Mobilemenu
Profile

“Kabin Ekibi, Kalkış İçin Yerlerinize!”

“Bir kez uçmanın tadına varınca, her zaman bulunduğun ve hep dönmek isteyeceğin yerde sonsuza kadar gözlerin gökyüzüne dönük olarak yürüyeceksin.”

-Leonardo Da Vinci

Kimilerine göre yaşamış en zeki insan –aksini iddia edebilir misiniz?- Leonardo Da Vinci bundan yaklaşık 600 yıl önce kuşların kanat yapısından esinlenmiş ve benzer bir düzenek hazırlandığı takdirde insanların da uçabileceğini söylemişti. Yaptığı yüzlerce çizimle modern havacılığa ilham kaynağı olan bu dehanın peşinden, günümüzde giden insanlar var. Espen Fadnes onların arasında en özellerinden biri. Tıpkı Inarritu’nun Oscar ödüllü filmindeki Riggan Thomson karakteri gibi hak ettiği değeri görmeyen bir adam. Çoğu kültürde hala başarılı olmanın en geçerli zemini sayılan okul sıralarında geçirdiği günler için, “Hiçbir zaman sorulara cevap verebilen bir öğrenci olmadım. Bir şey başarmanın hazzını sokaklarda tattım” diyen bir “Birdman”. Sadece birkaç iş görüşmesine gidebilmişlerin ya da yeni transferle dolu takımından Eylül ayında umudunu kesip pes edenlerin veya sevdiği insanla birlikte olmanın acı çekmekten geçtiğini bilmeyenlerin omuz silkeceği bir hayat öyküsü onunkisi. Modern insanın imkansız olarak değerlendirerek sadece peygamberlere yakıştırdığı ama aslında dışarıda var olan kanlı canlı bir sabır hikayesi.

Norveç’te doğup büyüyen Espen Fadnes daha küçük yaşlardan bireysel ve extreme sporlara merak saldı. Kendi ayakları üstünde durmaya alışınca yüzme, tırmanış ve kayak gibi sporlarla ilgilendi. 19 yaşındayken alp disiplinini tamamladı ve neredeyse tüm zamanını dağlara tırmanarak keşfedilmemiş kayak alanları bulmaya ayırdı. Bu işlere merak salmış herkes gibi bir süre sonra daha fazla adrenalin arayışına girdi ve skydiving yapmaya başladı. 21 yaşında, hayatını değiştirecek kararı alarak ilk kez paraşütle atladı. “Adeta yeteneklerimi keşfedebileceğim bir oyun alanı gibiydi gökyüzü” diye açıklıyor bu zamanları Espen.

2000’lerin başına gelindiğinde VKB adında, kendisi gibi adrenalin tutkunlarının yer aldığı kulübe üye oldu. Burada paraşütle ve uçuş tulumuyla atlama gibi sporlar için, arkadaşlarıyla birlikte yeni teknolojiler geliştirdi. Aynı ekip 2007’de “proximity flying” adını verdikleri, dağın yamaçlarına ve sırtlarına yaklaşarak gerçekleştirilen tehlikeli bir uçuş tekniği fikrini ortaya attı. Atlayışçılar, bu tehlikeli teknikle uçmak için kendilerini boşluğa bıraktıklarında, 70-80 metrelik bir düşüş süresinden sonra, wingsuit’leri rüzgarla dolarak uçuş için gerekli olan hava akımını yakalıyor. Bu noktadan sonra kişi ne kadar hızlanabilirse o kadar uzağa süzülüyor. Yamaçlara ve yüzeye çok yakın uçulduğu için en ufak bir hatanın bedeli büyük ihtimalle ölüm oluyor. "Seven Sunny Days" adında bir kısa film üzerinden tanıtılan bu uçuş tekniği, kısa sürede çok ilgi çekti ve bir anda uçma meraklısı profesyonellerin oluşmasına önayak oldu.

Espen ilk kez denediği 2001’den bu yana, 14 yılda tam 2000 kez uçtu! Halihazırda uçarak edindiği deneyimleri yere indiğinde ise meraklılarıyla paylaşmaya devam ediyor. Günümüzde birçok şirketin üzerinde durduğu risk yönetimiyle ilgili, defalarca kez hayatını riske atmış bir insan olarak seminerler veriyor. Bunun yanı sıra korkuların üstesinden gelme ve korkularla yaşamayı öğrenme, GoPro kameraların efektif kullanımı ve wingsuit uçuşlarına yeni insanları çekmek için verdiği eğitimler de bulunuyor.

“Wingsuit benim kendimi ispatlayabildiğim, okul sıralarındaki ‘vasat’ Espen’in bir şeyler başarabileceğini gösterdiğim alan. Kısıtlayan hiçbir şey yok. Karşıma çıkan riskleri göğüsleyen, başarma hissini ve öğrenmenin hazzını tadan sadece ben varım. Bu bana müthiş keyif veriyor. Aynı zamanda da hayatın diğer alanlarında karşıma çıkan zorluklarla baş etmeyi ve onları kabullenmeyi öğretiyor.”

Marquez, edebiyat tarihinin en muhteşem eserlerinden birini, Yüzyıllık Yalnızlık’ı iki yıl gibi kısa bir sürede bitirdiğini fakat ilk cümleyi yazmak için tam 16 yıl düşündüğünü söyler. Espen, “Split of a Second: Wingsuit Uçuşu’”adındaki kısa filmde, bu sporun %99.9’unun hazırlık olduğunu ve bu kadar hazırlık sonucunda 1 haftada sadece 7 dakika havada kalabildiğini söylüyor. Ne dersiniz, hala yeterince sabırlı olduğunuzu düşünüyor musunuz?