak ilerlememi, yarışlara katılmamı tavsiye edenler oldu ama beni en çok çeken dal windsurf oldu. Yarışmaktan da çok keyif aldım. Şimdilerde çoğu insan hırsla başlıyor ancak ben ilk zamanlarda da dereceye girmek için değil keyif aldığım için yarışıyordum, şu anda da yarışmaktan çok keyif alıyorum. Keyif almaya devam ettikçe yarışmaya da devam edeceğim.

Geride bıraktığımız PWA sezonunu 6’ncı olarak bitirdin. Sezon senin için nasıl geçti? Yeni sezon için hedeflerin nedir?

Kızım Selin hayatıma girdikten sonra turu ilk kez geride bıraktığımız sezon tekrar takip etmeye başladım. Son yarışa kadar ikincilik şansım vardı ancak sezonun son yarışı olan Yeni Kaledonya’da gerçekten çok kötü bir performans gösterdim ve üçüncülükten altıncılığa düştüm. Zaten geçtiğimiz seneki hedefim ilk 5 içinde olmaktı yani hedefimden çok az şaşmış oldum. Sonuçta bir bebekle hazırlandığım ve yarışlara yeni dönmeye başladığım bir sezondu.

Önümüzdeki sezon için çok daha iyi hazırlandığımı düşünüyorum. Özellikle sert havada çalışmak için üç hafta Tenerife’e gittim. Doğumdan dolayı geçtiğimiz sene antrenman programıma sert rüzgarlı bir bölge ekleme fırsatım olmamıştı ancak bu sene onu da gerçekleştirdim. Bu sezon sonuçların daha iyi olacağını düşünüyorum. Hedefim tabii ki ilk 3 içinde yer almak.

Türk sporcularının sıralamalarına bakınca kadınların sıralamalarda erkeklere oranla daha başarılı olduğunu görüyoruz. Sana göre bunun nedeni ne?

Evet, son senelerde Türk kadın sporcular inanılmaz derecede başarılı. Kadınlar kategorisinde, ilk 6’da her zaman üç Türk sporcu var. Bunun nedenlerinden ise tam olarak emin olamıyorum. Hepimiz yarışlara ciddi bir şekilde hazırlanıyoruz. Örneğin Lena Erdil ve ben yurt dışı ağırlıklı çalışıyoruz, yabancı sporcuların standartlarında çalışmalar yapıyoruz. Diğer bir örnek Fulya Ünlü ise eğitim hayatına devam ettiği için yurt dışı ağırlıklı bir antrenman programı uygulayamıyor ancak yine de bizimle aynı başarıları Alaçatı’da hazırlanarak elde ediyor. Onun başarısı olmasa “Yurt dışında farklı şartlarda yapılan antrenmanlar sayesinde başarıyı yakalıyoruz” diyebilirdim ancak onu da diyemiyorum! Bu yüzden bu sorunun kesin bir cevabı yok aslında.

Slalom dışında başka bir disiplinde yarışmayı düşündün mü?

Bir dönem olimpik sınıf olan RS: X için antrenman yaptım fakat maalesef benim dönemimde bu konuda yetişmiş antrenörler yoktu. Ayrıca o zamanlarda federasyon desteği de şimdiki gibi değildi. Artık Yelken Federasyonu olimpik sınıfa çok destek veriyor. O dönemde bulduğum sponsorluklarla çok iyi yabancı antrenörleri 10 gün için Türkiye’ye getirip, çok iyi çalışmalar yapıyordum ancak bunlar yeterli olmuyordu çünkü yurt dışındaki rakiplerim bu antrenörlerle sene boyunca çalışıyordu. Onlarla 10 gün vakit geçirmek, kendiniz için ne kadar farklı bir antrenman programı uygulayabileceğinizi görmekten başka bir işe yaramıyordu. “Onlar tüm sene böyle çalışıyorlarsa benim gerçekten hiç mücadele etme şansım yok” diye düşündüm ve bunu gördüğüm için devam etmedim.

