Mobilemenu
Profile

Hindistanlı Forrest Gump

1 milyarı aşkın insanın yaşadığı Hindistan’ın yarım milyona dahi yaklaşamayan nüfuslu Bhubaneswar adlı kentinde, 2002’de fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi Budhia Singh. Henüz 15’inde olimpiyatlarda harikalar yaratan Nadia Comaneci kadar talihli olamayan bir çocuğun, tarihin en iyi maraton koşucusunu yaratmak varken, yanlış yönlendirmelerle yitip giden yıllarının hikayesi bu.

Babasını doğumundan kısa süre sonra kaybeden, üç de ablası olan Budhia henüz 4 yaşındayken annesi tarafından 800 rubleye bir seyyar satıcıya satıldı. Zaten çok uzak bir geçmiş değil fakat yine de bunun sona ermiş bir gelenek olduğunu düşünmeyin. Hindistan’da aileler hala daha iyi bir gelecek hayaliyle çocuklarını satmak zorunda kalıyorlar, hikayenin büyük ihtimalle kötü sonuçlandığını bilseler de. Singh kısa bir süre sonra, kendisini satın alan adamın yanında çektiği eziyetlerden haberdar olan judo antrenörü Biranchi Das tarafından kurtarıldı. Birçok çocuğa eğitim veren, bazılarına da evinde bakan Das, Singh’i de yanına almıştı. Fakat seyyar satıcının yanında geçirdiği kısa zaman dilimi, çocuğun ağzının bozulmasına ve önüne gelene küfürlerle seslenmesine yetmişti. Das, bir gün ceza olarak Singh’e bahçeye çıkıp kendisi yeter diyene dek koşmasını söyledi. Saatler sonra verdiği ceza aklına geldiğindeyse bahçeye çıktı ve gördüğü karşısında şok oldu. Singh hala koşuyordu… Bu olayın ardından Das kendisini judoda geliştirmesine rağmen kısıtlı bilgisiyle Singh’in üzerine titredi. Kısa süre sonra Singh henüz 5 yaşındayken Puri’den Bhunameswar’a kadar, sıcak havaya ve ayrıca koşu için uygun ekipman ile beslenme şartlarına sahip olmamasına karşın 65 kilometre koşmayı başardı. O gün Hindistan Ordusu’nda görevli olan yarış doktoru defalarca durması yönünde telkin etmesine rağmen vazgeçmedi. Hem de küçük bedenine ve adımlarına rağmen yalnızca 7 saat 2 dakikada koştu bu mesafeyi. Adını tüm dünyaya duyuran o meşhur koşunun ardından ise tam 48 maratona katıldı.

Takvimler 2007 Ağustos’u gösterirken Singh’in annesi, Das’ın çocuğuna psikolojik baskı uyguladığı iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Das 4 farklı suçtan gözaltına alınıp mahkemeye sevk edilirken ülke de bir anda çalkalanmaya, yetkililerden ardı ardına açıklamalar gelmeye başladı. O güne kadar hiçbir adım atmayan devlet çocuğa sahip çıkmak için seferber oldu. Ya da şöyle düzeltelim; çocuğa değil muhtemel başarılarına…

Das judo antrenörü. Onun böylesine değerli bir yeteneğin eğitimi için uygun insan olduğuna inanmıyorum. Bilimden uzak antrenman teknikleri Singh’in spor kariyerinin başlamadan bitmesine yol açabilir.” –Dönemin Kadın ve Çocuktan Sorumlu Bakanı

“Das’ı çok özlüyorum. Benim üzerime titrerdi, nasıl idmanlar yapmam gerektiğini bilirdi, beslenmeme çok dikkat ederdi. Onu özlemediğim tek bir an bile yok.” –Singh (2016)

Budhia’nın çok kısa süre içerisinde 48 maraton koşmasının arkasında Biranchi Das vardı. Antrenörü, imkansızı başaran bu çocuk için beslenme listesinden antrenman programına her şeyi kendisi hazırlıyordu. Çok değerli motivasyon teknikleri olan, akranları saklambaç oynayan bir çocuğun 48 maraton koşmasını sağlayan Das aynı zamanda polis tarafından aranan ya da cezaevinde olan birçok çocuğun topluma kazandırılmasına da yardımcı olmuştu. Biranchi 2008’de, Singh’le kopmalarından bir yıl sonra, aşk üçgeninin taraflarından biri olunca silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.

