Mobilemenu
Profile

El ve Ayakları Olmadan Dağları Fethetti

Bize kendini kısaca tanıtır mısın?

Adım Jamie Andrew. İskoçya’da yaşayan 47 yaşında bir dağcıyım. Bundan 18 yıl önce, 29 yaşındayken, bir dağcılık kazası yaşadım. Fransız Alpleri’ndeki bir dağın zirvesinde fırtınaya yakalandım. Tırmanış arkadaşımla birlikte 5 gün 5 gece boyunca fırtınada kaldık. Kendisi orada üzücü bir şekilde hayatını kaybetti. Ben de son anda kurtarıldım ancak çok ciddi “soğuk ısırması” problemlerim vardı. Bu olay sonucunda ellerimi ve ayaklarımı kaybettim ve sanırım hayatımdaki yeni bölümün başlangıcı bu şekilde gerçekleşti. Ayakta durma, yürüme gibi temel aktiviteleri tekrar öğrenmek durumunda kaldım ancak sonuçta dağlara tırmanmaya geri döndüm. Aynı zamanda maraton koştum, IRONMAN triatlona katıldım. Kısacası ben buyum!

Tırmanışa nasıl başlamıştın?

16 yaşında aldığım bir “outdoor” kursu sırasında kaya tırmanışıyla tanıştım. Öncesinde ailem bizi Birleşik Krallık tepelerinde doğa yürüyüşlerine götürürdü ancak tırmanışla tanıştığım anda bu sporun benim hayatım olacağını anladım. Kaya, buz, yüksek irtifa tırmanışlarının hepsini denedim…

Başına gelen trajik kazayı anlatabilir misin?

1999 yılının Ocak ayıydı. Ben ve tırmanış partnerim Jamie Fisher Fransız Alpleri’ndeki  Les Droites’in kuzey yüzüne tırmanıyorduk. Kuzey yüzü 1000 metrelik ciddi bir tırmanıştı fakat iyi hazırlanmıştık. Tırmanışın ikinci gününde zirveye yaklaşmışken hava raporunda görünmeyen beklenmedik bir fırtınaya yakalandık. Zirveye çok yakındık, buzlu bir kaya tabakasının yarattığı ufak bir boşluğa sığındık. Rüzgar hızı saatte 130 km/saate kadar çıkıyor, sürekli kar yağıyor ve derece -30’lara düşüyordu. Çok zor anlardı ancak güçlüydük. Hayatta kalma konusunda elimizden geleni yaptık. Kurtarma helikopterleri hava koşullarından dolayı ne yazık ki bize ulaşamıyordu. 5. günün sonunda ikimiz de hipotermiye girmiştik ki dağdaysanız bu ölümcüldür. Nedenini bilmiyorum ama bilincini daha çabuk kaybeden Jamie Fisher oldu ve hipotermi yüzünden orada yaşama veda etti.

O an neler düşündün?

Hipotermi gerçeküstü bir şey. Uykuya dalmak, rüyada olmak gibi. Sanki yaşadıklarınız gerçek değilmiş gibi hissediyorsunuz. İçinde bulunduğum trajediyi yukardan izliyordum. O ana kadar güçlü kalmıştık ve motivasyonumuz yerindeydi ancak hipotermiyle birlikte kontrolü kaybetmeye başladık. Ellerim ve ayaklarım kelimenin gerçek anlamıyla buz tutmuştu. Dolayısıyla kendimi kurtarmak için bir şeyler de yapamıyordum. Sonumun yakın olduğunu hissetmeye başladım. Gözlerimi kapayıp uykuya daldığımı hatırlıyorum. Tabii ki bu uykudan bir daha uyanamayacağımı düşünüyordum ancak bir süre sonra kendime geldim ve hala dağın tepesinde olduğumu fark ettim. Günün ilk ışıklarını görünce o geceyi atlattığımı anladım. Kurtarma helikopterleri de sonunda bizim olduğumuz yere kadar gelip başarılı bir kurtarma operasyonu gerçekleştirdi. Çok zorlu ve cesaret gerektiren bir operasyondu ancak ne yazık ki Jamie Fisher için yapılacak bir şey kalmamıştı.

