Mobilemenu
Profile

Köpekbalıklarının En Yakın Dostu

Cristina Zenato 1971 yılında İtalya’da doğmuş. Çocukken birçoğumuz gibi denize girmeyi ve şnorkel ile dalmayı severmiş. Fakat, Zenato’nun deniz altındaki bu ufak yolculukları bir yerden sonra onun tutkusu haline gelmiş.

İlk başlarda çeşitli ahtapot ve yunus türleri ile ilgilenen Zenato, 8 yaşındayken ise gerçek tutkusuyla tanışmış: Köpekbalıkları. Normal bir insanın gördüğünde kaçacak delik aradığı bu canlıları Zenato bizzat ziyaret etmeye ve onlarla belki de hiçbir insan türünün kuramadığı bir iletişim kurmaya küçük yaşlarda başlamış.

İtalya’da doğduktan sonra hayatının büyük bir kısmını Güney Afrika’daki yağmur ormanlarında geçiren Cristina Zenato maceracı ve gezgin bir aileden geliyor. Ona yeni şeyler keşfetme arzusunu aşılayan babasını sıklıkla anan Zenato, herkesin ona deli gözüyle baktığı yıllarda yine ailesinin desteği ile köpekbalıkları ile kurduğu bu tuhaf dostluğu sürdürmüş.

Zenato’nun hayatında en az ailesi kadar yer eden bir diğer isim ise “Hocam” dediği Ben Rose olmuş. Köpekbalığı uzmanı olan Rose ile birkaç yıl geçiren Zenato, tüm türleri, hangi zamanda nasıl tepki vereceklerinden, ne kadar agresif olduklarına kadar tek tek sınıflandırmış ve henüz 15 yaşındayken kendisi de bir köpekbalığı uzmanına dönüşmüş.

Zenato, hocası ile birlikte Güney Afrika’dan, Kuzey Carolina’ya kadar her yeri gezip görmedik, dokunmadık köpekbalığı bırakmamış. Eh, bu kadar gezerken elbet boş da durmamış ve İngilizce, Almanca, Fransızca ve İspanyolca öğrenip “Dur ben bu köpekbalığı sevgimi her dilde ifade edeyim” demiş. Tabii Cristina’nın tek uzmanlık alanı köpekbalıkları değil. Dalış ve mağaracılık konusunda da uzman olan İtalyan dalgıç, yine de en büyük tutkusunun ise köpekbalıkları olduğunu söylüyor.

Şu an köpekbalığı cenneti olarak bilinen Bahamalar’da yaşayan ve dalış eğitmenliği yapmaya devam eden Zenato her yıl köpekbalıkları ile yaptığı gösterilere bir yenisini ekliyor. UNEXSO'nun baş dalgıcı olan ve bir nevi köpekbalıklarını hipnotize eden Cristina, onları bolca seviyor, okşuyor hatta öpüyor. Bunu yaparken de birçoğumuz gibi “Kolu bacağı kaptırmayalım” diye düşünmüyor. “Onlara nasıl yaklaştığınız çok önemli” diyor Zenato. “Dost olduğunuzu anladıkları zaman kediden farkları kalmıyor” diye de ekliyor.

Cristina Zenato, en meşhur gösterilerinden birini ise Karayipler’de yaptı. Trans haline soktuğu 3 metrelik bir köpekbalığını burnunu tutarak dik bir vaziyette tutan Zenato, işin "sihrini" ise “Köpekbalıklarının burunlarının etrafındaki gözeneklere elinizi sürün. Bir yerden sonra mayışıp hipnotize oluyorlar” şeklinde açıklıyor. Fakat bu bilgi gerçek hayatta ne kadar işimize yarayacak tartışılır...

“25 yıldır hayvanların burun bölgesinde bulunan elektro-alıcı özelliğe sahip jel kapsüllerini okşuyorum. Bu şekilde ellerimin arasında uyuyorlar. Tabi bunu yaparken onlardan korkmamanız ve bu duyguyu yansıtmamanız gerekiyor” diyen Zenato tabii ki tüm tedbiri elden bırakmış değil. “Onlara çok güveniyorum ve bana zarar vermeyeceklerinden eminim. Ama yine de her dalış öncesi bir çelik zırh kullanıyorum” diyerek aldığı önlemlerden birini açıklıyor.

İşin tuhafı tüm bu önlemlere rağmen Zenato birkaç kez ölümün kıyısından da dönmüş. “Bir defasında akvaryumda onları beslerken resif köpekbalıklarından biri maskemi yüzümden çıkarmıştı. O an tek kurtuluşum sakinliğimi korumaktı. Çünkü korktuğunuzu anlarlarsa hayatınız tehlikeye girebilir. Ben de sakinliğimi korudum ve hiçbir şey olmamış gibi onları beslemeye devam ettim. Güvenlerini bir kez daha kazanmıştım.” diyerek bir anlamda sadece fiziksel değil, zihinsel önlemler almanın da bu işin kilit noktası olduğunu belirtiyor.

Cristina Zenato, tutkusunu bugün 2 bin öğrencisiyle paylaşıp çok sevdiği köpekbalıklarıyla vakit geçirmeyi sürdürüyor. Adı ise tarihin en maceracı 100 kadını listesine çoktan girdi bile!