Mobilemenu
Profile

Kâr Amacı Gütmeyen Ekstrem Eğlence Grubu: Angry Boards

Öncelikle sizleri tanıyabilir miyiz?

Kerem Karşılıklı: Ben Kerem Karşılıklı. Turkcell’de çalışıyorum. 4 yıl önce Angry Boards ilk kurulduğunda ben de kurucu üyelerden biriydim, o günden beri işin içindeyim. Zaman içinde yavaş yavaş grubun en aktif kişilerinden biri haline geldim.

Can Şaylan: Benim İsmim Can Şaylan. Ben bir süre sonra Angry Boards’a dahil oldum. Zomato’da bölge müdürü olarak çalışıyorum. Ağırlıklı olarak snowboard ile ilgileniyorum.

Efe Demir: Ben Efe Demir. Kerem’le üniversiteden beri yaklaşık 15 yıldır arkadaşız. Biz zaten arkadaş grubumuzla yelken, kayak ve sonradan eklenen kitesurf gibi sporlar yapıyorduk. Her zaman ani kararlarla “Haydi kayağa gidiyoruz” diyerek yola çıkan bir ekiptik. Sonra yurt dışı turları başladı ve Angry Boards grubu da zaman içinde ortaya çıkmış oldu.

Velihan Yumrukaya: Ben Velihan Yumrukaya. Ben de en başından beri Angry Boards grubuna dahilim. Ben daha çok grubun çizim, grafik tasarım gibi yaratıcı tarafındayım. İzmir’de yaşıyorum ve orada basın, yerel medya, reklam işleriyle uğraşıyorum.

Mutluhan Bilgin: Mutluhan Bilgin ben de. 2000 yılından beri snowboard yapıyorum. Yıllardır Angry Boards çatısı altında arkadaşlarla beraberim. Starbucks’ta bölge müdürüyüm. Snowboard’un yanında motosiklete biniyorum ve kite yapıyorum.

Sanırım çoğunuzda bu grubun kuruluşundan önce tanışma durumu var?

Kerem: İlk yönetim ekibi olan grup daha önceden uzun süredir arkadaş olan insanlardı. Yönetim ekibi zaman içinde kendi kendine bu kişilerden oluştu. Tabii tüm grubu sorarsanız her gün yeni yeni insanlarla tanışıyoruz.

Grubun kurulma hikayesi tam olarak nedir? Kurarken amaçladığınız şeyler nelerdi?

Kerem: Bu grup ilginç bir şekilde bir amaca yönelik kurulmayan bir grup oldu! 2013 yılında eski arkadaşlarımızla beraber Fransa’ya kaymaya gidecektik. 2-3 hafta kala kendimize forma yaptıralım, eğlenceli olur diye düşündük. Öyle grup kurma, etkinlik düzenleme gibi bir amacımız yoktu.

Ertesi sene yine Fransa’ya gitme düşüncemiz oldu. Bu sefer ben “Bu organizasyonu tek başıma yaparım, tamam mısınız?” dedim. “Elime mi yapışacak” diyerek organizasyonu yaptım ve nitekim yapıştı da! İkinci sene baktık ki bütün organizasyonlar, etkinlikler 1-2 kişiye yükleniyor “Bir yönetim ekibi olsun” dedik. Başta Velihan, Efe, Can, Mutluhan, Koray, Berk olmak üzere yönetim ekibi oluşturarak organizasyonlar etkinlikler yapmaya başladık.

Angry Boards ismi nereden geliyor? Kayarken sinirli olmuyorsunuz herhalde!

Kerem: Forma yaptırma kararı aldıktan sonra ne yazdıracağımızı düşünüyorduk. Arkadaşlarımızdan Yeliz Sarıkaya “Angry Boards"un eğlenceli olabileceğini söyledi. Angry Birds oyunu da o zamanlarda epey popülerdi. Herkes ismi çok eğlenceli buldu ve beğendi. Grubun ismi de böylece belirlenmiş oldu. 

İşlerinizin yanında bu organizasyonları düzenlemek sizi zorlamıyor mu?

