Mobilemenu
Profile

En İyi Dağcılık & Tırmanış Belgeselleri

Touching The Void / Boşluğa Dokunmak

Bir belgesel filmin, hayatınızı değiştirmese bile bunu düşündürmesine hazır mısınız? Boşluğa Dokunmak’ı izlediğinizde en azından bazı şeylerden şikayet etmeyi bir kenara bırakıp, halinize şükredeceksiniz! Bu belgeselde tek bir kare arşiv görüntüsü yok; film tamamen canlandırmalardan oluşuyor. Bu sayede arka arkaya gelen heyecanlı olaylar, macera, aksilikler bir aksiyon filmi ruhunu yakalıyor. Mesele şu ki bir Tom Cruise filminden çıkmış gibi duran bu aksiyonun her karesi gerçekten yaşandı. Bunu bilince filmin değeri ve etkisi birkaç kat artıyor. Her şey iki İngiliz dağcı, Joe Simpson ve Simon Yates’in Peru’daki Suila Grande Dağı’na tırmanmaya karar vermesiyle başlıyor.

İkilinin 1985 yılında, kar fırtınası içindeki inişleri büyük zorluklarla devam ederken Simpson kaza geçirip, bir yarığın içine düşüyor. Yates’in onu düştüğü yerden çıkartması imkansız gibi görünüyor. Yates arkadaşını kurtarmaya çalışıp kendisini de riske atıp atmamakla yoluna devam etme konusunda karar vermeye çalışırken Simpson da düştüğü yarıkta ölüme direnmekle direnmemek konusunda ikileme düşüyor. Boşluğa Dokunmak izleyenleri de karar verme sürecine dahil etmeyi başararak gerçek bir heyecan kasırgası estirmeyi başarıyor. Canlandırmaların başarısı, daha önce One Day in September belgeseliyle Oscar kazanan yönetmen Kevin MacDonald’ın çekim tercihleri, Simpson ve Yates’in çekimlere dahil olmasıyla yaşanan her şeyin gerçekliğinin başarılı bir şekilde yansıtılması sayesinde bu film mutlaka “izlenecekler listesi”nizde kendine yer bulmayı hak ediyor. Filmi izlerken bol bol yutkunup, kalp çarpıntısı çekebilir, zaman zaman göz yaşı dökebilirsiniz. Sert adamlar dikkat!

 Sherpa

Bugüne kadar çekilen tüm dağcılık film ve belgesellerinde kameralar tırmanışa odaklıdır. Dağcıların performansları, zor durumlarla karşılaştıklarındaki tavırları, yukarı çıkmakla geri dönmek arasında gidip gelen ruh halleri, karar verme anları izleyiciye yansıtılır. “Miracle on Everest”, “Solo”, “Living the End” belgesellerini de çeken Jennifer Peedom’un yönetmenliğini ve senaristliğini yaptığı Sherpa’nın odağında dağcılar değil, onların hem yükünü hem de kahrını çeken Şerpalar var. Nepal’in en dağlık bölgesinde yaşayan etnik bir grup olan Şerpalar ilk kez 1953’teki Edmund Hillary’nin Everest’i fethinde rol oynamışlardı. Sherpa Tenzing Norgay, Yeni Zelandalı dağcıya yardım etmiş, ardından da tüm tırmanışçılar Şerpalardan destek alır olmuştu. Öyle ki günümüzde Şerpa kökenli olmasalar bile tüm yardımcılara Şerpa deniyor. Belgeselin temelini ise 18 Nisan 2014 tarihinde olanlar oluşturuyor. O gün Everest Dağı’nın ana kampı yakınlarındaki Khumbu Buz Çağlayanı’ndan kopup gelen bir çığ tam 18 Şerpanın hayatını kaybetmesine sebep oldu. Ölenlerin bedenleri zorlukla bulundu, Şerpalar, kurbanların ailelerine ödenen tazminatların yetersizliğini grevlerle protesto ettiler. Peedom, o günlerde olanların hiç unutulmaması adına bu etkileyici belgeseli çekti ve yaşananları ölümsüzleştirdi.

