Mobilemenu
Profile

Minik BMX Üstadı: Minato Sato

Hasta olursun... Yapma düşersin... Hayır, daha yeni iyileştin... Çocukluğun en güzel anlarında kulaklarda çınlayan bu cümleler hayata küstürür minik bedenleri. Kötü niyetlerinden değil ama kolay kolay kıyamazlar işte anne babalar. Aslında çok değil birazcık kıyabilseler yavrularına, kim bilir ne cevherler çıkacak ortaya! İnanmıyorsanız kanıtı da burada: İşte karşınızda daha sekiz yaşında olmasına rağmen bisiklet üzerinde kural tanımayan Minato Sato... Kendisi şu sıralar o mini mini birler çalışkan ikiler boyuyla Flatland’de harikalar yaratmakla meşgul.

Minato’dan haberdar olmamızı sağlayansa 2007 yılından beri Japonya’da düzenlenen Flatark turnuvası. Acemiler kategorisinde boy gösteren genç yetenek, bisiklet üzerindeki kontrolü ve boyundan beklenmeyecek performansıyla, tüm BMX dünyasının ilgisini çekmeyi başardı. Bırakın şov yapmayı, iki teker üzerinde duracağına inanamayacağınız bu masum yüzün böylesi bir başarıyı elde etmesi nasıl mümkün olabilir diye düşünmeden edemiyor insan. Boyuna yaraşır minik bisikletinin üzerinde hoplayıp zıplayan, bisikletini canı isterse ters, canı isterse de düz kullanan Minato gerçek bir başarı timsali.

İnternet sağ olsun, beş on yıl öncesine kadar ana haber bültenlerinden alışık olduğumuz üç yaşındaki davulcu, altı yaşındaki dahi piyanist videoları artık çok da ilgimizi çekmiyor. Bu videoların da Türkiye’den çıktığı çok görülmüş değil zaten. Havasından mıdır suyundan mıdır bilmiyoruz ama başka ülkelerde yetenekler genç yaşta çıkıyor ortaya. Yabancı dostlarımızın hakkını vermek lazım,“Ağaç yaşken eğilir” sözünü çok ciddiye alıyorlar. Peki Türkiye’den neden daha çok genç sporcu çıkmıyor? Soruyoruz, bizde niye yok!

Ülkemizdeki gençlerin yeteneklerini parlatabilmek için kurdukları ilk cümlenin “Acun Abi...” ile başlamak zorunda olması konuyla ilgili biraz da olsa fikir veriyor aslında. Ailelerin bu tarz konulara dair bilgi ve ilgilerinin yetersiz olması taze beyinleri gelişim sürecinde doğru yönlendirmelerden alıkoyarken, ülke genelindeki altyapının neredeyse yok denecek kadar az olması da bizi kendi Minato’larımızdan mahrum bırakıyor. Kendini keşfedebilmek için etrafından yardım görmediği gibi bir de ailesinin engellemelerine maruz kalan küçükler, ev dışında bireysel çabalarının fayda vereceği bir platformla da karşılaşamıyorlar. Böylelikle kafalarında yeteneğe dair şekillendirdikleri tüm anlayış da hafta içi her akşam televizyonlarda boy gösteren “o sesli abiler ve ablalar”la sınırlı kalıyor. Anne babalar da biricik evlatlarının yanı başlarında, oturma odasının en güzel yerinde bulunmalarından pek memnun görünüyorlar. Böyle gelmiş böyle gider derler ya, bizim durumumuz ona benziyor biraz.

Türkiye’deki sorunlar şuraya karalayıverdiğimiz bir paragrafla çözülmese de, bu durumun farkına varıp küçük Minato’dan ilham almanın, başlangıç için yeterli inancı yaratacağını düşünüyoruz. Elbette Anadolu’nun bağrından da dünyaya şov yapan bir BMXçi çıkacak bir gün. Şimdilik Minato’ya nazarımızı değdirmeden, önümüzdeki yıllarda daha büyük başarılara imza atarak bizi kendisine hayran bırakmasını temenni ederek yazımızı bitirelim. Yolun açık olsun çekik gözlü çocuk. Affınıza sığınarak ebeveynlere de bir çift laf edelim; salıverin çocukları sokağa, ne yaparlarsa yapsınlar...