Kerem: İşin içinde insan olduğu zaman zorlanma da oluyor mutlaka. Bir organizasyona 170 kişi gelmek istiyor sonra bir bakıyoruz 40 kişi gidiyoruz. Zaten bu işten para kazanmıyoruz. Bir tur rehberi gibi şu gün şu saatte otobüs kaldırıyoruz gibi bir olay yok burada. Organizasyon düzenleme aşamasında bir takım zorluklar oluyor ama öyle “Çok vaktimizi alıyor. Ölüyoruz, bitiyoruz” gibi bir durum yok. Gayet keyifli bir şekilde ilerliyoruz. Biraz da arkadaşlar anlatsın!

Efe: Genelde tek bir ağızdan ses çıksın diye iş dağılımını Kerem yapıyor. Hepimizin grup içinde uzmanlık alanı dahilinde olan konular var. Velihan söylemiş olduğu gibi poster hazırlama, grafik tasarım tarzı işlerde bilgi sahibi. Ben 30 senedir kayak yaptığım için genelde yer seçme, yurt dışında yer araştırma gibi organizasyon işleriyle ilgileniyorum. Mutluhan ağzı çok laf yaptığı için kurumsal iletişim tarafını hallediyor (gülüyor). Can da her konuda destek oluyor. Şu anda güzel bir dağılımımız olduğu için bir kişinin üzerine aşırı yük binmiyor artık. Ama tabii ki dönemsel olarak hepimizin işi nedeniyle kişisel yoğunluklar oluyor o zaman da başka birinden destek alarak devam ettiriyoruz hikayeyi.

Angry Board grubu için eğlence faktörü daha ön planda sanırım. Gezilerin yanında yarışmalar da düzenliyor musunuz? 

Kerem: Geçen sene “Free fall” yarışması düzenledik. Kartalkaya’daki bir snowboard okuluyla birlikte ortak bir etkinlikti bu. Onun dışında bir yarışma düzenlemedik. Bizim konseptimiz daha çok gezelim, görelim, eğlenelim üzerine. Mesela kaymaya gittiğimiz dağda eğlence yoksa biz o dağa gitmiyoruz. Dünyanın en iyi pisti olabilir ama kafe, bar veya eğlencesi yoksa bizim tercih ettiğimiz bir dağ olmuyor. Aramızda profesyonel olarak kayan yok. Herkes amatör ve herkes keyif için bu sporları yapıyor.

Angry Boards’un şu an kaç üyesi bulunmakta?

Kerem: Şu an itibariyle 600 üyemiz var ama tabii her tura 600 kişi gitmiyoruz. Önümüzdeki Erciyes etkinliği için 100 kişilik kota ayarladık mesela ve şu an yedeklerle birlikte 120-130 kişiye kadar çıktığımız turlar oluyor.

Aranızda snowboard haricinde kitesurf gibi farklı sporlar da yapanlar var mı?

Kerem: Hepimiz. Şu anda Efe ve Mutluhan çok ileri seviyede yapıyor. Ben İstanbul’da yelken yarışlarına katılıyorum bu yüzden kite’a ağırlık veremedim. Ekipte kite’a merak saran kişi sayısı oldukça fazla. Zaten snowboard ve kiteboard biraz paralel gidiyor sanırım. Mesela kışın snowboard hocalığı yapanlar yazın kite hocalığı da yapıyorlar.

Aldığınız keyfi kıyaslarsanız siz en çok hangi sporu tercih edersiniz?

Efe: Bu çok zor bir soru çünkü ikisinin de dinamiği çok farklı. İkisi de çok keyifli sporlar. Bizim ekibin şöyle bir ruhu da var: Yarın bir gün çok keyifli olan başka bir spor çıksın biz gider onu da yaparız.

Velihan: Evet, zaman zaman böyle akımlar olabiliyor ve sizi de peşinden sürüklüyor. Belki arkadaşlar 10 sene önce snowboard yaparken bu sporu yapan kişi sayısı fazla değildi ama 2012 yılından sonra snowboard’un popülaritesi giderek artmaya başladı. Kitesurf de 2000’lerden beri var ama Türkiye’de 4-5 senedir çok talep var. Ben de ona kapılıp gidenlerden biriyim.

Kerem: 3-4 sene sonra başka bir akım olur ve ona kapılıp gideriz…

Seçeceğiniz sporda board olması gerekli mi?

Velihan: Pahalı malzeme olmasın da ne olursa olsun!

Efe: Evet, herkesin en çok şikayetçi olduğu konu da bu. “Bıktık bu ekipmanlı sporlardan alması ayrı taşıması ayrı dert” diyenler çok oluyor.