Meru

Sundance Bağımsız Filmler Festivali’nde seyirciyle buluşan bu belgesel, iki dalda adaylıktan fazlasını yani İzleyici Özel Ödülü’nü kazandı. Üç başarılı dağcının Tibet sınırlarında yer alan, Himalayalar’ın en yüksek noktalarından biri olan ve Hintler tarafından kutsal kabul edilen Meru Dağı’na tırmanışı filmin temelini oluşturuyor. Hint mitolojisine göre Meru “Tanrıların buluşma yeri ve barınağı”dır. Yani Antik Yunan mitolojisinin Olimpos Dağı’na benzetmek mümkün. Gerçi Hintliler Meru’nun ayrıca dünyanın merkezinde olduğunu ve kutup yıldızının tam onun üstünde olduğuna da inanır. Profesyonel ve oldukça üç başarılı dağcı için tüm bunların toplamıyla fethedilmesi heyecan verici bir zirve olan Meru’ya tırmanış hayatla ölüm arasında geçen bir yolculuğa dönüşüyor. Filmin yönetmenleri Jimmy Chin ve Elizabeth Chai Vasarhelyi.

In The Shadow of The Chief

Kanada, Britanya Kolumbiyası’ndaki Squamish’in bir lakabı, bir de iddiası vardır. Lakabı Şef’tir ve iddia da kimsenin bu kayalardan oluşan duvara tırmanamayacağına yöneliktir. Bu iddia 1961 yılının mayıs ayında Jim Baldwin ve Ed Cooper tarafından çürütüldü. In the Shadow of the Chief, işte bu imkansız tırmanışı anlatan bir belgesel. Tabii bu macera hiç de kolay olmadı; ikili çok acılar çekti. Kanada’nın batı kıyılarının yemyeşil ormanları arasında büyük bir duvar gibi yükselen Squamish; sivrisinekleri, acımasız eğimi, can yakan keskin köşeleriyle Baldwin ve Cooper’ın resmen canına okudu. Tırmanış o kadar zorluydu ki tam 40 gün sürdü. Bu sırada neredeyse her gün yaklaşık 12 bin kişi ikiliyi izlemek için Şef’in gölgesine geliyordu. Gazeteler bu anları “İki Tırmanışçı Binlerce İzleyici” manşetleriyle halka duyuruyordu. Belgesel, tırmanışın heyecan vericiliğinin dışında çekim teknikleriyle de göz alıcı. Yakın çekimler sporcuların çıplak elleriyle kayaya tutunma, can havliyle asılma ve çektikleri fiziksel acıyı yansıtma açısından muhteşem. Baldwin’in 1964’te başka bir kaya tırmanışında hayatını kaybettiği düşünülürse bu film yeni neslin, o ve Cooper’ın Şef’e karşı giriştikleri düelloyu öğrenmeleri için harika bir fırsat.

Wall Rats

Tori Allen ve Scott Croy, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Yosemite Vadisi’nde bulunan El Capitan’ın tepesine tırmanan en genç dağcılar olmak istiyorlardı. Ne kadar mı genç? Tori 13, Scott 11 yaşındaydı! Bir başka sorun da şuydu ki ikisi de o güne kadar en fazla 100 metrelik kaya duvarlarına tırmanmıştı ve El Capitan bu irtifadan biraz yüksekti. Çok değil 10 kat kadar! Yani bu iki çocuğun önünde 1000 metrelik, duvar gibi bir duvar bulunuyordu! Tori’nin “Yüksekten korkmuyorum fakat bu (El Capitan) yüksek değil; bu tam bir komedi!” sözleri tırmanışın ciddiyetini ortaya koyuyor! Hızıyla ünlü kaya tırmanışçısı Hans Florine’nin desteklediği ve yönlendirdiği ikilinin beş günlük macerası tarihe geçerken, yönetmen Steve Edwards’ın elinde bol ödüllü bir belgesele dönüştü. Tori Allen, Scott Cory, Hans Florine ve maceraya bir şekilde bulaşan diğer isimlerin de yer aldığı film birçok festivalde En İyi Çocuk ve En İyi Belgesel ödüllerini kazanmayı bildi.