Mobilemenu
Profile

Dalış ile İlgili 7 Bilinmeyen Gerçek

Refleks

Nefesinizi tutun ve yüzünüzü soğuk suya sokup bekleyin. Kalp atımınız bir anda %25 oranında yavaşlayacaktır. Buna “dalış refleksi” denir ve bu diğer memelilerle ortak noktalarımızdan bir tanesidir. İnanması güç ama bu durum şu anlama gelmekte; soğuk suya daldığımızda, karada yaşayabildiğimizden daha uzun süre ve daha az oksijenle yaşayabiliyoruz. Bu yeti içgüdüsel bir reaksiyon olmasının yanında, eğitimle de geliştirilebiliyor: Serbest dalışçılar, meditasyon ve çeşitli nefes eğitimleriyle kalp atışlarını yavaşlatmayı başarabiliyorlar. Hırvat dalışçı Goran Colak’ın 2011 yılında 273 metreye yaptığı serbest dalış buna bir örnek olarak gösterilebilir. Aynı kişi 2014 yılında nefesini sualtında tam 23 dakika 1 saniye tutmayı başararak akıl almaz bir rekora imza attı.

Derinlik merakı!

Jacques Piccard ve asistanı Don Walsh 1960 yılında Mariana Çukuru’nun Challenger Deep alanında bir insanın tarih boyunca gerçekleştirdiği en derin dalışı gerçekleştirdiler. Çukurun derinliği neredeyse 11 kilometreye kadar ulaşıyordu, genişliği ise sadece 69 metreydi. Trieste adında özel bir denizaltı ile gerçekleştirilen bu dalış toplamda 5 saatlik bir sürede tamamlanmıştı. Bu çılgın deneyin mimarlarından Piccard okyanusun dibini “ışıklı ve berrak” olarak tanımlasa da basınç öylesine büyüktü ki, suyun kaynama sıcaklığı 530 dereceyi buluyordu! Bu dalış 2012’de film yönetmeni James Cameron’a da ilham oldu ve 11 kilometreye Piccard & Walsh ikilisine göre çok kısa bir sürede, yaklaşık 70 dakikada inmeyi başararak başka bir ilke imza attı.

Mariana Çukuru’na yapılan dalışların hikayesini buradan okuyabilirsiniz.

Suda yaşam

Sualtında yaşayan memeliler, sualtı koşullarına dayanıklılık konusunda evrenin oluşumundan bu yana milyonlarca farklı refleksler geliştirmiş. Oksijen solunumu yapan hayvanlar içinde en derine dalabilen tür ispermeçet balinası. Bu canlıların, mürekkep balığı avladıkları sırada, 2 kilometreden de derinde, yaklaşık 2 saat boyunca kalabildikleri kaydedilmiştir. Akıllı dostlarımız vurgun riskine karşı ciğerlerindeki tüm havayı boşaltarak yaşamlarını, kanlarındaki oksijenle devam ettiriyor ve sualtında geçirdikleri her dakikada bir futbol sahası kadar mesafe katedebiliyorlar. Yine 2 saate kadar sualtında kalabilen ve 1520 metre derinliğe ulaşabilen zeki foklar ise derine daha hızlı dalabilmek için taş yutuyorlar!

Bir garip yarışma

1904’te St. Louis’de düzenlenen Olimpiyatlar’da, “mesafeli dalış” adında tuhaf bir disiplin vardı. Katılımcılar derin bir havuza dalıp, tekrar su yüzüne çıkana dek hareketsiz kalırlardı. Kendini su içinde itmeden en çok mesafe kateden kişi ise bu garip yarışmanın galibi olurdu. Bu şekilde 19 metre yol alan 20 yaşındaki Amerikalı William Dickey, altın madalyanın son sahibi oldu. Neyse ki dalış sporu o yıllardan bu yana oldukça güzel değişimlere uğramış!

Sualtında keyif

“Scuba” kelimesinin tam karşılığı; kendi kendine yeten solunum aparatıdır. Hem bisiklete binmeyi, hem de dalmayı sevenler Kuzey Karolina’da düzenlenen scuba aparatıyla gerçekleşen sualtı bisiklet yarışlarına bayılacaksınız! Peki tüm bu yarışmalardan yoruldunuz ve biraz dinlenmek istiyorsunuz, sualtı dinlenme merkezi ilginizi çeker mi? Maldivler’de sualtında bulunan bu merkezde bir yandan masaj yaptırırken bir yandan da yanınızdan geçen balıkları izleyerek yorgunluğunuzu atabiliyorsunuz. Ayrıca deniz seviyesinden 165 metre daha derinde bulunan sualtı restoranında yiyeceğiniz şahane yemekler de cabası. Sualtı aktivitelerinin anavatanı Florida’da ise; sualtında düzenlenen konserlere katılabilir ve dalış kıyafetleri giyerek bu gösterileri izleyebilirsiniz. Tüm bu aksiyonlar sizin için yeterli gelmediyse sevdiceğiniz ile Florida’da sualtında evlenebilir ve canlı video yayınıyla su üzerindeki misafirlerle bu özel anınızı paylaşabilirsiniz.

Berrak görüş

Fokların gözleri sualtında bulanık görmez. Diğer memelilerde ise gözler kısa süre içinde bulanıklaşır, bunun sebebi korneanın su altında işlevini yitirmesidir. Tıpkı cam bilyenin küvete düştüğünde gözden kaybolup gitmesi gibi. Foklar, nesnelere odaklanmak için dev küre biçimindeki iç lenslerinden faydalanırlar. Kolayca adapte olabilen iris’leri sayesinde de ışığı kontrol edebilirler.  Bu sayede sadece parlak gün ışığında değil, okyanusun karanlık derinliklerinde de avlanabilirler.

Tüylü dalışçılar

Sümsük kuşlarının burun delikleri yoktur. Bu durum ya bir tesadüf ya da evrimin küçük bir cilvesidir çünkü bu sevimli dalgıçlar dalarken önce kafalarını suya sokarlar. Hem de saatte 96 km/saat hızla! Bu yüksek hızla çarpmanın etkisini gelişmiş ciğer yapıları sayesinde hasarsız atlatırlar çünkü ciğerlerindeki hava keseleri suyun yarattığı beton etkisini emer. Üstelik bu kuşlar deniz seviyesinin 25 metre altına dalabilirler. Sevimli kazlar, su içinde üfleyerek irtifa kaybederler, burunlarıyla dalarlar ve dalarken spiral bir yol izlerler. Anlayacağınız bu tüylü dalgıçlar, evrimin şanslı canlılarındandır.