Bu sporlar hala maddi açıdan zorlayıcı seviyelerde değil mi?

Kerem: Tabii ki zorlamaması mümkün değil. Gördüğünüz üzere hepimiz çalışan insanlarız. İki arkadaşımız işveren konumunda ancak hiçbirimiz para içinde yüzen insanlar değiliz. Para biriktirerek malzeme alıyoruz, zorlanmamak mümkün değil. Hayal ettiğimiz malzemenin 3’te 1’ini alıyoruz.

Gezileriniz için favori bölgeleriniz neresi?

Kerem: Val-d'Isère.

Mutluhan: Bence de kışın uzak ara Val-d'Isère.

Kerem: Val-d'Isère, Fransa’nın çok güzel bir kasabası. Dağda dünya şampiyonları da yapılıyor. Hem kasabası hem hayatı çok keyifli. Güzel restoranları, kafeleri, barları var. Pistleri çok güzel, konforlu lift’leri var. Türkiye’yle kıyaslanacak gibi değil. Yurt dışında 2-3 yere daha gittik fakat en çok orayı sevdik. Angry Boards’un kuruluşu da orada oldu. O yüzden maneviyatı da var!

Peki, Türkiye’deki favorileriniz? Ülkemizin bu sporlar için ideal olduğunu düşünüyor musunuz?

Kerem: Aslında coğrafya olarak bir sürü dağımız var ama tesislerimiz çok kötü. Bilinçsizlik üst seviyede. Mesela Kartalkaya’da eteklerine kadar kayılabilecek bir dağ varken biz tesisi en tepeye kurduğumuz için insanlar çok dar bir alanda kaymak zorunda. Şimdi Erciyes’te alan biraz büyütüldü. Onun dışındaki Uludağ, Palandöken, Sarıkamış, Kartalkaya ve özellikle Kartepe çok büyük potansiyeli olan fakat çok küçük bir bölümü kullanılan dağlar. Lift’lerimizin de sorunu var. Yurt dışında sıkça gördüğümüz oturaklı lift'lerden Türkiye'de neredeyse yok.

Mutluhan: Olayın bence iki tarafı var. Biri coğrafi taraf: Türkiye bence bu anlamda her şeye rağmen cennet ancak bu biraz vizyon, kültür ve yönetim işi. Biz tesislerimizi kötü yönetiyoruz, coğrafyamıza kötü bakıyoruz. Yurt dışına gittiğimizde görüyoruz: Bu iş bağımsız kuruluşların işlettiği lift’lerle, birbirinden bağımsız otellerin orayı ortak bir havuzda geliştirme çabasıyla büyüyor. Fransa ve Avusturya’ya dünyanın birçok yerinden turist giderken siz bu işi yapmak isteyen genç ve paralı nüfusunuza bile yaptıramıyorsunuz.

Biz 4-5 yıl önce Fransa’ya ilk gittiğimizde ağzımız açık kaldı tesisleri görünce. Fiyatlar da değişmiyor. Siz 4 sene önce 200 euro’ya gittiğiniz tesise şu anda da aynı ücretle gidiyorsunuz ve üstüne orayı daha da gelişmiş buluyorsunuz.  Bu yüzden biz biraz kıymet bilmiyormuşuz gibi geliyor bana.

Can: Evet, bir de işin maddi boyutuyla alakalı olarak bir şeyler söylemek gerekiyor. Burada 3-4 günlük yapacağınız bir tatille aynı paraya, uçak bileti de dahil olacak şekilde, yurt dışı seyahati yapabiliyoruz.

Kerem: Şunun da altını çizelim: “Biz hep yurt dışına gidiyoruz” derken yanlış anlaşılmasın. Öyle zengin bir ekip değiliz. Bizim bir haftalık her şey dahil Fransa turumuz Uludağ veya Kartalkaya tatilinden daha ucuza geliyor.

Can: Courchevel’e gidip şampanya patlatmıyoruz yani!

Kerem: 10-15 yıldır dağlardayız ve yaptığımız hesaplar bu yönde. Üstelik Kartalkaya pistleri 20 kilometre, Fransa pistleri 600 kilometre. Yakın bir fark değil bu. Arada böylesine farklar varken fiyatlar ortada. Türkiye’de bu sporlarının gelişememesinin bir nedeni de bu bana göre.

Can: Bir de tüylü botlar ve aynalı gözlükler!