Freestyle ise hiç yapmadım. Şimdi slalom ekipmanı üzerindeki rahatlığımı artırmak için ufak tefek hareketler çalışıyorum ama bunların hepsi slalom yarışlarında işime yarayacak şeyler.

Wave kategorisini de Hawaii’de bulunduğum bir zaman keyif için denedim. O alanda da yarışmayı düşünmüyorum çünkü bu işe çok daha küçük yaşlarda başlamak gerekiyor. Bu noktadan sonra dalga kategorisine başlayıp derece almak çok zor olur diye düşünüyorum. Ayrıca ülkemizde o disiplini geliştirecek dalgalar da yok.

Günde kaç saat, ne tarz çalışmalar yapıyorsun?

Bizim sporumuzun en zorlu tarafı rüzgara bağlı olmamız. Gönül isterdi ki “Haftanın 5 günü, 4-5 saat antrenman yapıyorum” diyebileyim ancak öyle olmuyor. Rüzgar olduğu zaman sonuna kadar kullanmaya çalışıyoruz. Örneğin bugün rüzgar vardı ve sabah saat 10’dan akşam 7’ye kadar sudaydım. Sadece bir ara öğle yemeği için sudan çıktım ve olabildiğince fazla suda kalmaya çalıştım. Mesela yarın da rüzgar yok! Tenerife Adası’nda ise üç hafta kaldım ve 2 gün hariç her gün rüzgarlıydı. Böyle durumlarda 2 saat sabah, 2 saat öğlen suya çıkmak yeterli oluyor ve daha limitli çalışabiliyorsunuz. Şu sıralar yarışlara hazırlandığımız için rüzgarı yakaladığım günlerde 8 saat suda kaldığım bile olabiliyor.

Rüzgar olmadığı günlerde nasıl çalışmalar yapıyorsun?

Bisiklete binmeyi çok seviyorum, bu ayrıca rüzgar sörfü için çok faydası olan bir spor. Genelde inişli çıkışlı, kalp hızını artıran parkurları tercih ediyorum çünkü rüzgar sörfünde de nabız çok artıyor ve tıpkı bisiklette olduğu gibi rüzgar sörfünde de bacaklarımızı çok kullanıyoruz. Yine windsurf için eşimle uzun zamandır uyguladığımız kara antrenman programımız var. Rüzgarın olmadığı, çok uzun saatler suda kalmadığım ve vücudumun yorulmadığı günlerde mutlaka o programı uygulamaya çalışıyorum.

Yarışlardan önce nasıl bir ruh haline sahip oluyorsun? Kendini motive etmek için neler yaparsın?

İşin en zor taraflarından biri de yarış öncesindeki ruh hali aslında! Yarışlardan önceki antrenman dönemini ve yarış sırasını gerçekten çok seviyorum ama bu spordaki tek sevmediğim kısım yarış gününün öncesindeki saatler. Hele bir de rüzgar bekliyorsak! “Rüzgar çıktı mı? Çıkacak mı? Kaç esiyor? Nasıl malzeme hazırlayalım?” Gerçekten çok stresli bir zaman dilimi. Neyse ki yarış başladıktan sonra her şey çok keyifli bir hal almaya başlıyor. Kaç senedir denediğim hiçbir yolla, hemen yarış öncesinde, tamamen sakinleşmeyi başaramadım. Bu sene ise yeni öğrendiğim bazı nefes egzersizlerini deneyeceğim.

Dünyada yarışmaktan veya rüzgar sörfü yapmaktan en çok keyif aldığın yerler hangileri?

Favorim tabii ki tüm dünyaca windsurf cenneti olarak kabul edilmiş olan Alaçatı. Kanarya Adaları’nda bulunan Tenerife, antrenman için sık sık tercih ettiğim ve çok sevdiğim bir bölge. Yaklaşık 10 senedir gittiğim, eşimle tanıştığım, birçok anım olan Kore’ye de artık çok alıştım.

