Mobilemenu
Profile

Karavan mı, Çadır mı?

Doğada tatil yapmayı seviyorsanız, istediğiniz bir noktaya “çökmeye” bayılıyorsanız, kısacası kendinizi kampçı olarak tanımlıyorsanız, dünyanın her yeri sizin sayılabilir! Tek yapmanız gereken eşyanızı yanınıza almak ve yola çıkmaktır. Ama her kampçı bir gün şu sorunun karşısında kıvranacaktır: Çadır kurmak mı daha iyi, yoksa karavanla takılmak mı? İşte bu cevaplaması gerçekten zor bir soru. Yine de deneyelim…

Edinebilirlik

Tabii ki bir çadır edinmek çok daha kolay. Parasını geçin, her zaman kullanmadığı bir çadırı olan arkadaşlar bile vardır! “Pansiyonlara, otellere verdiğim parayla buradan İzlanda’ya yol olurdu” diye düşünüp tatillerinizdeki konaklama masrafının çok aşağısında bir bütçeyle çadır almanız da mümkün.

Karavan içinse bu iş biraz daha çetrefilli. Paranız olsa bile yeni bir ehliyet almanız gerekebilir. Zira ağırlığı 750 kg’a kadar olan çekme karavanlar ve 3,5 tonun altındaki motorkaravanlar için B sınıfı ehliyet yeterli olsa da daha ağır araçlar için D sınıfı ehliyet şart. Çekme karavanların çekim demirinin ruhsata işlenmesi gerekiyor. Sadece ehliyet de yeterli değil ki; böyle bir aracı kimi zaman toprak yollarda sürebilecek şoförlük de gerekiyor.

Yeme İçme

Yanında fazla ağırlık taşımak istemeyen çadırcı gün gelir çantasına tabak bile koymaz ama yemek pişince ne yapacağını şaşırır. Zaten yemeği de ya konserve bir şeylerdir ya da üç beş köfte! Soğuk içecek mi? Yakınlarda buz gibi akan bir dere yoksa unutun! Zaten karpuz da kesemez çadırcıyı, bir gün durduğu yerde ikinci gün pek durmadan yoluna gider.

Çadırcı tabaksız bir şekilde yemek yemeye çalışırken karavancı icabında barbeküsünü yapar, salatasına hangi sebzeleri koyacağını, hatta zeytinyağını dökeceğine karar vermeye çalışır. Paşa gönlü isterse çorba kaynatır, spagetti bolonez pişirir. Çay veya kahve yapmasının önündeki tek engel gerekli malzemeyi yanına almayı unutmuş olmasıdır! Buzdolabından çıkan soğuk içeceklerle “İşte doğada olmak bu!” diye düşünürsünüz.

Konfor

Çadır işi iyi güzel de, doğaya çıkan her insanoğlu bir parça konfora hayır diyemez. Örneğin bir kere olsun şişme mat ya da yatakta yatan zat, bir daha sıradan mata geri dönemez! Daha hafif çanta taşımak adına rahatlıktan ödün vermek şarttır. Doğada tuvalet işi zaten zordur, bir de yanınıza tuvalet kağıdı almadıysanız, iş iyice içinden çıkılmaz hale gelir! Yedek kıyafetleri “Bi şey olmaz yaa!” diyerek evde bırakırsanız, bir dere geçişinde ya da beklenmedik sağanakta sırılsıklam olunca ağlarsınız. Dört kişi, arabayla çadır kurmaya gittiğinde bile bagaja sığmakta zorlanır. Evet, çadırcı konfor aramaya başlarsa çadırdan da soğumaya başlar.

Hele bir de hemen yakınınıza bir karavan park ederse… Bırakın tuvaleti; içinde duş yapılabilen, jenaratörlü, masalı, sandalyeli, hatta arkasında scooter’ı olan bir karavancı size “Merhaba” demeye gelirse içinizden saydırmanız büyük ihtimaldir. Hatta bazı karavancılar sırf zevk olsun diye yanlarında çadır getirir ve aracının önüne kurar. Hayır yağmur yağarsa ya da rahat edemezse zaten içeride bir yatağı vardır. Maksat spor olsun!

