Mobilemenu
Profile

Gerçek Hayattaki Ironman'ler

Maraton koşmak, uzun mesafede bisiklet sürmek ya da kilometrelerce yüzmek… Her biri yeterince yorucu ve kondisyon isteyen bu sporları bir de ardı ardına yaptığınızı düşünün! Düşünmesi bile insanı korkutmaya yeten bu sporu yapabilenlere de normal insan denmiyor zaten. Onların adı ironman. Kıyafet değişikliği sırasındaki küçük aralar dışında diğer disipline geçerken hiç dinlenmeyen bu adamlar, tüm parkuru maksimum 17 saatin altında tamamlıyorlar. Müthiş bir dayanıklılık, taktik, sabır, dirayet…

Yüzme, bisiklet ve koşunun birlikte yapıldığı çoklu sporun adı triatlon. Olimpik bir spor olan triatlon, zorlayıcı da olsa insan anatomisinin sınırlarını yeniden yazmanızı gerektirmiyor. Ancak içinde ironman diye bir dal var ki ‘eyvah’ dedirtecek cinsten! İronman olabilmeniz için 3860 metre yüzmeniz, hemen ardından 180 km pedal çevirmeniz, yine hiç ara vermeden 42 km maraton koşmanız gerekiyor.

Bu mesafeler olimpik triatlonun 4 katından bile fazla. Bu denli yıpratıcı bir sporla kim uğraşır demeyin! Kendinizi baştan yaratmanız gereken bu disiplin dünyada o kadar revaçta ki bir yıl sonraki yarışın kayıtları bile 10 dakika içerisinde dolabiliyor. Dünyada çok farklı mesafelerde triatlon yarışları düzenlenmekle birlikte tüm triatletlerin en büyük hayali ironman olabilmek. Bunu başarabilmek için aylarca süren düzenli ve sistemli antrenman programını çoktan göze almış durumdalar.

Ironman yarışlarının tarihi 1977 yılında girişilen uçuk bir iddialaşma ile başladı. Amerikalı deniz SAT komandoları, hangi sporla uğraşanların daha dayanıklı ve fit olduğu konusunda yaptıkları uzun tartışmaların ardından ilginç bir çözüm ürettiler. Koşu, bisiklet ve yüzme birlikte koşulacak, kazanana da ironman denilecekti. Bunun üzerine 1978 yılında ilk ironman yarışı Havai’de düzenlendi. Yarışı kazanan Gordon Haller, dünyanın ilk Ironman'i oldu. İlk yarışın yapıldığı Havai Kona, günümüzde de en popüler Ironman yarışı olmayı sürdürüyor. Hatta her yıl burada en elit triatletlerin katıldığı Ironman Dünya Şampiyonası düzenleniyor. Ironman markası o denli büyüdü ki; triatlon sporu 2000 yılında olimpik bir spor olmasına rağmen Ironman markasının gölgesinde kalmaktan kurtulamıyor.

Dünyanın çeşitli bölgelerinde yılda 20 Ironman yarışı koşuluyor. Buralarda dereceye giren ve rüştünü ispat etmiş olan en iyi triatletler ise Havai’deki Dünya Şampiyonasına davet ediliyor. Böylece Ironman’ in şaşalı galası tamamlanmış oluyor. Şu ana kadar kaydedilen dünya rekoru 7 saat 41 dakika. Ironman unvanını elde edebilmek için 17 saatin altında koşmanın yettiğini düşündüğümüzde bu inanılmaz bir derece.

Havai’ de koşulan en iyi dereceler ise 8.10, 8.15 civarı. Ironman yarışlarının yeni başlayan sporcular için ilk etapta hayali bir hedef olduğunu bilen yetkililer, Ironman yarışlarına ek olarak "Yarı Ironman" yarışlarını da organize etmeye başladılar. Ironman yarışlarındaki mesafenin tam yarısının koşulduğu Yarı Ironman yarışlarının bir diğer adı “Ironman 70.3”. Asıl Ironman yarışlarına hazırlık olarak görülen bu yarışlara da oldukça yoğun ilgi gösteriliyor. E tabi Demir Adam olmak kolay değil!

Türkiye’de triatlona ve Ironman yarışlarına olan ilgi henüz istenen seviyelerin çok altında. Yine de bu şartlarda bile 10 Ironman'e sahibiz. 1988’de Eskişehir’de koşan Nihat Aydın ülkemizin ilk triatleti olmayı başardı. 2000 yılına gelindiğinde ise Türkiye Triatlon Federasyonu kuruldu. Çeşitli bölgelerimizde düzenli olarak gerçekleştirilen triatlon yarışları, günden güne popülerliğini arttırıyor. Öyle ki 25 Ekim 2015 tarihinde, Alanya’da Türkiye’nin ilk Yarı İronman (70.3) yarışları koşulacak. Böylelikle 1991’den beri triatlon yarışlarına ev sahipliği yapan Alanya, bir üst seviyeye tanıklık etmiş olacak.

Tüm bu atılımlarla beraber dayanıklılığın nirvana’sı olan bu spora gönül veren atletler yetişmeye başlıyor. Ancak verilen destekler ve yapılan teşvikler oldukça yetersiz. Çoğunlukla kendi imkânlarıyla mücadele veren sporcularımız yine de uluslararası başarılar elde ederek bizleri gururlandırıyorlar. Az sayıdaki Ironman’lerimizden ikisi olan Oğuz Omur ve Gökhan Doğruol, bu büyük başarılarına ek olarak Havai’deki Dünya Şampiyonasına katılan ilk Türkler oldular. Seyir zevki de oldukça yüksek olan triatlonla uğraşan sporcular, demir adam ve kadınlar, sizce de çok daha fazla ilgiyi ve desteği hak etmiyorlar mı?