Mobilemenu
Profile

David O'Caoimh ve Dalgaları İşleme Sanatı

Wakeboard’a nasıl başladın?

Wakeboard’a ailem sayesinde başladım. Rüzgar sörfüyle ilgileniyorlardı bu sayede ben de sürekli olarak su çevresinde oluyordum. 5 yaşına geldiğimde mahallemize yeni taşınan komşumuzun teknesiyle suya çıkmaya ve su kayağı öğrenmeye başladım. Bunu 5 yıl boyunca çok sık bir şekilde devam ettirdim. Daha sonra ise wakeboard’u görünce “Bu çok daha eğlenceli gözüküyor” diye düşünerek denemeye karar verdim. Gerisini anlatmama gerek yok sanırım!

Üniversite eğitimini yarıda bırakıp tam zamanlı wakeboard’cu olmaya karar vermişsin. Böyle zorlu bir kararı nasıl aldın? Ailenin buna tepkisi ne oldu?

Evet, bazıları buna çok “cesurca” bir karar diyebilir ancak açıkçası karar vermek benim için çok da zor olmadı. Lisedeki okulumun aksite üniversitem olan University College Dublin (UCD), “bilinmeyen” bir spor olduğu için wakeboard yapmamla ilgili olarak hiç yardımcı olmuyordu. Bu yüzden hem okulda hem de wakeboard’da geri düşmeye başlamıştım. Avustralya’ya Dünya Kupası için gittiğimde çok kötü bir sonuç elde ettim çünkü yeterince antrenman yapamıyordum. Aynı zamanda yarışta olduğum için bir sınavı da kaçırmıştım. Ben de dönüş yolunda kararımı verdim!

Ailem ilk başlarda bu fikirden hoşnut olmadı ancak UCD’deki ilk senemi doldurduktan sonra bu konuda tamamen benim destekçim oldular. Şimdilerde, aldığım bu kararın şu ana kadar vermiş olduklarım arasında en iyilerden biri olduğu konusunda bana katılıyorlardır!

Profesyonel wakeboard’cu olarak hayatını kazanmak seni zorluyor mu? Karşılaştığın diğer zorluklar neler?

Bunun çok zor olduğunu söylemezsem yalan söylemiş olurum (gülüyor)! Profesyonel wakeboard’cuların para kazandığı en yaygın iki seçenek yarışlardaki ödüller ve sponsor destekleri. Bu yıla kadar ben de bu seçeneklerle ilerliyordum ancak bu çok riskliydi. Bu yıl ise gelirimi online ve birebir antrenörlük yaparak artırdım. Bence bu hem benim hem de sporun gelişmesi için harika bir şey oldu. Bu futbolda, basketbolda veya diğer çoğu sporda rastlayamayacağınız bir olay. Wakeboard’da çocuklar ve amatörler bu konuda dünyanın en iyilerinden antrenörlük alabiliyorlar bu da onları çok daha fazla geliştiriyor ve cesaretlendiriyor.

Bize bu spor dalındaki en büyük başarılarından bahsedebilir misin?

İlk aklıma gelenler arasında 2 kez yaşadığım Avrupa şampiyonluğu, 7 kez kazandığım İrlanda ulusal şampiyonluğu ve Kolombiya’daki World Games’de kazanmış olduğum bronz madalya var.

Yine de benim için en büyük başarı hayatımın kontrolünü elimde tutabiliyor olmak. Çoğu zaman yapmaktan hoşlanmadığım şeyleri yapmak zorunda kalmıyorum. Günlerimi wakeboard yaparak, YouTube kanalım için video çekerek ve laptopumda çalışarak ve keyif aldığım şeyleri yaparak geçiriyorum. Bu belki kulağa klişeleşmiş gibi gelebilir ama çok doğru!   

Genelde nerelerde antrenman yaparsın? İrlanda’nın wakeboard için iyi bir bölge olduğunu düşünüyor musun?

Çoğunlukla İrlanda, Cavan’da çalışıyorum. Burası wakeboard’a başladığım ve çok sevdiğim bir yer. Koşullar her zaman çok iyi olmuyor ancak İrlanda’nın tam da bu yüzden wakeboard için harika bir yer olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir yarışa gittiğinizde kötü koşullara zaten alışmış oluyorsunuz!

Daha önce wakeboard için Türkiye’de bulundun mu?

Ne yazık ki hayır ancak bunu çok isterim. Orada gerçekten harika bir kablolu wake parkı bulunuyor ve bir gün kesinlikle ziyaret edeceğim. Geldiğim zaman size de haber veririm!

Kablo ve tekne arkasında kaymanın ne gibi farkları var? Sen hangisini daha çok tercih ediyorsun?

En büyük fark teknenin arkasındayken daha çok “wake numaraları” odaklı oluyorsunuz. Kablolu wake’de ise engelleri kullanmaya odaklısınız. Ben daha çok tekneyi tercih ediyorum çünkü bu işe bu şekilde başladım. Yine de kabloluyu da çok seviyorum ayrıca onda seviyem daha düşük olduğu için daha çok şey öğreniyorum (gülüyor).

Beğendiğin wakeboard’cular hangileri?

Çok var. Kendi stilleri ile kayan herkesi inceliyorum. İlk 5 yapmam gerekirse:

Dean Smith
Nick Davies
Raph Derome
Harley Clifford
Mike Dowdy

Wakeboard’u denemek isteyenlere ne söylersin?

Bunu kesinlikle yapın! Wakeboard’un ne kadar eğlenceli olduğunu anlatamam. Board üzerinde ayağa kalkıp, gitmeye başladığınız anın verdiği başarmışlık duygusu da tarifsiz. Ancak yine de dikkatli olun, bağımlılık yaratabiliyor (gülüyor)!

Rutin bir gününü anlatır mısın? Hangi sıklıkta çalışıyorsun? Fiziksel antrenmanlar da yapıyor musun?

Her günüm farklı geçiyor! İşin güzel tarafı da bu. Ancak ideal bir günde iki kez wakeboard’a çıkıyorum. Sonra spor salonuna gidip yüzüyorum. Daha sonra da kaslarımı dinlendirmek için jakuziye giriyorum.

Yaşadığım küçük sakatlıklar haricinde salonda çalışmayı yalnızca kış aylarında yapıyorum çünkü enerjimi wakeboard’a harcamak istiyorum.

Günlük hayatında çokça kullandığın ve “Onsuz yapamam” dediğin bir nesne var mı?

Telefonum! Ona fena bir şekilde bağımlı durumdayım (gülüyor).

Sponsorların var mı?

Evet, destek gördüğüm harika kurumlar var. İleriki haftalarda büyük değişiklikler de yaşanacak ama şimdilik bana destek verenler: O’Brien Wakeboards, Thongs Flip Flops, XtremeGene Wakeboard Camp (İspanya), Nissan ve Monster Energy.

Gelecekten ne bekliyosun?

Şu anki en büyük hedefim YouTube kanalımı tanıtım ve meydan okuma videolarıyla daha büyütmek. “Wakeboard YouTuber” olarak bilinmeyi çok isterim ancak aynı zamanda board yeteneklerimi de geliştirmek istiyorum.

Röportaj için teşekkürler! Eklemek istediğin bir şey var mı?

Ben teşekkür ederim. Wakeboard’u tanıtabileceğim her fırsatı kullanmak isterim. Bu yüzden tekrar çok teşekkürler!