Mobilemenu
Profile

Motosikletin Başrolde Olduğu 5 Film

Easy Rider

Road trip. Bu kavramı sinema literatürüne sokan filmlerden biri olan Easy Rider belki de motosikletin bir filmi bütünüyle taşıdığı tek film.

Oyuncu Dennis Hopper’ın ilk yönetmenlik denemesi olan film amatör bir çekim ekibiyle ve fazla bir beklenti olmadan çekilmişken bir anda zamanın gençleri arasında o kadar popüler oluyor ki günümüze kadar süren bir efsane başlıyor.

Kural tanımazlığı, sınırsızlığı ve cesaretiyle kendisinden sonra yapılan benzer türdeki filmlere de ilham veren Easy Rider, birçok insanın gerçek hayatta da bir motosiklet yolculuğuna çıkmasını sağlamıştı. Peter Fonda ve Jack Nicholson’ın şahane performanslarıyla daha da popülerleşen film bugün de bir sürü hayranının katılımıyla, özel gösterimlerle izleyiciyle buluşmaya devam ediyor.

Long Way Round

Ünlü İskoç oyuncu Ewan McGregor’un hayli otobiyografik bir belgeseli olan film, aslında bütünüyle McGregor’ın motosiklet tutkusunu anlatma işlevi görüyor.

Çocukluğundan itibaren en sevdiği şeyin motosiklet üzerinde vakit geçirmek olduğunu söyleyen McGregor en sonunda bu tutkusunu yine kendisinin başrolde olduğu bir filme çevirmiş. İngiltere’den başlayıp; Avrupa, Rusya, Sibirya, Kazakistan, Moğolistan, Alaska ve Kuzey Amerika’yı geçip New York’a kadar motosikletiyle gelen McGregor, tüm bu macerayı dört bölümlük belgesel haline getirerek “işte motosiklet böyle sevilir be kardeşim” diye bağırmış.

O sıra kendisine gelen milyon dolarlık film tekliflerini sırf bu proje için reddeden McGregor’ın bu cesareti ve tutkusunu kutlamaktan başka söyleyecek söz yok.

The Age Of 27

Casey Stoner MotoGP tarihinin belki de en sıra dışı karakteri. Hayatı konusunda hep ketum olan Avustralyalı pilotun şampiyon olduktan sonra bıraktığı, daha doğrusu 27 yaşındayken emekli olduğu kariyerine göz atan film bir nevi Stoner’ın gizli hayatına sızmaya çalışıyor.

Önünde bir sürü mükemmel seçenek, para, şöhret olan bir adam neden 27 yaşında her şeyi bırakıp emekli olur? Evet, belki de Stoner ile ilgili en çok sorulan soru tam da bu. Film de çekildiği dönemde uzun uzun bunu sorgulamış ve sonunda Casey Stoner’ın pistlere dönmek için açık kapı bıraktığını belirtmişti.

O açık kapı bugün az da olsa aralandı ve Stoner geçtiğimiz yıl Suzuka 8 Saat ile pistlere geri döndü; ama asıl soru yani MotoGP’ye dönüp dönmeyeceği ise hala belirsiz. Filmi izleyip sabırlı bekleyişimizi sürdürebiliriz.

Motosikletli Kız

Tek parça deriden oluşan tulumu, kaskı ve eski sevgilisinin zihnini meşgul eden hatıralarıyla yollara düşen Rebecca’nın hikayesini anlatan film, özellikle yola çıkma kısmından sonra unutulmaz bir hale geliyordu. Çünkü motosikletini atlayıp bir sürü belaya aldırmadan yollara düşen Marianne Faithfull şarkıcılık dışında oyunculukta da hayli yetenekli olduğunu kanıtlıyordu.

Neredeyse tamamı bir motosikletin üstünde geçen film durmayan ritmi ile sinema tarihine adını yazdırmıştı. Motosikletle ilgili her şeyin sadece bir aksiyon değil bir nevi yaşam biçimi olduğunu da kanıtlayıp muhteşem soundtrack’iyle bir adım daha öne çıkan Motosikletli Kız 60’lı yıllara alternatif bir bakışla göz atmayı da ihmal etmiyordu.

Harley Davidson ve Marlboro Adam

Bu film, özellikle motosiklet üstünde türlü aksiyonlara dalınan sahneleri ile hatırlanıyor.

Harley Davidson, tamamen kendine özgü giyimi ve sert mizaçlı karakteriyle, kendine has bir motosikletçidir. Marlboro Adam ise eski bir rodeocudur. Sürekli takıldıkları bar borçları yüzünden kapanmak zorunda kalınca ikilimiz barı kurtarmak için bir banka soymaya karar verirler ve olaylar gelişir.

Özellikle banka soygunu ve daha sonraki kaçış sahneleriyle kahkahaya boğan film, motosiklet üstünde geçen filmlerin en eğlencelilerinden biri.