Mobilemenu
Profile

Karavanda Yaşayan İki Futbolcunun Hikayesi

İngiltere’de futbol oynamak dünyadaki bütün futbolcuların hayallerini süsler. Yeni Zelanda’da top koşturan Zane Sole ve Erik Panzer de bu hayallere sahip futbolculardan sadece ikisi. Üstelik onlar hayallerini de gerçekleştirdiler ama epey büyük bir macera ve fedakarlıkla.

Avustralya’da amatör kümede yer alan Apia Leichhardt Tigers’da oynayan Zane Sole ve Erik Panzer kendilerine oldukça uzak bir yerden gelen teklifi duyunca önce şaşırır daha sonra ise sevinçle bu transfer teklifini kabul ederler.

Teklif İngiltere’nin National League South ekiplerinden Truro City’den gelmiştir. Bu iki Yeni Zelandalı’ya talip olan altıncı lig ekibi transfer görüşmelerinin olumlu sonuçlanmasıyla beklemeye başlar. O sırada bavullarını toplayan Erik ve Zane ise tam 19.000 kilometre sürecek yolu nasıl geçeceklerini düşünmeye başlar. Amatör ligler oyunculara fazla para veremediği için ikili yolun bir kısmını karadan ve denizden diğerini ise havadan yaparak ucuz maliyetle yolları aşmaya başlar.

Adeta ellerinde bavul, hiç bilmedikleri çok uzak bir diyara giden ikili uzun bir yolculuğun ardından Cornwall’a varırlar. Dışarıdan gelen futbolculara ayrı bir sempati duyan Truro City taraftarları büyük bir maceranın ardından kentlerine gelen bu iki Yeni Zelandalıyı bağırlarına basarlar. Oynadıkları neredeyse her maçta kulüp bayrağının yanına bir de Yeni Zelanda bayrağı açarlar.

Peki, Yeni Zelanda’da bile pek tanınmayan bu iki futbolcu nasıl oldu da 19.000 kilometre ötedeki bir takım tarafından istendi? Cevabın adı: Rory Fallon. Truro City’de forvet pozisyonunda oynayan ve aynı zamanda takımın kaptanlığını da yapan Rory bir tesadüf eseri bu ikiliyi izliyor ve transfer çalışmalarını başlatması için kulübüne gidip “bakın böyle adamlar var” diyor.

“Rory’nin babası benim ilk hocamdı” diyor Sole. O Yeni Zelanda’dayken beni keşfetmiş ve U17 formasını giymemi sağlamıştı. Rory’i ise hiç tanımıyordum. O bizi görmüş ve hemen kulübüne bildirmiş.” diyor bu sıra dışı transferi anlatırken.

İşin tuhafı tam 19.000 kilometre aşıp macera dolu bir yolculuğun ardından Cornwall’a gelen ikili macerayı bitirmeye de pek niyetli değil. Zira her ikisi de bir karavanda yaşıyorlar! Taraftarların kendilerini bol bol beslediğini ve ihtiyaçlarını karşıladığını söyleyen Erik, “Karavanda yaşamaktan memnunuz. Bu bizim Yeni Zelanda’daki seyyar yaşamımızı da hatırlatıyor” diyor. Zira ikili ülkelerindeyken yarı zamanlı çalışıp akşam ise yine uzun bir yolu kat ederek antrenman sahasına gidiyormuş.

Antrenmandan ya da maçtan sonra duşlarını alıp doğru karavanlarına giden ikili manzarasını beğendikleri bir yere park ederek günlerini orada geçiriyor. Bazen kendilerine yemek de yapan oyuncular neredeyse tüm ihtiyaçlarının –banyo, giysi, TV vs.- taraftarlar tarafından karşılanması konusunda ise biraz mahcuplar.

“Onların bu iyilikleri bizi hem motive ediyor hem de biraz utandırıyor. Her maç daha da iyi olmaya ve elimizden gelenin fazlasını yapmaya çalışıyoruz. Çünkü onlar bunu hak ediyor” diyor Erik.

Bu yıl Güney Ligi’nde küme düşmemeye oynayan Truro City’de ise işler hedefler doğrultusunda ilerliyor. Ligde 14. sırada olan ekipte Sole her maça ilk 11’de başlıyor. Hedef ise gelecek yıl ilk 5’e kalıp Play-Off ile bir üst lige çıkmak. Bakalım bu iki Yeni Zelandalı karavandaki hayatlarına ve futbol tutkularına hangi yeni sayfaları ekleyecek.