Mobilemenu
Profile

Hala İlk Günkü Gibi Aç: Sebastien Loeb

Büyük sporcuların başarılarına tanıklık etme şansını yakaladığımız, ilginç bir çağda yaşıyoruz: Lionel Messi, Barcelona formasıyla futbol dünyasının en saygın ödüllerini ve en eski rekorlarını darmadağın ediyor. Roger Federer’in tenisteki hükümranlığı bitse de 34 yaşında bir efsane gibi oynamaya devam ediyor. Lebron James son beş yıldır NBA’in en güçlü figürü olarak sahada ve saha dışında, her anlamda etkisini hissettiriyor. Hepsi de kendilerine özgü biçimlerde yaptıkları sporu domine ediyorlar.

Ancak, inanın, hiçbiri Sébastien Loeb’in Dünya Ralli Şampiyonası üzerinde tek başına kurduğu dokuz yıllık hâkimiyetin yanından bile geçebilmiş değil. 2013 sezonundan bu yana ralli dünyasındaki etkinliğini azaltma kararı alan efsane, zaman zaman direksiyon başına dönüyor ve 2004 ile 2012 sezonları arasında Dünya Ralli Şampiyonası’nı tam dokuz kez kazanıp motor sporları tarihine adını altın harflerle yazdırdığı günlerin anısını yâd ediyor. Bir yandan ise efsane olmanın ve direksiyon başında geçirdiği bir “emekliliğin” keyfini çıkarıyor.

1995’te 21 yaşındayken okulu bırakıp tüm dikkatini yarışçılığa vermeye karar veren Loeb, kazandığı yüzlerce zafer ve kırdığı onlarca rekora rağmen doymuş gibi gözükmüyor. Dünya Ralli Şampiyonası’nı ikinci plana aldıktan sonra Dünya Binek Otomobil Şampiyonası’na (WTCC) gözlerini çevirmesi de bu yarışma açlığının bir göstergesi olsa gerek.

Nitekim Loeb kazanmaya kesinlikle doymuş değil. Geçen yıl Citroen Total ekibiyle şampiyonayı ikinci bitiren efsane, bu sezonki hedef olarak zirveyi gösterdi ve takımın yeni olmasına rağmen bir yılda çok tecrübe kazandığını belirtip ekledi: “Adım adım ilerlemeliyiz, bu işte kestirmeler yok. Takım neyi nasıl yapacağı konusunda doğru adımlar atarsa, hedefe doğru ilerleyeceğimizden şüphem yok.”

Elbette 41 yaşındaki böyle büyük bir efsane sadece çenesiyle değil, eylemleriyle de konuşmalı. Loeb şampiyonanın geçtiğimiz haftalarda tamamlanan Arjantin etabında işte aynen böyle yaptı: İki ayrı yarıştan oluşan etabın ilk bölümünü üçüncü bitirdikten sonra, ikinci bölümde bir ara sekizinciliğe kadar düşmesine rağmen takım arkadaşı Jose Maria Lopez’in önünde zafere uzandı. Hafta sonu boyunca sıralama turlarında veya yarışlarda kimseye şans vermeyen Citroen ekibi ise her iki bölümde de podyumu işgal etti. Loeb’in zafer açlığını ya da azmini nasıl doyuracağı büyük merak konusu ancak şurası kesin: Takımı onun işaret ettiği zirve hedefine uzanmakta, en az onun kadar kararlı ki kadroda WTCC efsaneleri arasında sayılabilecek Yvan Muller ve geçen sezonki şampiyonanın birinici Jose Maria Lopez de bulunuyor. İkinci bölümdeki zaferinden sonra yaşadığı sevince bakılırsa hala damalı bayrağı ilk gören olmaktan büyük keyif alan Loeb, bugünlerde sadece parkurla ve diğer takımlarla değil; kendi takımı Sebastien Loeb Racing ve takım arkadaşlarıyla da yarışıyor...