Mobilemenu
Profile

Enes Yılmazer: Alaçatı’dan Dünya Şampiyonluğuna!

Enes, Alaçatı’nın yetiştirmiş olduğu en başarılı sörfçülerden birisin. Bize biraz kendinden, rüzgar sörfüne başlayışından ve başarılarından bahseder misin?

Çocukluğumu 1992 yılında ailecek yerleştiğimiz Alaçatı’da geçirdim. Windsurf’le de 2002 yılında yani 12 yaşındayken tanıştım ve o zamanlarda başlayan windsurf maceram bu spora olan ilgim ve heyecanım sayesinde çok ilerledi ve bugünkü noktaya geldim.

Başarı olarak birçok Türkiye gençler ve erkekler şampiyonluğum var.

2006`da üçüncülük, 2007`de ikincilik ve 2008 – 2009 IFCA Dünya Gençler Şampiyonluğu yaşadım. 2011 yılında PWA U-22 Dünya Gençler şampiyonluğum var. 2015 yılında da PWA Dünya Turu’nu 26’ncı sırada bitirdim.

Alaçatı’daki bir gününü anlatır mısın?

Sabahları erken uyanırım. Yaptığım sporun gerekliliği olan yolculuklar nedeniyle ciddi bir orandaki zamanım bilgisayarda geçiyor. Sabah uyanıp kahvaltıdan sonra bilgisayarda zaman geçirip o günün durumuna göre yüzme veya koşu antrenmanı yapıyorum. Öğle yemeğinden sonra windsurf’te zaman geçiriyorum. Bütün günüm ekipman üzerinde çalışma ve antrenmanla geçiyor. Daha sonra windsurf antrenmanımın ağırlığına göre fitness veya esneme antrenmanı yaparak günü kapatıyorum.

Slalom disiplininde yarışıyorsun. Bu disiplinde ilerlemek için nasıl çalışmalar yapıyorsun? Değişik bölgelerde antrenman yapma imkanın oluyor mu?

Antrenman programım aslında az önce anlattığım gibi. Kış ayları biraz daha hafif ve sakin geçiyor ama yine de SUP (stand-up paddle), sörf ve tabii ki rüzgar sörfü sayesinde bir şekilde suda vakit geçiriyorum. Ayrıca kış aylarında antrenman için bir aylığına Tenerife’ye gidiyorum. Orada PWA Dünya Turu’nda yarıştığım sporcularla birlikte slalom antrenmanı yapıyoruz. Kış aylarını ABD, Texas`ta yaz aylarını ise Alaçatı’da geçirerek kendimi sürekli sıcak iklimlerde ve yarışlara yakın yerlerde tutuyorum.

Rüzgar sörfü antrenmanların dışında seni geliştirebilecek başka sporlar da yapıyor musun? Aynı zamanda beslenme düzenine de dikkat ediyor musun?

Bu konuda Robby Naish’in sözü olan “Windsurf için en iyi antrenman windsurf’ün kendisi” felsefesine inanıyorum. Dolayısı ile önceliği her zaman windsurf yapabilme ve suya çıkabilmeye veriyorum. Beslenmemi de yaptığım windsurf ve ağır antrenmanlar ile orantılı olarak aldığım ekstra ürünler ve “temiz” beslenme ile dengeliyorum.

Geçtiğimiz yıllarda, kariyerini başarıyla sürdürdüğün bir zamanda ciddi bir sakatlık geçirdin ve spora bir süre ara vermek durumunda kaldın. Tekrar geri dönmek zor olmadı mı?

Evet, 2011 yılında kötü bir sakatlık geçirdim. Antrenmanda “loop” atarken yaklaşık 3 metre havadan, çok sığ olan suya, sağ ayak bileğimin üzerine düştüm. Bu sakatlığın geçmesi 2 ay sürdü ancak ayak bileğim hiçbir zaman eskisi gibi olmadı. 2011 yılında bu sakatlıkla iyi kötü idare ettim ama ayağımın hissiyatı hiçbir zaman iyi değildi. Tam tersine kötüleşmeye devam etti ve 2012 yılının başından itibaren çok acılı bir süreç yaşadım. 2012 yılında sezonu açmamla birlikte acıların artması sonucunda yarışlara ara verip ameliyat olma kararı aldım. Geri dönmek, ayağımı rehabilite etmek hiç kolay bir süreç değildi. Ama istek, çalışkanlık ve ümit olduğu sürece bu hayatta başarılamayacak hiçbir şey yok!

Slalom dışında: dalga sörfü ve “paddle” yapıyorsun. Bu sporlar için nereleri tercih ediyorsun? Bu disiplinleri de slalom kadar seviyor musun?

Windsurf’ün kökeni birçok su sporuna yakın. Dalga sörfü ve SUP da bunların başında geliyor. Son 7 yıldır dalga sörfü yapıyorum ve özellikle paddle dalga sörfünde oldukça iyiyim. Mümkün olan her fırsatta kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Kış aylarını geçirdiğim ve yaşadığım yer olan Texas, Corpus Christi’de Meksika Körfezi’nde sıkça suya çıkıyorum. Gittiğim yerlerde ya da yarışlarda dalga varsa ilk fırsatta birinin board’unu kapıp suya çıkmayı da ihmal etmiyorum (gülüyor)…

Bize en sevdiğin rüzgar sörfü bölgelerini söyleyebilir misin?