Kendini bu yeni durumuna nasıl adapte ettin? Umutsuzluğa kapıldığın anlar oldu mu?

Tabii ki ilk başlarda çok zordu. Hayatımı nasıl anlamlı bir şekilde devam ettirebileceğimi bilemiyordum. Orada ölüp gitsem daha iyi olacak diye düşünüyordum. Arkadaşımı da düşününce aslında şanslı olan bendim. Hala hayattaydım ve ikinci bir şansa sahiptim. Bunu ona ve beni kurtarmak için uğraşan herkese borçluydum, tabii kendime de öyle. Bu ikinci şansı değerlendirmeye karar verdim ve ellerim, ayaklarım olmadan nelerin mümkün olduğunu keşfetmeye koyuldum. O zamanları hayatımın dip noktası olarak kabul ettim ve sonraki her günümde biraz daha iyi yaşamak için çalıştım. Küçük adımlar ve hedeflerle ilerledim. İlk başlarda bir daha dağa tırmanmanın hayalini bile kuramıyordum. Önce kendi başımın çaresine bakabilme, protez bacaklarla tekrar yürüyebilme gibi basit şeyleri öğrendim. Ondan sonra her şey harika gitti. Karşılaştığım bu büyük zorluğu aşmak için sahip olmam gereken zihinsel tutum da buydu.

Tekrar dağlara tırmanma kararına çevrendekilerin verdiği tepkiler nasıl oldu?

Ailem bunun beni olduğum kişi haline getirdiğini biliyor. Cesur, kararlı ve pozitif olduğumu görüyorlardı ve bunun mümkün olmayacağını düşündükleri halde beni desteklediler. Onların sevgisi ve desteği olmasaydı başaramazdım. Bugün elde ettiklerimde kilit faktör bu aslında.

“Şimdi bana el ve ayaklarımı geri verseler kesinlikle ‘Hayır’ derdim” açıklamasını yapmışsın. Bunun nedeni nedir?

Çünkü hayatım onlar olmadan da “tamam”. Dolu ve mutlu bir hayat yaşamak için el ve ayaklara ihtiyacım yok. 10 ve 12 yaşlarında iki çocuğum var ve beni ellerim, ayaklarım olan halimle tanımıyorlar. Ben şu an olduğum gibi onların babasıyım. Tamamlanmış hissetmek için el ve ayaklara ihtiyacım yok. Zaten bu konuda yapabileceğim bir şey de yok.

Çocuklarının da spora ilgisi var mı? Onları destekliyor musun?

Evet, birçok çocuk gibi onlar da sporla ilgili. Dağcılıkla fazla ilgilenmeseler de kayağı çok seviyorlar. Birlikte dağların tadını çıkartabiliyoruz.

Protez kullanarak diğer çoğu dağcının yaptıklarını yapabiliyor ve onlarla aynı dağlara tırmanabiliyorsun. Bu seni daha fazla zorlamıyor mu?

Bu gerçekten zor. Eski seviyemden daha düşük standartlarda tırmanışlar yapıyorum. Ama bu durum bir sorun yaratmıyor çünkü bu kişisel bir mücadele. Diğer insanlarla bir yarış halinde değilim. Önemli olan şey kendinizi fiziksel ve zihinsel anlamda zorlamak, diğer dağcılarla birlikte olmak, desteklemek ve yardımlaşmak. Zorlansam da tırmanış yapmayı seviyorum.

Arkadaşlarımla kayak yapmayı da seviyorum çünkü onlarla aynı seviyelerde kayabiliyorum. Kazadan sonra kayak yeteneğimde bir değişme olmadı. Hatta şu anda kazadan önceki durumumdan daha da iyiyim.

Dağlara tırmanıyor, kayak yapıyor ve hatta triatlon yarışlarına katılıyorsun. Bize bu başarılarından bahseder misin?

