Mobilemenu
Profile

Koşu Üzerine En İyi 5 Kitap

Vahşi Koşu

Ünlü romancı ve senarist William Goldman’ın yazdığı ve ülkemizde Vahşi Koşu adıyla basılan Marathon Man özellikle 1976 yılında yönetmen John Schlesinger tarafından filme uyarlanınca geniş kitleler tarafından bilinir hale gelmişti.

Kitapta Columbia Üniversitesi öğrencisi Babe Levy’nin hayatına şahit oluyorduk. Zamanının büyük kısmını maratonlarda koşarak geçiren Babe, gizli servis ajanı olan kardeşi bir Nazi tarafından öldürülünce kendisini tehlikeli bir karmaşanın içinde bulur. Nazilerin yeni hedefi olan genç maratoncu bu kez hayatını kurtarmak için koşacaktır.

Film uyarlamasında Dustin Hoffman’ın döktürdüğü kitap hem kelimelerde hem de sözcüklerde başyapıta dönüşmüş bir sanat eseri.

Koşmasaydım Yazamazdım

Dünyaca ünlü yazar Haruki Murakami’nin kaleminden çıkan Koşmasaydım Yazamazdım, yazarın koşmak ile yazmak eylemi arasında kurduğu koşutluk üzerine şekilleniyor.

Murakami’nin hayatında büyük bir yer kaplayan koşma eylemi ile tutkusu yazarlığı birbirine eşitlediği ve bir beslenme kaynağı olarak gördüğü koşuyu kitabın ana malzemesi yaptığı eser yazarın en kişisel kitabı olarak görülüyor.

Büyük bir yazarın kendini koşu ile terbiye edişini anlatan Koşmasaydım Yazamazdım’ın nasıl bir motivasyonla ortaya çıktığını Murakami şu sözlerle anlatıyor:

"Biz roman yazmaya çalıştığımızda, insanlığın temelinde bulunan zehir gibi bir şeyi istemesek de çekip çıkarır, görünür kılarız. Yazarlar az çok bu zehre maruz kalır. Bu zehir işin içine girmediği sürece, gerçek anlamda yaratıcılık eylemi ortaya konulamaz. Ama gerçekten sağlıksız olan şeylerle uğraşmak için insan mümkün olduğunca sağlıklı olmak zorundadır. Bu, benim tezim. Yani sağlıksız bir ruh bile, yine sağlıklı bir vücuda gereksinim duyar. İşte bu yüzden 'Böyle biri sanatçı olamaz' dense bile ben koşmaya devam ediyorum."

Koşucu

En sevilen spor kitaplarından biri ile devam edelim. John L. Parker tarafından kaleme alınan Koşucu, yazarın kişisel hayatından da izler taşıyan bir konuya sahip.

Southeastern Üniversitesi atletlerinden Quenton Cassidy büyük bir meydan okumaya hazırlanmaktadır. Dünya tarihinin en iyi koşucularından birine karşı yarışa çıkacaktır ve bu yarış öncesi tek ihtiyacı biraz kendisiyle başbaşa kalmaktır.

Bu yolda bursunu, sevgilisini ve neredeyse tüm hayatını bir kenara bırakan Quenton, antrenörü Bruce Denton ile birlikte inzivaya çekilir ve hayatının yarışı için çalışmaya başlar.

Baştan sona bir an bile temposu düşmeyen kitap elden bırakılmayan bir başyapıta dönüşürken, son sayfasına geldiğinizde ise hala neden bu kadar sevildiğini hissettiren bir güce sahip.

Koşmak

Çek Lokomotifi, atletizm ve spor tarihinin en büyük sporcularından Emil Zapotek’in hikayesine geldi sıra.

Bu olağanüstü sporcunun bir biyografisi olan Koşmak, Zapotek’in Bata ayakkabı fabrikasında başlayıp, ülkesinin Almanya tarafından işgali, Sovyetlerin uydu ülke konumu ve en sonunda Sovyet işgaline kadar giden sürece kadar inerken, elbette 1952 Helsinki Olimpiyatları'nda Zapotek’in 5 bin metre, 10 bin metre ve maraton mesafelerinde aldığı üç altın madalyaya kadar uzanıyordu.

Koşmak’ı spora, atletizme hatta okumaya meraklı değilseniz bile bu olağanüstü adamı ve onun mükemmel hikayesini keşfetmek için okuyabilirsiniz.

Cesaret Yalnızdır

Kişisel gelişim kitapları içinde apayrı bir yerde duran bu eser, Türkiye’nin uluslararası düzeydeki ilk kadın ultra maratoncusu Bakiye Duran’ın pek bilinmeyen hikayesinden yola çıkıyor.

Bakiye Duran'ın başarıyla koştuğu yollar kitap boyunca bize kılavuzluk ediyor. Bazen Duran’ın mücadelesine bazen ise onun hayattan çıkardığı derslere ortak olarak bu özel kadın sayesinde hayata dair bir yol haritasına sahip olabiliyoruz.

Hem kişisel gelişim hem de bir spor hikayesi okumak isteyenler kaçırmamalı.