Mobilemenu
Profile

En Önemli Motor Sporları Organizasyonları

Formula-1

İlk Grand Prix 1950’de koşulmuştu, yarış tam gaz devam ediyor. Geçen 65 yılda değişen çok şey oldu. Motorlar, şasiler, kurallar, güvenlik önlemleri sürekli değişti; otomotiv üreticileri birçok yeniliği burada denedi. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ikizi IndyCar’ı da düşünürsek F1 hız sporlarının zirvesi sayılır. Tüm dünyaya yayılmış özel pistleriyle bir yarış haftasında milyonlarca seyirciyi televizyon başına çeker. Sayıları değişse de yılda 20’ye yakın etabı olan F1’de ilk gün ısınmalar, ikinci sıralama turları, üçüncü gün de büyük yarış yapılır. Geçmişte yarış kazanmak şampiyonluğa ulaşmanın anahtarıydı; değişen puan sistemiyle yarışı önlerde bitirmek ama bunu istikrarlı şekilde yapmak zirveye çıkmanın en doğru yolu gibi görünüyor. F1 yarışlarında birinciye 25, ikinciye 18, üçüncüye 15 puan veren sistem 10’uncuyu bile 1 puanla da olsa evine boş göndermiyor. 20 Mart günü Avustralya’da başlayacak 2016 sezonunda tam 21 etap bulunuyor. Yedi kez F1’in zirvesine çıkan Michael Schumacher ile birlikte ilk dönemin yıldızı Juan Manuel Fangio en başarılı isimlerin başında geliyor. Tabii gönüllerde yatan başka birçok isim var: Nicki Lauda, Emerson Fittipaldi, Nigel Mansell, Alain Prost, Kimi Raikkonen, Nelson Piquet, Mika Hakkinen ve tabii ki Aytron Senna.

Dünya Ralli Şampiyonası

Tarihi Monte Carlo Rallisi ile 1973 yılında başlayan yarış birçok farklı ülkede gerçekleştiriliyor. Sıradan binek otomobillerin biraz geliştirilip asfalt, toprak, kar, çamur gibi farklı zeminlerde yarıştığı birçok etaptan oluşuyor. WRC’nin bir etabı üç güne ayrılıyor. Isınmalar, özel ve normal etapların ardından pilotlar parkuru bitirme sürelerinin azlığına göre puanlar alıyor. Sezon sonunda en çok puanı alan pilot ve marka şampiyon ilan ediliyor. WRC efsanesi Sebastien Loeb dokuz kez üst üste kazanarak büyük bir başarı elde ederken markalarda zirve yine dokuz zaferle Lancia’nın. Son yıllara ise Sebastien Ogier ile Volkswagen Motorsport takımı damga vurmuş halde. Tabii: Colin McRae, Richard Burns, Carlos Sainz, Tommi Makinen, Petter Solberg, Gilles Panizzi, Marcus Gronholm, Juha Kankunen, Markko Martin, Didier Auriol gibi yıldızlar hala hafızalarda…

NASCAR

Kuzey Amerika’da düzenlenen bir yarış türü olan NASCAR, 1947 tarihli bir organizasyon. Bünyesinde Sprint Cup Serisi, Nationwide Serisi ve Camping World Truck Serisi diye adlandırılan üç ana seri vardır. Yarışlar 200 ile 500 millik (320 ile 800 kilometre) oval pistlerde, 43 aracın katılımıyla yapılıyor. NASCAR’da F1 ve Indycar’a göre geçişler çok sık olur, liderlik sürekli el değiştirir. Bu özelliğiyle skor meraklısı Amerikalıların, Amerikan futbolundan sonra en çok izlediği spor dalının NASCAR olması da sürpriz olmadı.

En prestijli yarış kuşkusuz Sprint Serisi. 36 yarışlık serinin bir altında Nationwide Serisi var. Bu seride 43 pilot ve 36 yarış vardır ama bunların çoğu Sprint Serisi’ne katılmayı isteyen ve takımlar tarafından denenen acemilerdir. Tabii NASCAR’ın  da kendi yıldızları var. Bir Amerikalıya Michael Schumacher’i sorsanız dudak büker çünkü tam 200 yarış kazanmış Richard Petty’yi, yani Kral Richard’ı izlemiştir. Tıpkı Schumi gibi  onun da yedi seri şampiyonluğu var! Yedi şampiyonluk demişken Dale Earnhardt’ı da unutmayalım. Jeff Gordon, Bill Elliott ve Tony Stewart NASCAR’ın diğer medar-ı iftiharları…