Tüylü bot ve aynalı gözlük gibi sizi pistlerde görmekten rahatsız eden başka şeyler var mı?

Velihan: Benim en sevmediğim şeylerden biri lift’e otururken board’ların çıkarılmasına izin verilmesi. Bu ABD ve Avrupa’da yasak ama burada görevliler uyarmadığı için tehlikeli durumlar olabiliyor.

Can: Türkiye’deki bütün pistlerde gördüğümüz, günübirlikçi olarak tabir ettiğimiz insanların pistlerde kayak veya snowboard olmadan belli bir yerlere gitme çabaları. Bir yerde durup fotoğraf çektirmeleri. Teleski veya telesiyejden inecekken önünüzü kapatmış bir şekilde durmaları…

Efe: Halay çekenler olabiliyor! Gerçekten pistte halay çeken de görmüştüm.

Kitesurf için yurt dışı ve Türkiye’de favori bölgeleriniz nereler?

Mutluhan: Kitesurf’ü yurt dışında yapma gibi bir şansımız olmadı henüz.

Can: Evet, o kanayan bir yara içlerinde.

Mutluhan: Türkiye’de ise benim favorim Akyaka’ydı ama bu sene Ayvalık oldu. Kite’da önemsenmesi gereken biraz daha fazla detay var. Rüzgar olsa bile sizin kayış seviyenize uygun bir yer olması lazım. Mesela İstanbul’da yaşayanlar için en yakınımızda Kilyos var ama orada bir yüzey akıntısı var. Ayrıca dalga faktörü var. Ne kadar iyi kayıyor olursanız olun o kayış stilini sevmiyor olabilirsiniz. Snowboard’da ise böyle farklılıklar yok. Kar yağdı mı, yağdı. Bol kar kaymayı becerebiliyorsanız oradan, ezilmiş pistten kaymayı beceriyorsanız oradan kayıyorsunuz. Kite ekipmanlarını uçakla taşımak beni çok yorduğu için bu sene hiç Akyaka’ya gitmeden 10 kez Ayvalık’a gittim, çok da rahat ettim. İzmir’de yaşıyorsanız Çeşme ve Urla da çok iyi opisyonlar.

Angry Boards sayesinde yaşadığınız unutulmaz anılarınız var mı?

Mutluhan: Havaalanında birbirimizi rahat bulalım diye formalarımızı giyiyoruz. Bu nedenle “duty free” mağazalarda kuralların esnetildiği ilginç durumlar yaşayabiliyoruz. Çikolata paketlerinin açılıp ikram edilmesi gibi basit anılarımız oluyor. Geçenlerde bizim tura gelmek isteyen bir arkadaşım şirketiyle izin için görüşmüş. Patronu “Benim de mart ayında kayak organizasyonum var. İkisine bir bakalım çakışmasın. Aynı anda ofis dışında olmayalım” demiş. Ertesi gün beni aradı meğer patronunun geleceği tur da bizim turmuş!

Bu sporları bireysel olarak değil de grupça yapmanın hoşunuza giden yanları neler?

Kerem: Ben en çok eğlencesine odaklıyım. Akşamları yapılan güzel sohbet ve muhabbetler… Spor bakımından ise bir sporu tek başınıza yaparken kendi kendinize öğreniyorsunuz. Bu aslında öğrenmenin en yanlış yöntemidir. Bilen biriyle kayarken onların da yönlendirmesiyle daha çabuk ve öğreniyorsunuz.

Velihan: Motivasyon oluyor. Tabiri caizse delinin biri kuyuya bir taş atıyor. “Haydi bu hafta sonu şuraya gidelim” diyor ve böylece birbirinizi destekleyerek bir yere gitmeye teşvik ediyorsunuz.

Mutluhan: Evet, normalde evde oturup pinekleyeceksen bile “Haydi gidiyormuşuz” diye çıkıp gitmek keyifli oluyor.

Efe: Bir de “networking” kısmı var. Sonuçta sosyal hayatın dışında herkesin bir de iş hayatı var. Orada farklı sektörde çalışan insanlar bir araya geliyor ve arada bir samimiyet oluyor. Bu samimiyet iş hayatına da yansıyor. Mesela formalarımızı gruptaki tekstilci bir arkadaşımıza yaptırdık. Bu da bir örnek…

Kitesurf veya snowboard gibi sporları bilmeyen biri de aranıza katılabilir mi? Angry Boards’a katılmak için ne gibi şartlar var?

