Mobilemenu
Profile

Dünya'nın Dibine Seyahat

Yerden 11 bin metre yüksekte olmak eğer ki akrofobik değilseniz gayet keyiflidir. Yolcu uçaklarının yaklaşık 10 bin metrelere çıktığını düşünürsek birçok insan yaşantısında pek çok kereler bu mesafeye çıkıyor zaten. Fakat tersini, yerin 11 bin metre altına girmeyi hayal ederken tüyleriniz diken diken oluyor değil mi? Bu öyle bir derinlik ki, Everest’i yerinden söküp buraya koysanız zirvesinin, suyun yüzeyine erişebilmesi için geriye hala 1.3 kilometre mesafe kalıyor. Dehşete düşmemek elde değil fakat merak etmeyin, korkak değilsiniz. Yüz binlerce kilometre ötedeki uzaya, 1961’de ilk çıkan Yuri Gagarin’den bu yana 600’e yakın kişi çıkmasına rağmen yanı başımızda sayılabilecek Guam Adası’nın derinliklerindeki Mariana Çukuru’na dalmaya 1960’da bunu başaran iki kişilik bir ekipten (İsviçreli bilim adamı Jacques Piccard ile ABD Donanması'ndan Teğmen Donald Walsh) sonra 2012’ye kadar kimse cesaret edemedi.

19. yüzyılın sonlarına doğru İngilizler, okyanuslarla ilgili o güne kadar öğrendiklerini yeterli görmeyerek araştırmalara başladılar. Günümüzün şartlarında epey ilkel sayılabilecek bir yönteme başvurarak uzun bir ipe bağlı ağır bir kurşunu suya atıp okyanusların derinliğini ölçmeye başladılar. Bu şekilde 70 bin deniz mili yol kat edip, Pasifik’in batısına kadar araştırmalarına devam ettiler. 4 bin yeni canlı türü keşfeden İngilizleri ve bilim dünyasını asıl şaşırtan ise o döneme kadar düz olduğu sanılan okyanus zemininin aslında iniş ve çıkışlarla dolu olduğunun fark edilmesiydi. Endonezya yakınındaki Guam Adası’na geldiklerinde ise iş iyice çığrından çıktı. Burada sarkıttıkları ağırlık tam 8 kilometre sonra durdu. Araştırmanın sonuçları daha onlarca yıl bilim insanlarının aklını iki soruyla meşgul etti: Birincisi, “Bu okyanus yüzeyinde oluşmuş bir delik miydi?”, ikincisi “Bu her ne ise nasıl oluşmuştu?”.

Yarım yüzyıldan uzun bir süre sonra bir araştırma gemisi bunun 69 kilometre genişliğinde bir hendek olduğunu açıkladı. Neden oluştuğunun cevabı ise hala bulunamamıştı. Bunun tek yolu oraya inmekten geçiyordu fakat dipteki basınç yeryüzündekinin yaklaşık 1.000 katıydı. Basınca dayanıklı bir denizaltının yapımı da tamamlandıktan sonra 1960’da çukura inen ekip sadece derinliği öğrenebildi zira hem inerken büyük bir toz bulutu kaldırarak görüşü kapatmıştı hem de iki camından birisi kırılmıştı.  İlk anda 11.521 metrelik bir derinliğe inildiği hesaplanmış, ancak 1995 yılında yapılan ölçümlerde doğru derinliğin 10.916 metre olduğu anlaşılmıştır. En derin noktaya iniş yaklaşık 3 saat 15 dakika sürmüş, burada 20 dakikalık bir sürenin ardından tekrar yüzeye çıkılmasıyla toplamda 5 saatlik bir sürede dalış ve yüzeye çıkış tamamlanmıştı.

45 yıl sonra, 2005’teyse Titanic, Terminator, Avatar gibi filmlerin Oscar ödüllü yönetmeni James Cameron, sadece beyaz perdede insanları hayrete düşürmekle yetinmeyip aldığı kararı açıkladı: Mariana Çukuru’na tek başına dalan ilk insan olmak istiyordu. Yıllar süren hazırlıklar tamamlandı ve 12 ton ağırlında tek kişilik bir kapsül inşa edildi. Cameron, takvimler 26 Mart 2012’yi gösterirken yerel saatle 05:15’te, Guam Adası’ndan dalışa geçti.  Tam 2 saat 36 dakika süren ufacık kapsülün içindeki dalışının ardından ‘Dünyanın dibi’ denilen noktaya varmıştı. 3 saat boyunca burada kalan Cameron’a eşlik eden kameralar bir yandan bu noktayı insanlığın geri kalanıyla buluştururken öte yandan da deniz biyolojisi, mikrobiyoloji, astrobiyoloji, deniz jeolojisi ve jeofizik bilimleri ile ilgili önemli kanıtlar topladı.

Bu zafer 7 yıldan uzun süredir yapılan planların sayesinde kazanıldı. En önemlisi ise insanların gidebileceği, görebileceği ve tüm bunları nasıl değerlendireceği ile ilgili sınırların zorlanıyor olması. Sponsorların desteği ve çevremdekilerin sonsuz inancı olmasaydı okyanusun en derin yerine gidip gelemezdim. Bu asla gerçekleşmezdi.

Peki ikinci sorunun cevabı bulunabildi mi? Biraz karışık ama evet. Araştırmalara göre magma, Pasifik Okyanusu’nun sırtında yeni kabuklar oluşturuyor; eski kabuklar ise pasifik tabakasının diğer tarafına doğru itiliyordu. Yeni kabuk okyanus sırtında oluşuyor ve dünya genişlemiyorsa, eski kabuğun başka bir yerde yok olması gerekiyordu. Pasifik Okyanusu’ndaki bir şey, deniz tabanını yutuyordu ve tüm kanıtlar yutan bu şeyin Mariana Çukuru olduğunu gösteriyordu. Jeologlara göre iki tabaka çarpışıyor, bu iki tabakadan ağır olan hafif olanın altına giriyordu.  Altta kalan tabaka aşağı battıkça sıkışıyor ve burada bir hendek oluşturuyordu. Okyanusun dibinde oluşan devasa bir kıvrımı. Mariana Çukuru’nu…