Turun düzenlendiği noktalardan favorim Aruba olmuştu. Umarım orada tekrar yarışma şansımız olur. Zaten ben Karayipler’e bayılıyorum. Her sene 2 ay eşimin ailesinin yaşadığı yer olan Virgin Adaları’na gidiyoruz. Orada da sörf yapmaktan çok keyif alıyorum. Altınızdaki bütün deniz hayatını gözlemleyebildiğiniz berraklıkta bir su var, bembeyaz bir kum… Rüzgar da çok stabil. İnsanları çok tatlı ve cana yakın. Tek kötü tarafı bazen biraz fazla sıcak olabiliyor!

Aynı zamanda bir rüzgar sörfü okulun da var. Okula olan ilgi nasıl?

Çağla Kubat Windsurf Academy’i 2011 yılında kurdum. Burayı eşimle birlikte her sene biraz daha geliştirdiğimize inanıyorum. Özellikle Samsun, Antalya, İstanbul, Ankara gibi farklı şehirlerdeki okullar yaz kampı için akademimizi ziyaret ediyor. Gidişattan çok memnunum, her sene daha çok okuldan ilgi görüyoruz.

Akademi, windsurf öğrettiğimiz bir yer olmanın yanında aynı zamanda bir kulüp ve benim lisanslı sporcularım var. Buradaki genç sporcularla sürekli olarak çalışma halindeyiz. Onların getirdiği başarılar da beni çok mutlu ediyor. Poyraz Akay bunlardan bir tanesi. Henüz 15 yaşındaki Ali Maga da oldukça başarılı sonuçlara imza atıyor. Böyle başarılı gençlerin yetişiyor ve buna benim de bir katkımın oluyor olması beni gerçekten çok mutlu ediyor.

Burayı aynı zamanda markalar ve windsurf sporunu bir araya getirdiğimiz bir iletişim platformu gibi de düşünüyoruz. Bazen genç sporcularımız, akademi sayesinde kendilerine sponsor da bulabiliyorlar. Dolayısıyla akademinin pek çok farklı görevi var.

Sen de akademide dersler veriyor musun?

Usta eğitmen belgesine sahip olduğum için akademideki hocaları eğitiyorum. Sonra dersleri sezon boyunca onlar veriyor. Kulübümdeki sporcularla birlikte antrenman yaparak onları da geliştirmeye çalışıyorum. Bu antrenmanlarda teorileri, teknikleri ve yarış sırasında uygulamaları gereken taktikleri onlarla paylaşmaya çalışıyorum.

Profesyonel olarak yarışlara hazırlanmanın yanında bir yandan da okulun işleriyle ilgilenmek seni zorluyor mu?

Evet, gerçekten çok yoğun oluyor. Mesela yarış için Kore’de bulunacağım tarihte akademide sezon açılacak ve kamplar başlayacak. Bu tip çakışmalar nedeniyle okuldan uzak kalıyor olmak beni strese sokuyor çünkü her şeyin kontrolünün bende olmasını istiyorum. Yarışlar dışında öyle çok büyük sıkıntılar yaşamıyorum. Aynı yerde antrenmanlarımı yapıp, aralardaki vakitlerde akademiyle ilgilenebildiğim için lojistik bir sıkıntım olmuyor.

Dünyada ve Türkiye’de beğenerek izlediğin rüzgar sörfçüleri hangileri?

Benim senelerdir gözlemlediğim bir şey var: Bir sporcunun iyi performansı, olumlu davranışıyla birleşince gerçek başarı kazanılıyor. Dünyada bu anlamda Sarah-Quita Offringa’yı beğeniyorum. Her dalda çok başarılı ve yetenekli bir sporcu. Ayrıca herkesle iletişimi çok iyi ve inanılmaz güzel bir ruh yapısı var. Türkiye’den Fulya Ünlü’nün son yıllardaki inanılmaz performansını çok yakından ve keyifle izliyorum. Yarışlardaki performansının yanında güler yüzü ve mütevazı duruşuyla örnek bir sporcu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Kendi okulumdan Poyraz Akay, Ali Maga, Lara Şedele, Lara Bilem ve 10 yaşındaki Ali Günem’in ismini de yakında çok sık duyacağımızı düşünüyorum.

Yıllardır turu  takip eden Lena Erdil ve Enes Yılmazer’in başarıları da beni çok mutlu ediyor.