Velihan: 50 bin dolar (gülüyor)!

Kerem: Üyelikten para alsak iyi kazanabilirmişiz aslında.

Mutluhan: Kerem’in gözünde dolar işaretleri döndü (gülüyor)!

Kerem: Şaka bir yana herhangi bir katılım şartımız yok. Hatta şöyle bir örnek verebilirim: Geçen sene Avusturya’ya kaymaya gittiğimizde aramızda 10-15 kişi hiç kayak veya snowboard yapmamıştı. Orada ders aldılar ve bu sporlara başladılar. İsteyen istediği gibi aramıza katılabilir. Oluşumun doğallığı ve yaşımızın da etkisiyle 4 yıl içinde hiç kavga gürültü de yaşamadık. Birlikte zaman geçirmekten ve eğlenmekten hoşlanan herkes üyemiz olabiliyor. Yeter ki etkinliklerimizden birine katılsınlar.

Mutluhan: Bizlere “Siz nispeten daha iyi kayıyorsunuz eğitim veriyor musunuz?” türevi sorular da çok geliyor. Onları profesyonellere yönlendiriyoruz. Zaten hocalık seviyesinde kitesurf ve snowboard yapıp tanımadığımız az sayıda kişi olduğunu düşünüyorum. Hepsiyle güzel diyaloglarımız var. Hiçbirimizin “Gel sana orada şunu öğreteyim” gibi bir teklifi falan olmuyor zaten bunu isteyene de yapmıyoruz. Bunun yerine kendilerini profesyonellere yönlendiriyoruz.

Kerem: Bir kere “Ben geleyim, bedava konaklayıp sizden bedava ders alabilir miyim?” diye soran olmuştu. Ne diyeceğimi şaşırmıştım (gülüyor).

Efe: Kayış esnasında iyi seviyede olanlar, ufak tefek taktikler veriyor o kaçınılmaz bir şey zaten.

Can: Temelini alana bir şekilde destek olabiliyoruz ama bir profesyonelden ders almamış birini yönlendirmenin doğru olduğunu düşünmüyoruz açıkçası.

Türkiye’de bu sporlara olan ilgiyi nasıl görüyorsunuz?

Mutluhan: Spora olan ilgi yadsınamayacak kadar fazla fakat insanların ekipman satın alma gücünün düşük olduğunu düşünüyoruz. Bu sporlar belli bir kitle ve yaş grubunun arasına sıkışıp kalmış durumda. Yurt dışına gittiğinizde bu sporlara çok daha küçük yaşlarda başlayan insanlar görüyorsunuz. Mesela Fransa’da 6- Yaş Milli Takımı diye bir olgu var ama sizin bunu Türkiye’de sağlayacağınız sosyoekonomik altyapı yok.

Ülkemizde kaykay gibi nispeten çok daha ucuz bir sporun bile yapılmakta zorlandığını görüyoruz. Günümüzde insanlar dünyada neler olup bittiğinin çok farkında. İnsanlar arasında nerede iyi tesisler olduğunun, dünyanın neresinde hangi sporun yapıldığının inanılmaz bir iletişimi var. Fakat ben bu sporları nüfusun oldukça küçük bir bölümünün yapabildiğini ve çok daha büyük bir bölümünün yapmak isteyip de yapamadığını düşünüyorum.

Sizce insanlar bu sporlara neden başlamalı?

Kerem: Benim hissettiğim özgürlük hissi. Ayağınızın altında bir tahtayla saatte 60-70 km/saat hızla kaymaya başlıyorsunuz. Ortada herhangi elektrikli veya motorlu bir cihaz yok. Biz genel olarak doğa sporlarını seviyoruz. Bir motorun arkasına ip takıp su kayağı yapmayı sevmiyoruz. Doğanın verdiği güçle normalde yaşayacağınızın çok daha hızlısını ve aksiyonlusunu yaşamak bana keyif veriyor. Sporun o doğasını seviyorum. Sporcu arkadaşlarımla birlikte zaman geçirmeyi çok seviyorum. Evde pinekleyen, tembellik yapan insanlarla zaten kafam uyuşmuyor.