Ulaşım

Çadırcı iki şekilde yola çıkar. Ya arabaya atlar, birkaç saatte “olay yeri”ne varır ya da tren, uçak, otobüs gibi uzun yol araçlarını seçip evinden alabildiğine uzaklaşır. Kimisi işi daha da abartır sırtında çantası, parmağı havada bir şekilde yola dökülür. Nasıl olsa evi sırtındadır, yolda kalsa ne gam! Çadırcı için gerçekten de ömür biter, yol bitmez. Kimi zaman sadece keçilerin yürüyebildiği patikaları tutturarak hiçbir aracın gidemeyeceği doğa noktalarını keşfeder ve huzura kavuşur. Sırtında çadırı olanı hiçbir şey durduramaz.

Karavancının yola çıkmak için tek seçeneği karavanıdır. Bu sıkışmışlık hissi kamp yapılacak noktaya ulaşınca da kendini hissettirebilir. Sonuçta karavan büyük bir araç ve onun gidebileceği sınırlı yollar söz konusu. “Keşke karavan yerine bir cip alaydım da şu tepelere de çıkaydım” diye düşünürken, oralarda sırtında çantasıyla yürüyen çadırcıları görünce emin olun hemen kendini karavanına atar insan!

“Bu iş bize kaça patlar?” hesabı…

“Şu hayatta kafamı sokabileceğim bir çadırım olsun” dediniz ve alışverişe çıktınız. Gerek yok, internet var! Bütçe işi de çok can yakıcı değil. Almışken dört, hatta beş mevsim alın ki yarın öbür gün sonbaharda yağmur altında ya da kışın karlarda kamp kurmanın tadına bakın. Böyle iki kişilik çadırın en delikanlısı için 400 lira civarında bir bütçe yeterli. “Ben arkadaşsız yapamam” diyorsanız iki oda bir salonlu, verandalı çadırların da 700 liralık başlangıç bütçesi olduğunu bilmelisiniz. Son tatilinizde pansiyona ne kadar verdiğinizi düşünürseniz hiç de büyük bir para olmadığını görebilirsiniz.

İcabında kendinizi “bi arkadaşın çadırı”yla doğaya atabiliyorsunuz ama karavan için bu imkansız. Hiç arkadaşının karavanıyla yollara düşüp kamp kurabilmiş bir insanla tanıştınız mı? İyisini kötüsünü bir kenara bırakıp bir karavanın ederi ne kadardır diye düşünürseniz en azından 100’lüğü toka etmeniz gerektiğini bilmelisiniz. Hem de sonunda üç sıfır daha bulunan bir 100’lük! Sadece karavanın parası da değil, yakıtı, araç bakım masrafları, vergileri ve olası arızalarda çekicisinden tamircisine işin uzmanlık istemesinden dolayı karavan fazlasıyla maliyetli bir kamp aracı. Gerçi kiralık karavanlar var ama o da işin ruhuna ters! İşte bu yüzden birçok insan karavan tatilini hayallerinde yapıyor!

Kamp Süresi

Uzun bir ekspedisyona baş konmadıysa çadırcılar genelde en fazla iki, üç gün için yola çıkarlar. Çadırı kurup toplamak, kimi zaman uzun saatler boyunca araç bulamayıp yürümek yorucu olduğundan daha fazlası biraz can sıkar. Sabahın altısında uyanıp gece yarısı uyuyunca gün de uzun sürmüş gibi olur ve insanı doyurur.

Karavancı içinse doğaya çıkmak hemen her seferinde uzun süreli bir aktivitedir. Evden bir kez çıkıldı mı geri dönülmek istenmez. Otoyoldan sapılıp doğaya ya da karavan kampına ulaşılınca bir noktada birkaç gün geçirilir, sonrasında başka noktaya atlanır. Bir Çin atasözü “En çok bisikletliler ve karavancılar birbiriyle yeni rota paylaşır” der! Karavan kampında denk geldiği yeni ahbaptan çok güzel bir destinasyon öğrenen karavancı emin olun eve dönmeyi yine erteler ve direksiyonu yeni cennetine kırar.