Dakar Rallisi

İlk kez 1978’de yapılan ve zamanında adı olan Paris-Dakar’ı da yarış parkuru olarak kullanan ralli, artık Güney Amerika’da, Arjantin ve Şili topraklarında koşuluyor. Geçmişte yarışmacılar yılın son günlerinde Fransa’da sürmeye başlar, İspanya’dan geçer, Afrika’ya ulaşır, Cezayir, Mali, Senegal, Nijerya gibi ülkelerde kapışırdı. Onlar sayesinde Avrupalı Afrika gerçeğini görür, Afrikalılar da Avrupalının teknolojisine şahit olurdu. Yaşanan terör saldırıları, yarışı bambaşka bir kıtaya ve kültüre taşıdı. Dakar Rallisi’nde otomobiller, motosiklet ve kamyonlar kendi serilerinde yarışıyor. Yarış yaklaşık üç hafta sürüyor ve her zaman olduğu gibi en kısa zamanda belirlenen parkurları tamamlayanlar birinci ilan ediliyor. Ralli ortalama 10 bin kilometre sürüyor. Fransız Stephane Peterhansel, motosiklet kategorisinde 33, otomobil kategorisinde 35 etap kazanmış; iki sınıfta altışar kez Dakar Rallisi’ni birinci bitirmiş bir efsane konumunda. Son yıllarda motosiklet sınıfındaki Cyril Despres-Marc Coma kapışması emin olun Barcelona-Real Madrid çekişmesinden çok daha üst seviyede! Otomobil yarışlarının diğer efsanesi 50 etap birinciliği dört şampiyonluğu olan Ari Vatanen. Kamyon kategorisinin yıldızı ise 63 etap, yedi şampiyona birincisi Vladimir Chagin.

24 Saat LeMans

Fransa’nın Le Mans şehrindeki geleneksel parkurunda 24 saatte en çok tur atmaya yönelik yapılan yarış, burası dışında 1000 kilometre ve altı saat olarak dört kategori üzerinden yapılıyor. İlk 24 Saat Le Mans yarışı yapıldığında takvimler 1923 yılının 26 ve 27 Mayıs günlerini gösteriyordu. Bu güzel ilkbahar günlerinde Andre Lagache ve Rene Leonard, Chenard & Walcker ile şampiyonluğa ulaştılar. Yarışlar, motor sporları tarihinin en kötü kazasının da şahidi oldu. Pierre Levegh, 1955 yılında, Mercedes’i ile tribündeki seyircilerin üzerine uçarak kendisiyle birlikte 80 kişinin daha hayatını kaybetmesine sebep oldu. Korkunç kaza Mercedes’in uzun yıllar yarışlardan çekilmesini de beraberinde getirirken motor sporlarında hız ve dayanıklılık kadar güvenliğin de önemli olduğunu ortaya çıkardı. Araçlar hem virajlarla dolu pistte saatte ortalama 200 kilometreyle gitmek, hem de yarışın sonuna kadar ayakta kalmakla zorundalar. Pilotları onlardan daha şanslı, zira bir otomobilin tam üç tane sürücüsü var. Sırayla yarışıyorlar, güçlerini birleştiriyorlar. Bir pilot kendi etabında ne kadar başarılı olursa olsun birincilik kürsüne çıkmak için arkadaşlarının da aynı seviyeye ulaşmasını beklemek durumunda. Hız ve teknik kadar, dayanıklılık ve konsantrasyon yetenekleri de ön planda, ama takım stratejisi ve çalışması birinciyi belirleyen ana unsur. Bu çileyi çekip de en çok yarışı kazanan isim dokuz şampiyonlukla Danimarkalı pilot Tom Kristensen.

MotoGP

Motosiklet dünyasının en hızlıları bu organizasyonda kapışıyor. O zamanlarda ismi Dünya Motosiklet Şampiyonası olan MotoGP’nin 1949’dan gelen bir geleneği var. O senelerde motorların hacimleri oldukça küçüktü, öyle ki 80 cc’lik motorlar bile yarışıyordu. Bir de süper yıldızı vardı: Giacomo Agostini! Agostini, elde ettiği başarılarla hala motosiklet dünyasının en büyük yarışçılarından biri olarak kabul ediliyor. Efsanevi İtalyan, spor hayatı boyunca tam 122 motosiklet grand prix’si kazandı. Bunların 68 tanesi 500 cc, geri kalan 54’üyse 350 cc’de gerçekleşti. Tüm bu yarışları kazanırken 1966 yılından başlayıp 1972’ye kadar Dünya Motosiklet Şampiyonu unvanını da kimseye bırakmadı, yedi kez üst üste bu başarıyı kucakladı. Şampiyonluğa ulaşamadığı 1973 ve 1974 yıllarının ardından 1975’te bir kez daha kürsünün en tepesinde o vardı. 500 cc’de sekiz, 350 cc’de de yedi kez dünya şampiyonu olmayı başardı.

Agostini’nin bir başka rekoru da tam 22 yarış üst üste devam eden bir galibiyet serisine imza atmış olması. Günümüzde MotoGP yarışlarında 125, 250 ve 800 cc’lik motorlar, kendi kategorilerinde yarışıyor. Takımlar ve pilotlar sezon boyunca ülke ülke dolaşıyor, kazananlar puanları cebe indiriyor, yılın sonunda şampiyon ortaya çıkıyor. Bir etabın birincisi 25, ikincisi 20, üçüncüsü 16 puan alıyor. İlk 15’e giren pilotlar puan alabiliyor. Hatta F1’in yeni puanlama düzeninde buradan “esinlendiğini” söylemek bile mümkün. Şampiyonanın adı MotoGP olduktan sonra ise şampiyonayı en çok kazanan isim Valentino Rossi. İtalyan yarışçı, altı kez dünya şampiyonu olmayı, 115 kez de podyuma çıkmayı başardı.