Mobilemenu
Profile

“Güzel Kanyonmuş, Atlamaya Ne Dersin?”

Mayolarınızı hazırlayın, yürüyüşe gidiyoruz! Biraz garip mi oldu? Yürüyüş yapılacak yer bir kanyon olunca, orada da bol miktarda akarsu bulununca böyle bir hazırlık yapmak şart. Tamam, mayo belki abartı oldu ama suya karşı dirençli şortlar, ayakkabılar ve çantalar olmadan kanyona girip, canyoning yapılmaz. Yapılır da, tadı çıkmaz!

Akarsuların akış yönündeki kireç taşı tabakalarını aşındırarak ortaya çıkardıkları derin kaya yarıkları coğrafya terminolojisinde kanyon olarak adlandırılır. Buralar kimi zaman derinliği ve genişliği yer yer değişen akarsularla örülüdür, kimi zaman da kurumuş yataklarla. Bunun anlamı yeri geldiğinde yüzmek, yeri geldiğinde kayaları ya da şelaleri tırmanmak; hatta iple geçiş yapma zorunluluğudur. Yol uzundur, o yüzden çadırla konaklama yapmak da gerekir. Kısacası canyoning çok amaçlı, komple bir doğa sporudur.

“Risk faktörü çoktur” diyor canyoning rehberi Yıldıray Lise. “Yamaçlar dikse, iple çok iş yapmak gerekirse, iplerin bağlantı yerlerinin kopma ihtimali artar. İnişi beceremezseniz kayaya çarpabilirsiniz. Ama en büyük risk suyun gücünden kaynaklanır. Bu genellikle göz önünde bulundurulmaz…” Kanyonu hızlı bir biçimde geçmek istemek, çöküntü alanlarını fark edememek, suyun çok hızlı bir şekilde yükselmesini ve seli öngörememek riski artıran faktörlerdir. “Kanyondaki su, köyünüzdeki dere gibi akmaz!” diyor Yıldıray Lise. Lütfen dikkat!

İdeal bir ekip biri rehber olmak üzere en az altı kişiden oluşmalı. Etkinliğin süresi ve zorluk derecesi bu sayıyı 12’ye kadar çıkartabilir. Ekipteki her sporcu kondisyon ve yeterlilik olarak eşite yakın düzeyde olmalı. Aksi durum ekspedisyonun hem güvenliğini hem de rota ve yapılış süresini tehlikeye atabilir. Ekiptekilerin birbirleriyle ikişerli partner şeklinde eşleşmesine de önem verilir. Bu, uzun süre su içinde hareket eden sporcuların psikolojik olarak birbirlerine destek olmalarının bir gereğidir.

Canyoning insanlığın ilk sporlarından birisidir. Daha tarih öncesi çağlarda yiyecek ve su bulmak, barınmak ve korunmak için uzun yürüyüşler yapan insanoğlu kanyonlara denk geldiğinde yürümeye devam ederdi! Sportif canyoning içinse 1869 yılına gitmek gerekiyor. Colorado nehri boyunca ilerleyen John Wesley Powell, tarihin gerçek anlamdaki ilk canyoning sporcusu oldu. İlk kanyon sporcuları çıplak ayakla da yürüyordu, makosenle de! İnişler için ip gerektiğinde de kenevir ya da manila halatı (gemicilikte kullanılan bitkisel ve sağlam bir halat tipi) kullanıyorlardı. Canyoning sporu ilginizi çektiyse şanslısınız, bunun için Colorado’ya kadar yorulmanıza gerek yok çünkü bu spor ülkemizde Antalya’daki pek çok ilçede ve Muğla sınırında bulunan Saklıkent kanyonunda yapılmakta. Sigorta, malzeme, rehberlik ve ulaşım dahil olan turların günlük fiyatı ortalama 50 euro civarında. 

Bir canyoning sporcusu dağcılık, kaya tırmanışı, trekking ve kampçılık malzemelerinin hepsinden kendine malzeme düzebilir. Zaten tüm bu doğa sporlarını en azından orta seviyede yapabiliyor olması da gerekiyor. İp, karabina, kask, yardımcı ip, sikke gibi dağcılık malzemelerinin yanı sıra yüksek debili nehir geçişleri için can yeleği de barındırmak şart. Su geçirmeyen çanta, yardımcı ip, emniyet kemeri, perlon bant, sekizli plaka, sikke hayati önem taşıyan diğer malzemeler. Kanyonlardaki suların oldukça soğuk olduğunu düşünerek termoslarda sıcak su barındırmak da oldukça iyi bir fikir. Konaklamalı geçişler için çadır, uyku tulumu, mat ve kamp araç gerecine de ihtiyaç duyacağınızı da bizden öğrenmeyin artık!