Mobilemenu
Profile

Dalış Üzerine Yapılmış En İyi 5 Film

The Abyss, 1989

The Abyss, sinema tarihinin denizin altında geçen en iyi filmlerinden biri. Soğuk Savaş döneminde, bir Amerikan denizaltısının bilinmeyen bir düşman tarafından vurulup deniz tabanına oturması ile açılan film bu saldırıyı düzenleyenleri bulmak için görevlendirilen özel bir timin macerası ile sürüyordu. Yapılan araştırmalar sonucu bu saldırının dünya dışı varlıklardan geldiğini anlayan ekip bu kez daha da derine, Abyss adı verilen sualtı kanyonuna doğru uzun bir yolculuğa çıkar.

The Abyss inanılmaz sualtı görüntüleri, düşmeyen temposu ve sürekli artırdığı merak unsuruyla başyapıt seviyesine yükselirken, yönetmeni James Cameron da suda geçen filmlerde ne kadar başarılı olduğunu kanıtlayıp yıllar sonra çekeceği Titanic için bir nevi mesaj yolluyordu.

The Life Aquatic with Steve Zissou, 2004

Başrolünde oynayan Bill Murray’nin harikalar yarattığı The Life Aquatic with Steve Zissou tam anlamıyla bir kült film. Her geçen gün hayran sayısı artan harika yönetmen Wes Anderson’ın yönettiği filmde dünyaca ünlü bir okyanus bilimci olan Steve Zissou’nun hikayesine tanık oluyoruz.

Steve, yıllar süren çalışmalarının ardından köşesine çekilmiştir. Ancak, açık deniz maceralarından birinde bir köpekbalığı tarafından öldürülen arkadaşının sonu onda müthiş bir intikam duygusu yaratır ve veteran okyanus bilimcimiz arkadaşının öcünü köpekbalığından alabilmek için denizlere geri döner. Onun geri dönüşüyle birlikte medya da hareketlenir ve onun bu macerasına tanık olmak için iki gazeteci devreye girer.  Baştan aşağı nev-i şahsına münhasır bir mizah anlayışına sahip olan film deniz altına inen filmlerin belki de en komiği.

Open Water, 2004

Gösterime girdiğinde fazla ilgi göreceği düşünülmeyen ama özellikle DVD’si piyasaya çıktıktan sonra olağanüstü rağbet görüp keşfedilen bir filmle devam edelim. Open Water, gerilim dozu hayli yüksek ve denizin ortasında geçmesine rağmen seyirciyi asla sıkmayan bir film.

Uzun yıllardır bir tatil planlayan ve en sonunda bu amaçlarını Karayipler’de gerçekleştiren Daniel ve Susan çifti gezi amaçlı bir sualtı dalış ekibine katılır. Tekneyle açıldıktan sonra ekiple birlikte dalan çiftimiz sualtında fark etmeden açığa sürüklenir ve sudan çıktıklarında kendilerini oraya getiren teknenin etrafta olmadığını fark ederler.

İşin kötüsü çiftimiz okyanus ortasında yalnız değildir. Etraflarındaki köpekbalıkları onlara çoktan göz dikmiştir. Gerilim dozu yüksek bu film için zamanında Jaws ve Blair Cadısı’nın sıra dışı karışımı denmişti.

Deep Blue Sea, 1999

Herhalde Türk televizyonlarında en çok yayınlanan filmlerden biridir Deep Blue Sea. Bizde “Mavi Korku” adıyla bilinen film Aquatica adlı bir denizaltı laboratuarında Alzheimer hastalığına çare bulmak için köpekbalıklarını kullanan bilim insanlarının hikayesini anlatıyordu. Üzerinde çalıştıkları köpekbalıklarının gittikçe büyüdüğünü, hızlandığını ve zeka sahibi olduğunu fark eden bilim insanları bu kez sualtında kendi hayatlarını kurtarmak için çalışmak zorunda kalacaktır.

Bilimin bir nevi kendi Frankenstein’larını yaratmasını anlatan film zamanında ahlaki olarak da epey tartışılmış ve film bilimi zan altında bırakmakla suçlanmıştı. Fakat bu tartışmaları bir yana bırakırsak, özellikle sonlara doğru aksiyonu artan Depp Blue Sea her izleyişti seyirciyi esir almayı başaran ve izlerken bile insanı sualtındaki o kaçışta hissettiren görüntüleriyle harika bir film.

Le Grand Bleu (1988)

Listemizi hakiki bir başyapıt ile bitirelim. Andığımız diğer Amerikan filmlerinin aksine bir Fransız yapımı olan Le Grand Bleu ülkemizde “Derinlik Sarhoşluğu” adıyla biliniyor ve epey kalabalık bir hayran kitlesine de sahip. Birlikte büyüyen iki arkadaş Enzo ve Jacques’ın sıra dışı ilişkisini anlatan film olağanüstü manzaraları ile dalış branşının muhteşem zorluğunu seyirciyle tanıştırıyordu.

Hem Enzo hem de Jacques dalış tutkunudur. Ama Enzo eğlenme ya da aksiyon amaçlı dalışlar yaparken, Jacques deniz ile arasında özel bir ilişki bir yakınlık olduğuna inanmaktadır. İki arkadaş yıllar sonra serbest dalış dünya şampiyonluğu için karşı karşıya gelir. Her ikisi de kaybetmeye tahammülü olmayan karakterler oldukları için hayatlarını bile ortaya koyacakları bir çekişmeye girerler.

Muhteşem ve takıntılı yönetmen Luc Besson’un olağanüstü sualtı görüntüleriyle doldurduğu film bir izleyenin bir daha unutamayacağı cinsten bir eser. Kaçırmayın deriz.