Maui, New Caledonia, Alaçatı, Corpus Christi favorilerim arasında. Hepsi kendi doğası ve yapısı ile özgün ve güzel yerler.

Dünyanın en iyi rüzgar sörfçülerinin yarıştığı PWA Dünya Turu’nu takip eden tek Türk erkeksin. Bize turdan biraz bahseder misin? Kaç senedir bu organizasyonda yarışıyorsun? Turdaki en sevdiğin ve sevmediğin yer hangisi?

Turu 2009 yılından beri düzenli olarak takip ediyorum. 2012 yılında sakatlığımdan dolayı yarışmadım. 2013’e de biraz geç başladım. En sevdiğim yer kesinlikle Noumea, New Caledonia. İkincisi ise Fuerteventura. Açıkçası en sevmediğim yarış da Güney Kore!

Beğendiğin, örnek aldığın veya birlikte antrenman yaptığın sörfçüler kimler?

Rüzgar sörfü kendinize birini örnek almak için zor bir spor. Her sporcu belli bir seviyeden sonra kendi stil ve yarışçı karakteri ile ilerlediği için tamamen birini örnek almak zor. Ama beğendiğim yarışçılar ve sörfçüler arasında: Antoine Albeu, Marcilio Browne, Robby Naish ve Philip Koster var.

Hem yakın arkadaşım hem de antrenman yaptığım kişiler arasında da Marco Lang ve Jordy Vonk var.

Bütün bunların dışında aslında çok da başarılı bir eğitim hayatın var. Lisans eğitimini ABD’de tamamladın, şu anda da yüksek lisans yapmaktasın değil mi? Profesyonel sporculuğun yanında eğitim hayatında da başarılı olmayı nasıl başarıyorsun?

Aslında beni en çok yoran da işin bu kısmı. Birçok insan benim hayatımın sadece ABD’deki ya da sadece Türkiye’deki yüzünü bilir. İki hayatımın da kendi içinde zorlukları var.  İki dünyada da ayakta kalabilmek için çok çalışmam gerekti. ABD’deki üniversitedeki profesörlerim yarışmama izin verseler de derslerimi toparlamak için birçok dersi arkadan günlerce çalıştıktan sonra yakaladım. Sörf camiasına baktığınızda pek çok kişi ya üniversite mezunu değil ya da ilerlettikleri bir akademik eğitim hayatları yok. Bu iki dünyayı birleştirebilmek için çok emek sarf ettim. Bunu başardığım için çok mutluyum.

Türk rüzgar sörfçüleri hakkında neler düşünüyorsun? Türkiye olarak dünyayla kıyasladığımızda seviyemiz ne durumda?

Türkiye`nin rüzgar sörfündeki yeri gayet iyi fakat biraz çaba ve vizyon ile ülkemiz gerek rüzgar sörfünde gerek de turizmde dünya lideri olabilir. Türkiye`nin her sahil kasabası sahip olduğu denizi ve rüzgarı ile windsurf için çok verimli bir ortam haline getirilebilir. Elimizdeki Alaçatı gibi değerleri korumamız, bu gibi bölgeleri sadece finansal olarak bir gelir kapısı gibi görmememiz, ülkemiz değerlerini koruyup gençleri bu spora ve doğaya yönlendirmemiz gerekli.

Destekçilerin ve sponsorların kimler?

 Yaptığım işte sponsorların ve destekçilerin önemi çok büyük. Finansal yükümlülüğü çok ağır olan bu sporda insanların destek bulması ve bu desteklerin sürekliliğini sağlamaları çok zor. Ben bu açıdan çok şanslıydım çünkü iki destekçim kariyerimi uzun bir süre boyunca destekledi ve desteklemeye hala devam ediyorlar. Bunlardan ilki spor kulübüm hatta ailem olarak gördüğüm Arkas Spor Kulübü. 2007 yılından itibaren beni tüm güçleri ile desteklediler ve hala devam ediyorlar. Elde ettiğim birçok başarı ve dünya şampiyonluğu onlarsız gerçekleşemezdi. İkinci büyük destekçim ise Türk Hava Yolları. 2009 yılından beri gittiğim her yere ulaşımım, malzemelerimin taşınması gibi birçok konuda bana tam destek verdiler ve hala devam ediyorlar. Diğer sponsorlarım ise Starboard, Severne ve Hurley.

Gelecek planların ve hedeflerin neler?

Gelecekte planım rüzgar sörfünde kendimi daha da geliştirmek. Sadece slalomda değil, “wave” disiplininde hatta dalga sörfünde de gelişerek daha iyi bir deniz sporcusu olmak istiyorum. Ayrıca yarıştığım PWA Dünya Turu’nda daha da başarılı olmak hedeflerimden bir diğeri.