Mobilemenu
Profile

Görünce Dönüp Bakacağınız 5 Koşucu Tipi

Sibernetik robot koşucular

“Kablosuz kulaklıklar hazır!”, “Nabız monitörü göğüs kafesine bağlandı!”, “GPS cihazı kola sabitlendi!”, “Strava uygulaması başlatıldı!”, “İstatistikler Bluetooth ile telefona aktarılıyor!”, “Son yarım dakikada gelen rakamlar olumsuz!”Hayır NASA’nın henüz tanımlanamamış uzaylı yaşam formlarıyla iletişim kurmak için geliştirdiği bir sibernetik robottan bahsetmiyoruz! Bir uzay aracının içinde değiliz, Mars’a gitmiyoruz, Üçüncü Dünya Savaşı’nı başlatacak yarı deli Robocop’lar söz konusu değil! Sadece bir arkadaşımız koşuya çıkıyor ve teknolojinin nimetlerinden faydalanmayı seviyor. Tüm bu cihazlar onun temposunu korumasını sağlayacak, kalp atım hızını ölçecek, gerektiğinde hızlanmasını ya da yavaşlamasını sağlayacak. Aksi bir durumda da yardımcı olacak: “Houston! Bir problem var!”

Acı çekenler

O karşıdan gelen koşucuya asla acımayın! Neden mi? Çünkü o aslında çok mutlu! Tamam, yüz ifadesi Testere serisinin kurbanlarınınkiyle aynı olabilir… Siz onu Full Metal Jacket filmindeki Çavuş Hartman tarafından kan kusturularak koşturulan bir acemi asker sanabilirsiniz. Merak etmeyin Halloween serisinin katili Michael Myers de onu kovalamıyor! O, koşmayı bir spor veya hayata karşı meydan okuma olarak görmüyor; hayır, onun derdi nefret ettiği hayatından kaçmak. Bu yüzden ne kadar acı çekerse çeksin, zorlanırsa zorlansın koşmaya devam edecek. Birisinin onu omuzlarından tutup sarsması, hayatın gerçekleriyle yüzleştirip mutlu olacağı bir dünya göstermesi gerekiyor. O kişi siz olmak isterseniz siz bilirsiniz ama biz tavsiye etmiyoruz! 

Eski topraklar

Hey, şu ihtiyarı gördünüz mü? Yırtık pırtık bir tişört, kısacık bir şort, ne işe yaradığı anlaşılmaz eldivenler, dize kadar çekilmiş çoraplar, tarihin ilki olduğuna dair bahis yapabileceğiniz spor ayakkabıları ve kafasında Rambovari bir bant… Ne Rambo’su? Bu ihtiyar ilk maratonunu koştuğu zaman daha Rambo’nun babası bile doğmamıştı! Olsa olsa Rambo ondan görüp de alnına o bandı takmıştır. Eğer bu sıskacık vücutlu, koşmaktan ziyade yürüme temposuna sahip ihtiyarla birkaç dakika birlikte hareket ederseniz size Pele’yi henüz 17 yaşında ilk Dünya Kupası’nda nasıl izlediğini, Türkiye’nin ilk tescilli güzeli Kerime Nadir’in letafetini, hatta İsmet Paşa’nın Lozan’da yumruğunu nasıl masaya vurduğunu bile anlatabilir! Hem de temposunu bozmadan ve nefes nefese kalmadan! Ya siz? Bu yavaş ama bitimsiz koşuyu bünyeniz kaldırabiliyor mu?

İkoncanlar

Koşuya çıkmış güzel bir genç kadın görünce hemen heyecanlanmayın. Ona yetişmeniz biraz zor olabilir. Hayır, koşu temposundan bahsetmiyoruz! Bu genç hanımın sadece tozlukları bile neredeyse bin lira eder! Eh, Rihanna’nın bile kullandığı Alexander Wang imzalı bu tozluklar buzdağının sadece görünen kısmı. Beatles üyesi Paul McCarthy’nin kızı Stella McCarthy’nin adidas için tasarladığı ayakkabılara eşdeğer koşu ayakkabın var mı bakalım? Üstelik bunlar sadece bugünün kreasyonu; bunun yarını var, ertesi günü var, gelecek haftası var… Bir giydiğini ne bir daha giymeyeceği aşikar. Bu genç kadın asla terlemez, terlese bile bu kimseye rahatsızlık vermez. 2 kilometrelik koşusunu bitirip soluğu hemen arkadaşlarıyla buluşacağı bistro’da alacak. Hatta onun hafif nemli yüzü bile koştukça daha da güzelleştiğine verilecek. Ya sen? Git buradan pis kokarca!

Ronaldocuklar

Yanından hızla bir şey mi geçti? Yoksa o Superman mi? Göz ucuyla gördüğün kadarıyla, çıplak ve adaleli vücuduyla yoksa Portekizli süper yıldız Cristiano Ronaldo muydu? Hayır, hayır, o kadar heyecanlanmaya gerek yok. Belki de vardır. Zira kısacık şortunun üzerine hiçbir şey giymeden koşuya çıkan bu civandaki cesaret kimde olabilir ki! Her biri ayrı ayrı saatlerce çalışıldığı belli olan bisepsler, trisepsler, quadricepsler, obliqueler, sipinalar tabii ki ortaya çıkartılacak, bakmak isteyenlerin beğenisine sunulacak. Adamcağız boşuna mı saatlerini harcadı spor salonunda. Fit bir şekilde koşu parkurunun çevrelediği parkta biraz soğuma hareketleri sağa sola “Acaba kim bana bakıyor?” bakışları eşliğinde yapılır, havlu boyuna atılır ve meraklı gözlere gülücükler atılır. Haa koşu mu? O da işte işin defile kısmı!