Mobilemenu
Profile

Dünyanın Saklı Kalmış 5 Mistik Yeri

Yazları seyahat rotaları çoğu zaman bellidir. Bolca yüzmeli, serin yerler hem yurt içi hem de yurt dışında sıklıkla ziyaret sebebi olur.

Ama bir de diğer kültürleri tanımak, bilgi sahibi olmak ve keşfetmek de gereklidir. Bazıları dini, bazıları ise jeopolitik nedenlerden saklı kalmış ve uzun bir tarihe sahip olan yerler öyle hemen karşınıza çıkmaz. Biraz çaba ile araştırıp bulmak gerekir. Ama bulunca da hissettiğiniz ruhani huzur birçok şeye değer. İşte dünyanın çeşitli sebeplerden gizli kalmış ve henüz fazla popüler olmamış beş güzelliği.

Uluru, Avustralya

Mistik bir lokasyon ile listemize başlayalım. Ayers Rock olarak da bilinen Uluru, Avustralya’nın çöl bölgesinde kumtaşından oluşan bir kaya formasyonudur. Yaklaşık 600 milyon yıl önce oluşan bu kaya dağı, çakıl birikinti ve çamurun bir arazi bölgesinde toplanıp yoğrulmasıyla meydana gelmiş.

Kata Tjuta Milli Parkı'nın içinde bulunan Uluru, Alice Springs'in yaklaşık 340 kilometre güneybatısında yükseliyor ve ulaşım açısından biraz çaba istiyor.

Yine de, bölgeden haberdar olan ve tarih öncesine merak duyan binlerce turist bu dinozor çağından kalan ve üstünde milyonlarca yıllık insan ve hayvan izleri barındıran bölgeye akın ediyor.

1873'te Avrupalı kaşif William Gosse tarafından keşfedilen Uluru’nun adı bölgenin ilk sahibi olan Aborjinlerden geliyor ve bu kaya dağı arkasındaki su havzalarıyla birlikte hala aborjinler için kutsallığını koruyor. Bu en uzak atalarımızdan miras kalan bölge hem saklı hem de mistik güzelliğini milyonlarca yıldır muhafaza ediyor.

Kryziu Kalnas, Litvanya

Kabul etmek gerekir ki bir insanın Litvanya’ya gitmek için çok fazla sebebi yoktur. Oldukça soğuk geçen kış aylarında sokakta insan bile zor görürsünüz. Sadece basketbol maçlarında belirgin bir kalabalığa rastlayabileceğiniz Litvanya, turizm açısından pek fazla seçenek vadetmiyor.

Ama dünyanın belki de en ilgi çekici ve gizli kalmış yerlerinden bazıları da tam olarak bu ülkede bulunuyor. Ülkenin kuzeyinde bulunan Siauliali kentinin 12 kilometre dışında yer alan Kryziu Kalnas ikonik eserleriyle uzun yıllardır görenleri şaşkınlığa uğratıyor.

Haç ve İsa figürü gibi yaklaşık 200 bin figürün yan yana sıralandığı bölge 1900’lü yılların başından beri gizemini koruyor ve çok az sayıda turist bu durumdan haberdar olup bölgeyi ziyaret ediyor. Hatta burası o kadar gizliymiş ki Sovyetler döneminde bile çok uzun süre keşfedilmemiş, ta ki 1970’lerde tesadüf eseri bulunup birçok eser parçalanana kadar. Bugün ise binlerce eserlik koleksiyona ev sahipliği yaparak aynı yerde durmayı sürdürüyor.

Cenote, Meksika

Derin mağara göllerine Meksika’da sıkça rastlanır. Ama Cenote bir takım özellikleriyle diğerlerinden ayrılıyor.

Bu kentin sınırları içinde bulunan Chichén Itzá, zamanında Mayalar’ın en kutsal şehirlerinden biriydi. Ve Chichén Itzá, yani bugünkü adıyla Cenote de onlar için yağmur tanrısının evi olarak görüldüğü için çok iyi korundu ve bakıldı.

Mayalar’ın ardından ise biraz da sapa bir yerde kalması nedeniyle mağara 19. yüzyıla kadar unutuldu. Ta ki bir kaşif tarafından tesadüf eseri bulunup yeniden gündeme getirilene kadar.

Meksika tarafından yeniden korumaya alınan mağaraya fazla ziyaretçi kabul edilmese de bu bölgeye  birçok insan merakla seyahat ediyor ve kimileri bir müddet suya girip hem bu mistik ortamı hem de insanlığın ortak mirasını deneyimleme şansına erişiyor. Bir nevi yüzlerce yıl önce yaşayan insanlarla aynı hava solunup, aynı ruhani huzura erişiliyor.

Songzanlin, Çin

Songzanlin, dünyanın bilinen en büyük Budist manastırına ev sahipliği yapan ve Tunnan’a bağlı bir bölge. 1679 yılında yerleşilen manastır insanlıktan uzak bir tepede kuruldu ve yüzyıllar boyu sadece Budist rahiplerine ve onların kaldığı yerlere ev sahipliği yaptı.

Uzun yıllar birçok insanın varlığından bile haberdar olmadığı bölge 70’li yıllarda Uzakdoğu kültürüne ilginin artmasıyla birlikte yeniden keşfedildi ve bu izole kente ilgi çoğaldı.

Bölge dışarıdan görüldüğü kadar sıkıcı değil zira her yıl Kasım, Haziran ve Temmuz aylarında çeşitli festivallere ev sahipliği yapıyor ve bu festivallerde maskelerle dans eden rahiplerden, at yarışına kadar birçok aktivite gerçekleşiyor. Bir nevi bin yıllık kültür kendini güncelleyerek modernize oluyor. Gitmesi biraz zor olsa da ulaştığınızda kendinizi başka bir gezegende gibi hissedeceğiniz garanti.

Batu Mağarası, Malezya

276 adımda apayrı bir dünyaya geçebileceğiniz bir yer ile listemizi bitirelim. Malezya’da bulunan Batu Mağarası aslında bölgenin yerel halkı için de uzun süre bir turizm yeri gibi kalmış. Uzun yıllar hiç dokunulmayan ve yüzyıllar öncesinin Hindu tanrılarına ait sfenkslerin yer aldığı mağara yeni halkların gelmesiyle birlikte unutulmuş.

Bu unutma olayı aslında iyi bir sonuç yaratmış ve neredeyse hiç hasar görmeden hem mağara içindeki çizimler hem de sfenksler günümüze kadar ulaşmış.

Mağara içinde bulunan eski tapınak bugün çok daha popüler durumda. Ama henüz Hindistan’daki akrabaları kadar da bilinmiyor. Tarihinin çok daha eskilere gittiği ve ilk Hindu tapınaklarından olduğu söylentisi ise Hindistanlıları biraz rahatsız etmiş görünüyor. Henüz yeterince keşfedilmese de Batu Mağarası’nda rehberler eşliğinde bir tur atmanız mümkün. Bu arada maymunlara dikkat. Mağaranın ev sahiplerinden olan maymunlar biraz susayınca elinizdeki su şişelerine davranabiliyormuş! Siz en iyisi su ihtiyacınızı giderdikten sonra gezinize başlayın.