Mobilemenu
Profile

Çölleri Aşan Kadın: Robyn Davidson

Hepimizin bir yerde, her şeyi bırakıp doğaya dönmek ya da doğanın kalbine uzun bir yolculuk etmek gibi hayalleri vardır. Zor geçen bir günün ya da uzun süren bir kışın ardından beliren bu duygu kısa zaman sonra kaybolur ve birkaç günlük deniz kenarı kaçamaklarıyla yetinip hayatlarımıza geri döneriz.

Ama bir de bizim bu hayallerimizi bütün zor şartlarıyla gerçeğe dönüştüren insanlar vardır. Robyn Davidson da o hayalperestlerden biri.

Robyn Davidson, 26 yaşındayken, 9 Nisan 1977’de dört deve ve bir köpek eşliğinde 3200 kilometrelik çölü aşarak, Avustralya’nın batı sahillerine varmak için yürüyerek yola çıktı. Öncesinde, Alice Springs kentinde yaklaşık sekiz ay boyunca kendisine eşlik edecek develeri eğitti. Bölgedeki yerlilerden uzun uzun dersler aldı. Çölde karşısına çıkabilecek tehlikelere karşı önlemler aldı, yöntemler öğrendi. Aynı şekilde, kapabileceği hastalıklara önlem olarak birçok aşı oldu.

Robyn’in yolculuğu ilhamını öz babasının 1935’te Kalahari’yi yürüyerek geçtiği bir başka uzun yolculuktan alıyordu. Bir nevi kanına işleyen bu macera isteği, onu tarihe en büyük kadın maceraperestlerden biri olarak geçirdi. Aslına bakarsanız bütün amacı da buydu: O çölü geçmek. Ne bir mesajı vardı ne de dikkat çektiği bir sosyal sorumluluk projesi. O, babasından genlerine işleyen macera duygusunu sonuna kadar yaşamak istiyordu.

Fakat Robyn Davidson, her ne kadar kişisel bir yolculuğa çıksa da dünyanın bundan haberdar olması çok zaman almadı. Robyn, çöl yolculuğu sırasında tanıştığı bir vahşi doğa fotoğrafçısı sayesinde National Geographic üzerinden bir sponsorluk desteği sağladı. Hatta bu fotoğrafçı yani Rick Smolan da bu yolculukta ona eşlik etti ve ayda bir kez Robyn Davidson’ı ziyaret ederek onun fotoğraflarını çekti. Böylece Robyn’in yolculuğu harika karelere dönüşmüş oldu.

Çölde tanıştığı Aborjinlerin de desteğiyle yolunu hiç kaybetmeyen ve yerlilerin ona taktığı Camel Lady lakabını gururla kabul eden Robyn; yılanlar, yabani hayvanlar ve gece ile gündüz arasında inanılmaz değişen hava şartlarına aylar boyuca direndi ve yürüyüşünden hiç vazgeçmedi. Ona en büyük desteği ise develerini eğitirken evcilleştirdiği köpeği Digg verdi. Robyn, tuttuğu günlüklerde kendi yaşadıkları kadar köpeği Digg’in maceralarını da yazdı.

Bu çöl yolculuğunu kişisel hale getiren bir diğer sebep ise Robyn Davidson’ın bir anlamda kendisiyle yüzleşmesiydi. Annesinin intihar etmesi nedeniyle zor bir çocukluk geçiren Robyn Davidson, bir anlamda çöl boyunca kendi zayıflıkları üzerine de yürüyor ve hem kendi potansiyelini fark ediyor hem de zor dönemleriyle yüzleşmeyi başarıyordu.

Yanındaki malzemeler bitince doğadaki yabani canlıları da avlamayı ihmal etmeyen Robyn, günlüklerinde yıldızların altında uyumanın en büyük mutluluğu, yaşadığı su sıkıntısının ise en büyük mutsuzluğu olduğunu söylüyordu. Zamanla büyük bir kilo kaybı yaşayan ve özellikle vücut derisi büyük hasar gören Robyn, yolculuğun sonuna doğru fiziksel açıdan ağır bir deneyim yaşamış.

Peki, yolculuğun sonunda ne mi oluyor? Robyn, 9 ayın sonunda hedeflediği gibi çölü aşıp Hint Okyanusuna ulaşıyor. Kendisini fotoğraflayan Rick Smolan ile sevgili oluyor ve hikayesi önce kitaba, sonra belgesele, en sonunda ise 2013 yapımı Tracks'le filme dönüşüyor. Hepsinden önemlisi çocukluğundan beri hayal ettiği bir macerayı yaşıyor ve babasının ardından o da tarihe geçiyor.

Camel Lady şu an 65 yaşında ve hikayesi birçok macerapereste ilham vermeye devam ediyor.