Dağcılık dışında maraton koştum, IRONMAN triatlon yaptım. Ampute mürettabatın yönettiği bir tekneyle Kuzey Denizi’ni geçtim. Dağlarda ise kaya tırmanışı, buz tırmanışı yaptım. Birçok dağın zirvesine ulaştım. 12 yıl önce tamamen engellilerden oluşan bir takımla Kilimanjaro’ya tırmandım. Her birimizin ayrı bir engeli, farklı zorlukları ve zayıf noktaları vardı. Ancak daha önemlisi hepimizin güçlü olduğu farklı noktalar vardı. Birlikte hareket ederek, güçlerimizi birleştirerek zayıf noktalarımızı kapattık ve Kilimanjaro’ya tırmanabildik.

Bugün baktığımızda en büyük dağcılık başarım ise geçtiğimiz yaz Matterhorn’a tırmanmak oldu. Daha önce yaptığım her şeyden daha zor olsa da en ikonik başarım bu oldu. Ayaklarım ve ellerim olmadan her yıl birçok kişinin hayatını kaybetmesine neden olan böylesine ciddi bir tırmanışı güvenli bir şekilde gerçekleştirmem çok mutluluk vericiydi.

Aynı zamanda motivasyon konuşmaları da yapıyorsun değil mi?

Evet, kazadan sonra sahip olduğum diğer harika fırsatlardan biri de bu oldu. O kaza hayatımdaki bir bölümün sonuydu ancak aynı zamanda yeni bir bölümün de başlangıcıydı. Son 10 yıldır hayatımı dünyanın farklı yerlerinde bulunan organizasyon ve şirketler için yaptığım konuşmalarla kazandım. Hikayemi paylaştım, zorluklarla nasıl yüzleştiğimi ve onları nasıl aştığımı anlattım. Pozitif ve motive olmuş bir şekilde kalabilmenin önemini vurguladım…

Daha önce hiç Türkiye’yi ziyaret ettin mi?

Bir keresinde Danone için İstanbul’da bir konuşma yapmıştım. İstanbul’da harika bir gün geçirdim. Doğu ve batıyı birlikte barındıran çok modern ve kozmopolit bir şehir. Kapalıçarşı da harikaydı!

Seninle benzer zorlukları yaşamakta olan bireylere buradan ne mesaj vermek istersin?

Kilit olan şey şunu hatırlamak: Hayatta karşılaştığımız zorlukların %95’i zihinsel, %5’i diğer faktörlere bağlı. Karşılaştığınız zorluklar ne olursa olsun sahip olamadıklarınızdan dolayı sızlanmak yerine sahip olduklarınızla bir şeyler yapmaya çalışın. Kendinize inanırsanız gerçekten her şeyi başarırsınız.

Dağcılık ve kayak haricinde yaptığın başka sporlar var mı?

Odak noktam dağcılık olsa da her sporu denemeye çalışıyorum. Tırmanış, dağcılık, hiking ve kayak yapıyorum.

Şu anda günlerin nasıl geçiyor?

Birçok farklı şey yapıyorum. Dünyayı dolaşıp konuşmalar yapıyorum. Evde olduğum zamanın büyük çoğunluğunda da konuşmalarım üzerine çalışıyorum. Life and Limb adında tecrübelerimi anlatan bir kitap da yazmıştım. Yani bazen yazı yazıyorum ve tabii ki ailemle vakit geçiriyorum.

Takipçilerimiz sana nasıl ulaşabilirler?

Facebook sayfam: Jamie Andrew. Çok sık kullanmasam da Twitter adresim: @JamieAmputee. Yakında bir de Instagram hesabı açarak insanları yaptıklarımdan haberdar edeceğim.

İlerisi için gerçekleştirmek istediğin hedefler var mı?

Aklımda çok şey var. Yakın zamanda Matterhorn’u tamamladım. Kısa bir ara verip gelecekteki hedefimin ne olacağını belirleyeceğim. Bir şey kesinlikle olacak ama ne olacağı henüz belli değil.