Bu olayların ardından Singh’in yarışmasına izin verilmedi ve devlet desteğiyle Sports Authority of India (SAI) bünyesindeki bir hostele yerleştirildi. Burada 150 kadar çocukla birlikte eğitim görmeye başladı. Bu kararın arkasındaki amaç fiziksel ve ruhsal açıdan zarar görmesini engellemekle birlikte, profesyonel bir eğitimden geçerek olimpiyatlarda ülkeyi temsil etmesini sağlamaktı. Yetkililerin Singh’i SAI’ye yerleştirmelerinin arkasında geniş bir kamuoyu tepkisi de yatıyordu. Bazı kesimler Singh’in çocukluğunu yaşamasına izin verilmediğini ve baskı altında olduğunu iddia ederken, Singh ise yaptığı açıklamada Das’ın kendisine olan yaklaşımını şöyle dile getiriyordu: “Bana her zaman çok iyi davranırdı. Hayatım boyunca bana nasıl bir atlet olunabileceğini öğreten tek kişi oydu.”

Uzun zamandır antrenman yapmamama rağmen şu an bile saatlerce hiç durmadan maraton koşabileceğime inanıyorum. Ben bunun için doğdum. Günde 3-4 parça tavuk yiyerek iyi yerlere gelemem. Daha 4 yaşındayken Das beni bundan daha fazla besliyor ve daha doğru idman yaptırıyordu.”

Konaklama, eğitim, beslenme ve diğer giderleri devlet tarafından finanse edilse de Singh’in SIA’da kalmaktan pek mutlu olmadığı, ait olduğu sokaklara dönmek istediği biliniyordu. 2016’nın başlarında bir gazeteye konuşmuş ve “Burada tüm yaptığım dönüp dolaşıp 1.500 metre koşmak. Antrenörüm bana sürekli hızlanmam gerektiğini söylüyor fakat nasıl yapabilirim hiçbir fikrim yok. Hızlı koşmak hiç keyif aldığım bir şey değil. Kendimi bir hapishaneye kapatılmış gibi hissediyorum.” demişti. Sabah 6’da kalkıp birkaç saat süren kondisyon idmanları yapan Singh, bir zamanlar Biranchi Das’la birlikte hayalini kurdukları gibi olimpiyat madalyası için yaşarken burada aldığı eğitimlerin kendisini bambaşka bir kişiye evirdiğini fark etti. Hosteli terk eden ve annesi ile kız kardeşinin yanına dönen 14 yaşındaki çocuk, bir İngiliz okulunda öğrenim görmeye başladı.

 “Tüm kalbimle yeniden maraton koştuğum günlere dönmek istiyorum ancak kimseden profesyonel destek göremiyorum. Ailem her türlü manevi desteği veriyor fakat yeterli değil, hayallerime ulaşmam için bir antrenöre ihtiyacım var. Bu imkana sahip olursam ülkemi olimpiyatta temsil edeceğimi çok iyi biliyorum.”

Geçtiğimiz yaz bu ikilinin birlikteliğini konu alan ve elde edilecek gelirin önemli kısmının Singh’in daha iyi eğitim alarak olimpiyatlarda mücadele etmesi için kullanılacağı ‘Born to Run’ isminde bir film vizyona girdi. Filmde, Singh’in ilk büyük koşusunu gerçekleştirdiği yarıştan önce basından gelen tepkilere karşı henüz 5 yaşındayken verdiği şöyle bir cevap vardı; “Onlar beni durdurmaya çalıştıkça ben daha fazla koşacağım.” Bugünlerde sözlüğünde ‘dur’ kelimesi olmayan çocuk, kendisini bir anda yücelten ve aynı hızla unutan dünyanın karşısına yeniden çıkmaya hazırlanıyor; ‘one hit wonder’ olmadığını ispat etmek için. Bu ismi sakın unutmayın. 2024 Olimpiyatları’nda duymanız imkansız değil, hatta belki de 2020’de. Neden olmasın?