Son yıllarda yaşamının çoğunu geçirdiğin Alaçatı’ya olan ilgi artışı okulunuz için sevindirici olsa gerek ancak bu yoğunluğun günlük yaşamını zorlaştırdığını düşündüğün anlar oluyor mu?

Kesinlikle zorlandığımız zamanlar oluyor. Ben bu kadar kalabalığı seven bir insan değilim. Ayrıca sezonun çok kısa oluşu ve bir anda yapılan büyük yatırımlar nedeniyle Alaçatı çok pahalı bir yer haline de geldi. Eskiden kesinlikle böyle değildi ve bu durum bizi çok zorluyor. Sezonluk bir iş yaptığımız ve çok sayıda mekan açıldığı için ekip oluşturmakta da zorlanıyoruz. Alaçatı’nın o bakir halini çok özlüyorum.

Alaçatı’daki bu kalabalıkla benim okulum ise çok paralel ilerlemiyor. Ben daha çok okul kampları gibi farklı şekilde eğitimler veriyorum. Sezon açıldığı zaman kış aylarından belli olan kamplarımız oluyor. Ben macera ve doğa sporlarını seven kitlenin bu kalabalığı sevmediğini düşünüyorum. Bu durum da bizim sporumuzu sevenlerin Alaçatı dışında alternatifler aramasına sebep oluyor. Yani Alaçatı’nın bu şekilde popüler hale gelmesinden çok memnun değilim.

Eşin Jimmy Diaz da hem rüzgar sörfçüsü hem de PWA başkanı. Sana rüzgar sörfü ile ilgili tavsiyeleri oluyor mu? Turnuvada yarışan bir sporcu olarak senin ona PWA ile ilgili önerilerin, tavsiyelerin oluyor mu?

Rüzgar sörfünde yarışçılıkla ilgili neredeyse her şeyi Jimmy’den öğrendim. Birlikte antrenman yapıyor olmak, ortak hedeflerimizin olması ikimiz için de çok iyi oluyor. Şimdi bir de bebeğimiz var. Onunla birlikte kendimizi bir ekip gibi hissediyoruz.

Tabii ki PWA ile ilgili de konuşuyoruz. Ben özellikle kadınlar kategorisi ile ilgili konulardaki fikirlerimi bizim tarafımızdan bakabilmeleri adına mutlaka onunla paylaşıyorum. PWA’de farklı disiplinlerden ve windsurf endüstrisindeki farklı isimlerden oluşmuş bir komite var ve hep birlikte karar alıyorlar. Doğru bir ekip olduğu için burada alınan kararların her zaman windsurf için en iyisi olduğuna inanıyorum.

Eşin Jimmy Diaz akademiyle de ilgileniyor mu?

Akademiyi iyi bir iş bölümü ile birlikte yürütüyoruz. Jimmy henüz dilimize hakim olmadığı için insan ilişkileri ve muhasebe gibi konularla ben ilgileniyorum. Jimmy daha çok hocaların kontrolü ve teknik konuların işleyişiyle ilgileniyor.

Herhangi bir firmayla sponsorluk anlaşman bulunuyor mu?

%100 doğal meyve suyu markası olan Zumosol hem akademide hem yarışlarımda iki senedir sponsorum. Bu yıl Oakley destek sponsorlarımdan oldu. Yaklaşık 10 senedir Starboard markasıyla anlaşmam devam ediyor. Bu sene yelken sponsorum Point-7 oldu. Nike ile olan ortaklığımın yanında windsurf ve plaj giyimi markası Ion ile bu yıl başlayan yeni bir anlaşmam var.

Rüzgar sörfündeki gençler de yeterince sponsor desteği bulabiliyorlar mı?

