Mobilemenu
Profile

Köpeğiyle Dünyayı Keşfeden Görme Engelli Hiker!

Başarılı uzun mesafe yürüyüşçüsü Trevor Thomas’ın hikayesi kesinlikle hayranlık uyandıran cinsten. Bu hayranlığın sebebini de hemen açıklayalım: Trevor, tarihte 4 bin 365 kilometrelik bir mesafeyi tek başına ve hiç yardım almadan aşabilen ilk görme engelli. Üstelik bununla da kalmıyor; azimli dostumuz Trevor, şu ana kadar Kuzey Amerika’nın en uzak ve en zorlu yollarında yaptığı yürüyüşlerle 29 bin kilometreden fazla yol katetmiş!

Trevor Thomas, hukuk fakültesine giderken zorlanmamak için yalnızca bir gözlük alma niyetiyle gittiği göz doktoru muayenesinden sonraki 8 ay içinde görme yetisini tamamen kaybetmiş. Gözlerinin işlevi gün geçtikçe azaldığı için çok değerli olan son bakışlarını güzel gün batımı manzaralarına değil ileride neye benzediklerini unutmak istemediği sevdiklerinin yüzleri üzerine yoğunlaştırmış. Bir zaman sonra gördükleri o kadar belirsizleşmiş ki görme yetisini tamamen kaybetmek için dualar etmeye başlamış. Fakat bu durum onu hiçbir şeyden alıkoyamamış ve süreç Trevor’ın dünyanın tek profesyonel görme engelli uzun mesafe yürüyüşçüsü olmasıyla sonlanmış.

Macera sporları tutkunu olan Trevor, görme yetisini kaybetmeye başladığında insanların ondan bekledikleri şeylerin değişmeye başladığını fark etmiş. Kendisini tam anlamıyla bir adrenalin bağımlısı olarak tanımlayan bu özel adam hayatındaki büyük değişimi şöyle özetliyor: “3 yaşındayken ailem beni kayağa başlatmıştı. Dağ bisikleti sürer, sky diving yapar, Porsche’lerle yarışırdım. Görme yetimi kaybetmeye başladığımda, kimse benim bu denli aktif olmamı istemedi. Yapmamam gereken şeylerin listesi uzadıkça uzadı. Bana kapalı alanda yapabileceğim bir uğraş bulmamı, basit aktivitelerle ilgilenmemi, görme engelli insanlar için kurulmuş organizasyonlarla ilişki kurmamı ve diğer görme engelli kişilerle arkadaş olmamı tavsiye ettiler.” Fakat Trevor tüm bu tavsiyelerin aksine dünyayı başka bir gözle tekrar keşfetmeye karar vermiş...

Kahramanımız bu maceraya, 2010 yılında üyesi olduğu FarSight* takımı ile birlikte PCT kısaltmasıyla bilinen Pacific Crest Trail’ ı, Meksika ve Kanada arasındaki 4 bin 271 kilometre uzunluğundaki yolu ve John Muir Yolu’nu katetmekle başlamış. 2011 yılında ise takımla birlikte Nevada’da bulunan Tahoe Rim Yolu’nu tamamlamışlar ve Trevor bu yürüyüşü tamamlayan ilk görme engelli sporcu olmayı başarmış. Yine 2011’de sel ve çığ tehlikesi sebebiyle Montana’daki Continental Divide Yolu’nda ilerleyemeyen Trevor pes etmek yerine kendine başka bir yol çizerek, sesle yer belirleme ve batonlarının yardımıyla burayı da tamamlamış. Trevor aynı yıl Smokey Dağı’nı 5 kez aşmış, Shennandoah Dağı’nda iki yürüyüş gerçekleştirmiş, Kuzey Amerika’nın en yüksek dağı Mitchell’e iki kez tırmanmış, Grayson dağlık bölgesini ise 6 kez geçmiş. Ayrıca 2013 yılında, rehber köpeği Tennille ile birlikte Mountains to Sea yolunu tamamlamış. İsim sizin için bir şey ifade etmiyor olabilir, şöyle anlatalım: 1851 kilometrelik bir patikadan oluşan bu yolu, o sene maceracı ikilimizden başka tamamlayabilen olmamış! “İnsanların bana olan bakış açılarını değiştirmelerinden ve bana olan beklenti çıtalarını düşürmelerinden nefret ettim. Kör birisi olarak var olmaya ve farklı olmaya karar verdim!” Bu cümlelerini okuyunca, Trevor’ın yukarıda saydıklarımızı hangi motivasyonla başardığını rahatlıkla anlayabilirsiniz.

Dudak ısırtan başarı hikayelerine günümüzde de devam eden Trevor, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en yüksek dağ olan Whitney’in zirvesine ulaşan ilk görme engelli kişi olma unvanını da elinde bulunduruyor. Yaşamını Kuzey Karolina’da sürdüren bu sınır tanımaz adam, şu sıralar deneyimlerini anlatan bir kitap yazmakla meşgul. Ayrıca kendi kurduğu FarSight Foundation ile görme engelli çocukları spora kazandırmaya ve motivasyon konuşmaları yapmaya devam ediyor. Halinden de o kadar memnun ki tekrar görme şansı olsa bunu kabul etmeyeceğini söylüyor ve ekliyor:

“Doğada tek başınıza olmak kimi zaman korkutucu ancak bazen de canlandırıcı olabiliyor. Doğa ayrım yapmaz, bana da herkese davrandığı gibi davranıyor, göremediğim için bana acımıyor. Bir yürüyüşün sonuna geldiğimde ayağımın altındaki taşları, aldığım kokuyu, oraya ulaşmak için sarf etmiş olduğum çabayı hatırlıyorum ve bu anılar sonsuza kadar benimle kalıyor. Benim gibi olmayanlar ise sadece gördüklerini hatırlıyorlar.”

*FarSight: Trevor’ın takımının isminde İngilizce ileri görüşlü anlamı da taşıyan “far-sighted” kelimesine gönderme yapılmaktadır.