Mobilemenu
Profile

Her Acemi Trekking’cinin Yaptığı 10 Hata

Harita bulundurmamak

Garip ama gerçek! Bugün trekking yapmaya heveslenenlere “Haritan nerede?” diye sorsanız size boş boş bakarlar. Gazetelerin kuponla karayolları haritası verme dönemi bittiğinden beri harita görmemişlerdir, oysa hiç bilmedikleri yerlerde yürümeye heveslidirler. Hayır, telefonlarına gidecekleri bölgenin haritasını indirmeyi bile düşünmüyorlar!

Uygun kıyafet almamak

Trekking’e yeni başlayan vatandaşlar genelde bu doğa işini gündelik kıyafetlerle yapmaya kalkar. Onlar için su geçirmeyen ayakkabıya verilen para israftır, polarlar zaten çok pahalıdır, futbol maçına gittiklerinde aldıkları yağmurluk yeterlidir. Hava terse dönüp soğuduğunda veya yağdığında o “israf”ı yapan arkadaşlarına bakakalırlar.

Trekking ayakkabısı giymemek

“Ne, doğa yürüyüşüne mi gidiyoruz? Tabii ki gelirim. Gore-tex ayakkabım mı? Yok ama dokuz sene önce annemin aldığı spor ayakkabılarım var. Çok rahat yahu, hem yeni bir ayakkabı almaya gerek yok. O parayla sucuk alırız, akşam mangal yaparız! Gore-tex ne ya!”

Güneşten yeteri kadar korunmamak

Bu arkadaşlara göre güneş kremi sadece ve sadece plajlarda, kadınlar ve çocuklar tarafından kullanılan gereksiz bir şeydir. Oysa, özellikle yüksek rakımlarda, ağaçsız bölgelerde ve güneş ışınlarını fazlasıyla yansıtan kayalık arazilerde koruyucu krem kullanmamak felaketle sonuçlanabilir. Lütfen birisi koruma faktörlü güneş kremlerinin trekking’de gerekliliğini bu arkadaşlara anlatsın!

Haşareden korunmak gerektiğini bilmemek

Sivrisinekler, arılar, kara sinekler, böcekler, örümcekler ve daha yüzlerce tür doğa yürüyüşü yapanların en büyük kabuslarıdır. Tabii yeni başlayanlar bunu bilmezler; bilenler söylediğinde de umursamazlar. Haşerelerden korunmak için üretilen ürünleri yanlarında taşımazlar. Hatta bazıları arı sokmasına karşı alerjisi olup olmadığını bile bilmeden kovan bulup bal yemek için uğraşır durur!

İyi bir çantanın gerekliliğini önemsememek

Özellikle kamp yapacağınız bir doğa yürüyüşündeyseniz başınıza gelebilecek en büyük felaket çantanızın sizi yarı yolda bırakmasıdır. Bunun da sebebi uygun bir çanta almamak ya da onu gereğinden fazla doldurmaktır. Tamam, trekking çantaları biraz pahalı ama bunun basit bir sebebi var: Çünkü dayanıklılar!

Yürüyüş batonu kullanmamak

Siz baton kullanmanın faydaları olarak şunları söyleseniz de bu arkadaşların bir kulağından girer diğerinden çıkar: Her adımda 5 ile 8 kilogramlık bir yükü bacaklardan alırlar. Düz zeminde bir saatlik yürüyüşte bu yük 13 tona, inişte 34 tona çıkar. Islak ve kaygan zeminde, kar üzerinde iz açarken, sırtlarda rüzgarlı havalarda denge sağlamayı da kolaylaştırır. Alacağınız yanıt mı? “Hadi canııım!”

Fotoğraf ve video çekmekten doğayı fark edememek

Artık herkesin cebindeki telefonlar yüksek görüntü kareleriyle fotoğraf ve video çekmeyi sıradan hale getirdi. Üstelik bunları anında arkadaşlarınızla da paylaşabiliyorsunuz. İyi güzel de insanlar sizin bulunduğunuz doğayı, sizden daha iyi görüyorlar! Çünkü bu işlemler sırasında düzgün bir şekilde çevrenize bakmıyorsunuz ki!

Yeteri kadar su taşımamak

“Abi şimdi yanımızda çok eşya taşıyoruz. Sırtımız, belimiz ağrıyor. Su dediğin her yerde var. En güzelinden derelerden elimizle içeriz. Hem köylüler var, çobanlar var. Şimdi niye şişe şişe su taşıyalım ki!”

Gidilen yörenin kültürünü tanımamak

Bir rivayete göre Kastamonu ve civarında yol boylarında “Daş düşebilir, ayı çıkabilir” diye tabela varmış. Bunun bilimsel anlamı, heyelan bölgesindesiniz ve vahşi hayvanlarla karşılaşabilirsinizdir. Yani adamlar dikkatli olun diyor! Ama acemi trekking’ci gittiği yerlerde insanlar nelerden hoşlanır ya da hoşlanmaz, yaban hayatı nedir, hava durumu nasıldır, yiyecek ve içecek bulabilir mi hiç bakmaz; sonra başına gelenlerin ardından ağlar durur.