Can: Ben şahsen ekstrem sporlarla ilgiliyim. Skydiving de benim yapmak istediğim bir aktivite ama bir türlü zaman ayırıp tecrübe edemedim. Snowboard dediğiniz zaman ise ben burada gece saat 4-5’e kadar gezip, 5.30’da arabaya binip dağa gidebiliyorum. Tabii ki imkan gerekiyor ama dağın tepesine çıktığın zaman o bembeyaz ortam, oradaki huzur bana farklı hissettiriyor. Ben düz yolda bile hoplayarak zıplayarak giden bir adamım, bu snowboard yaparken de böyle. O yüzden ekstrem sporlar bana çok büyük keyif veriyor.

Mutluhan: “Suyun köpürmesi, anlayamazsınız…” sözü var ya tıpkı o gibi (gülüyor). Doğa sporlarında bence şöyle bir şey var: Başka hiçbir şey düşünmenize izin vermiyor. Dağa çıktığınızda doğayla bütünleşiyorsunuz. 2 bin metre yüksekliğe çıkıyorsunuz basınç, oksijen, aldığınız nefes, kalp atışınız bile değişiyor. Kaymaya başladığınızda işin içine adrenalin giriyor. Sürekli konsantre olmak zorundasınız. Sporlar sürekli değişiyor, gelişiyor. Üç sene önce kullandığınız malzemeler bambaşka bir teknolojinin ortaya çıkmasıyla belki çöp oluyor. Siz onu okuyor ve anlıyorsunuz. Kitesurf’te deniz, rüzgar, güneş, kum; snowboard’da ise dağ, kış, beyaz… Dağa çıktığımda hayatıma her şeyden arınmış olarak devam ediyorum. En çok bu özelliği seviyorum.

Efe: Dağdaki bir gününüz bir öncekinden farklı oluyor her zaman.  Ayrıca ben adrenalin salgılatan hareketleri denemeyi de seviyorum. Üçüncüsü de Mutluhan’ın dediği gibi doğanın sessizliğinde başka hiçbir şey düşünmeden kaymak bana dinginlik veriyor bir yandan.

Velihan: Günlük şehir hayatında girdiğiniz rutini bu tip sporlarla bozabiliyorsunuz. Hem eğleniyor hem de vücudunuz adrenalin salgılıyor. Buna gerçekten herkesin ihtiyacı var. Normalde evinizde saklanacağınız bir havada Alice Harikalar Diyarında gibi başka bir dünyaya giriyorsunuz. Bu sizi mutlu ediyor. Bunları yaşarken arkadaşlarınızla birlikte olmanız ve yeni bir şeyler öğrenmeye çalışıp onları başarmak da mutluluğunuza mutluluk katıyor.

Gelecekte grupla ilgili olarak gerçekleştirmek istediğiniz hedefler neler?

Kerem: Angry Boards olarak eğlenmeyi ön plana koyduğumuz için ilerisi için belirlediğimiz ciddi hedefler yok aslında. İnsanlar daha fazla etkinlik ve organizasyon istiyorlar. Daha çok gezelim, görelim, eğlenelim isteğindeyiz ve bu şekilde devam edecek gibi görünüyor. Bunun dışına çıkmayı da çok istemiyoruz. 

Mutluhan: Aslında arada kendi aramızda konuştuğumuz ancak şu an fazla üstüne eğilemediğimiz bir konu var. Grup eğlence için kuruldu ama sonuçta zaman içinde minik bir aile gibi oluyorsunuz. Eğer bu iş biraz “çığırından çıkar” ve belli kalabalıklara ulaşıp bir şeyleri değiştirme gücümüz olacağını hissedersek sporcu yetiştirmeyle ilgili bir projemiz olsun istiyorum. Şu an Türkiye’de bu sporların yapıldığı yerlerde yaşayıp ve aslında çok büyük potansiyelleri olup maddi imkanlardan dolayı bunlara ulaşamayan çocuklar var. Angry Boards olarak onları destekleyerek sporcu olarak yetişmelerine yardımcı olabileceğimizi düşünüyorum. Ne kadar sürede gerçekleşecek bir hayal olur, gücümüz yeter mi bilemiyorum ama uzun vadede hayata geçirmek istediğim ve ekipten destek isteyeceğim böyle bir proje var Angry Boards için.

Eklemek istediniz başka bir şey var mı?

Kerem: Her şeyden gayet güzel bir şekilde bahsettik. Röportaj için teşekkürler. 

Angry Boards resmi websitesi

Angry Boards Facebook sayfası