Genç sporcular sponsor desteği bulmakta zorlanıyor. Mesela Fulya’nın bir sponsoru yok. Kulübümüzün genç sporcularından Poyraz da bu konuda zorlanıyor. Bizim bir takım konseptimiz var ve ona da sponsor arıyoruz. Çağla Kubat Takımı’nın ortak bir sponsoru olacak ve bu sayede genç sporcular destek bulabilecek. Keşke herkese yardımcı olabilsem ama gerçekten sporcuları bütün yarışlara götürebilmek ciddi bir maliyet. Yetenekli gençlerden oluşan bu grubun bütün yarışlara gidebilecekleri, kendilerini geliştirebilecekleri bunun dışında belki biraz da malzemelerini yenileyebilecekleri güzel bir konsept hazırladık ancak maalesef üç senedir bu konuda bir sponsor bulamıyoruz. En yetenekli olanlarına kendi imkanlarımızla destek olmaya çalışıyoruz ama gerçekten daha fazlasına ihtiyaç var.

Geriye dönüp baktığında seni en çok gururlandıran başarıların neler?

Alaçatı’daki podyum başarılarım beni çok mutlu etmişti ancak yine de en büyük başarım Jimmy ile okulumuzda gerçekleştirdiğimiz “Dünya Çocuk ve Genç Şampiyonası”dır. Artık windsurf’teki başarılarımı elde ettiğim derecelerle ölçmüyorum. Tabii ki onlar da insana çok büyük mutluluk veriyor ancak artık benim için önemli olan bu sporu ne kadar tanıtabildiğim, başkalarına neler katabildiğim, düzenlediğim etkinliklerin hangilerinin geri dönüşlerinin genç sporcular için iyi olduğu gibi konular. Böyle baktığım zaman da en büyük başarımın 2013 yılında gerçekleştirdiğimiz Dünya Çocuk ve Genç Şampiyonası olduğunu söyleyebilirim. Çok ciddi katılım oldu, şampiyonada Türk sporcularımız çok güzel dereceler elde ettiler ve organizasyon yabancılar tarafından çok beğenildi. Bence windsurf anlamında en büyük başarılarımızdan biri bu organizasyondu.

Anne olmak spor hayatına nasıl yansıdı? Öncesinde ve sonrasında ne gibi farklar var?

Sanırım eskiden hayatımda yarışlardan daha önemli hiçbir şey yokmuş! Daha önce kaybettiğim zaman yaşadığım üzüntüleri, kazandığım zaman yaşadığım sevinçleri ve  yarış sırasındaki stres boyutlarını çok abartmışım diye düşünüyorum. İnsan çocuk sahibi olduktan sonra dünyadaki en büyük mutluluğun o olduğunu fark ediyor. Onun için diğer konuları kafanızda o kadar büyütmüyorsunuz. Tabii bu herkes için değişebilir ama benim için böyle bir değişiklik oldu. Artık daha rahat yarışmaya, gittiğim her antrenmandan o yanımda olduğu için daha çok keyif almaya başladım. Hayatımın onunla birlikte yaşadıklarımla çok derinleştiğini düşünüyorum.

Tabii ki zorlukları da var. Mesela artık eskisi kadar özgür değiliz. Eskiden istediğimiz yere gidip, istediğimiz saatte sörf yapabiliyorduk ancak şimdi her yere Selin’le birlikte gitmeye çalışıyoruz. Ondan ayrılmak istemiyoruz. Önceden her yere gidip kalabilirdik ancak şimdi gideceğimiz yerlerin Selin için uygun olup olmadığıyla ilgili araştırma yapıyoruz. Yine de her şeye değer diyorum çünkü gerçekten hayatınıza bambaşka boyut kazandırıyor.

Kızınızın suya olan ilgisi nasıl? Henüz erken belki ama onda bir rüzgar sörfçüsü ışığı görüyor musun?

Selin yüzme dersi almaya 3 aylıkken başladı. “Aqua babies” isimli bebekler için yüzme eğitimini çok araştırdık ve başından beri kararlıydık. Şu anda dalma, suyun altında nefes tutma gibi konulara hakim; ayrıca suyu da çok seviyor. Virgin Adaları’na gittiğimizde iki ay boyunca her gün denize girdi. Dalgalardan hiç korkmuyor. Ben onun boyunda olsam çok daha fazla korkardım herhalde (gülüyor). Bazen stand-up paddleboarding (SUP) yaparken önümüze oturtuyoruz ancak windsurf bambaşka bir şey tabii ki. Şu an rüzgar sörfüyle ilgili bir şey söylemek için erken ancak su ile ilişkisi çok güzel.

İlerde onun da senin gibi profesyonel olarak yarışlara katılmasını ister misin?

Yarışlara katılması konusunu hiç umursamıyorum. Yarışıp yarışmaması önemli değil ama hayatının bir bölümünde sörfün olmasını çok isterim çünkü rüzgar sörfü benim bütün hayat akışımı belirledi. Rüzgar sörfü Selin’in oluş nedeni aslında çünkü sörf olmasaydı eşim Jimmy ile tanışamazdım. İkimiz de bu sporu yapmaktan çok büyük mutluluk duyuyoruz. Minik kızımızın da bizimle birlikte sörf yapmasından çok büyük bir keyif alacağımızdan da eminim. Bu sporun bize olduğu gibi ona da çok güzel şeyler katacağını düşünüyorum.

Yurt dışındaki yarışlara kızınla birlikte mi gidiyorsun?

Evet, saat farkı nedeniyle uyku düzeni bozulacağından  ve  yemek konusunda zor bir yer olduğu  için bir tek Kore’ye götürmeyeceğiz. Sonuçta yarışacağımız bölge bir balıkçı kasabası ve oradaki imkanlar kısıtlı ama bu yıl antrenman için gittiğimiz her yere onu da götürdük.

İlerde oyunculuk ve spikerliğe dönme planın var mı? Yoksa geleceğini rüzgar sörfünde mi görüyorsun?

Sunuculuğa dönmeyi çok istiyorum. Çocuklarla ilgili yeni oluşturduğumuz bir projemiz var. Önümüzdeki eylül ayını başlangıç tarihi olarak belirledik ancak bu tabii kanalla olan anlaşmaya ve diğer pek çok değişkene göre belirlenebilecek bir şey. Umarım gerçekleşir, bu sene televizyona bir dönüş istiyorum.

Bu sene turu kesinlikle takip edeceğim ama bittikten sonra önümüzdeki sene için değerlendirme yapacağım. Eğer önümde iyi bir proje ve yapmak istediğim bir televizyon işi varsa sörfü o sene için ikinci plana koyuyorum ve fiziksel olarak da vücudumu dinleniyorum. Bu kış yaptığım antrenmanlar gerçekten çok yoğundu. Dizlerimde ve dirseklerimde ufak çapta sorunlar var, vücudum yavaş yavaş sinyallerini veriyor o yüzden ara ara dinlenmeye çalışıyorum. Önümüzdeki sene için istediğim bir proje olursa yine dinlenme arası verebilirim ama keyif aldığım ve sağlığım izin verdiği sürece yarışmaya devam edeceğim.

Rüzgar sörfü haricinde hangi sporlarla ilgilisin?

Aslında çok fazla sporla ilgileniyorum ancak şu sıralar bisiklet ve kara antrenmanlarına yoğunlaşmış durumdayım. Salcano, bisiklet antrenmanlarında destek sponsorum oldu ve bu sporu antrenmanlarıma daha yoğun olarak ekledim. Özellikle yaz aylarında yoğun bir şekilde pilates yapıyorum. Esneklik için bana çok fayda sağlıyor. Yogayı severim, nefes anlamında bana çok şey kattığını düşünüyorum. Ekim- Kasım aylarında ata binerim, kendimi riske atmak istemediğim için bu aylarda biniyorum. Kış aylarında ise snowboard’la ilgileniyorum. Bu sene sakatlanmak istemediğim ve windsurf’e yoğun hazırlandığım için gidemedim ancak önümüzdeki kış mutlaka yapmak istiyorum.

Bundan sonrası için en büyük hedef ve hayallerin neler?

Önümüzdeki yıl için hayalim Çağla Kubat Windsurf Kulübü’nün sporcularıyla turu takip etmek ve onların başarılı sonuçlarıyla gururlanmak. Bu sezon yarışlarda başarılı sonuçlar almak ve akademimde  güzel organizasyonlar, başarılı çocuk kampları gerçekleştirmek başlıca hedeflerim...