Mobilemenu
Profile

Onun Genetik Mirası: Demir Kadın’lık!

Spora nasıl başladınız ve neden triatlon sporunu seçtiniz? Bu spora başlamanızdaki en önemli etken ne oldu?

Spora 7 yaşında, okulun yüzme takımına girerek başladım ve 12 yıl boyunca devam ettim. Birçok kez Türkiye şampiyonu oldum, milli takıma girdim ama ne yazık ki üniversite sınavlarına hazırlanabilmek için spora ara vermek durumunda kaldım. Annem ve babam maratoncu oldukları için onlardan görerek koşuya merak sardım. Birçok koşu yarışına katıldım ve başarılı olabildiğimi gördüm. Bunun üzerine bir de bisiklet sporunu ekleyince zaten triatlon sporu oluyor.  Ben de “Neden denemiyorum, tam benlik bir spor!” diyerek triatlona başladım. Tabii burada önemli bir nokta da babamın triatlona benden önce başlayıp, beni motive etmesi oldu. Sonuç olarak şimdi baba, kız olarak “ironman”iz. 

Sizce triatlonda en iyi yaptığınız ve sizi yarışmalar sırasında rakiplerinizin bir adım önüne taşıyan şey nedir?

Sporcu bir ailem olduğu için genlerin etkisini göz ardı edemiyorum, bu konuda biraz şanslıyım. Hep spor bilinci ve disipliniyle büyüdüğüm için spor hayatımın bir parçası, yarışlar ise meyvesi oldu. Yarışta başarılı olmak için zorluklar karşısında azimli durmak ve biraz da hırslı olmak gerekiyor.

Rol modelleriniz ve kahramanlarınız kimlerdir? 

Rol modellerim; annem Nurgün ve babam Hakan Sayar. 50’li yaşlarda olmalarına rağmen hala maraton koşup, “ironman” yapabiliyorlar. Umarım ben de o yaşlara geldiğimde onlar gibi olurum.

Yarışırken hissettiğiniz en baskın duygu nedir?

“Spor olsun” diye spor yapmadığımız için antrenmanlar çoğu zaman yorucu ve biraz da bıktırıcı olabiliyor. Bir hedefiniz olduğu için pes de edemiyorsunuz. Yarış aslında o güne kadar yaptığınız bütün antrenmanların sonucunu aldığınız, çok kısa bir süreç ve insan onu en iyi şekilde kullanmak istiyor. Eğer yarışa yeterince hazırsam elimden gelenin en iyisini yapacağımı hatırlatıyorum kendime. Hafif bir heyecan, biraz hırs ve yüksek motivasyon...

Yakın bir zaman önce ülkemizde ilk kez gerçekleştirilen Gloria Ironman 70.3’te, yaş grubunuzda, ikincilik elde ettiniz. Bu başarınızın arkasında yattığını düşündüğünüz, şu ana kadar size verilmiş en iyi tavsiye ne oldu?

Bu yarışa son anda katılmaya karar verdiğim için bir ay gibi kısa bir hazırlık süreci geçirdim ve bunun yeterli olduğunu düşünmüyordum. Oldukça uzun bir yarış olduğu için yeterli antrenmanları yapmamışsanız bitirememe olasılığı çok yüksektir. Bunu benim gibi çevremdekiler de çok iyi bildiği için yarış konusunda kimse üzerime gelmedi. Babam yarış öncesinde: “Önemli olan yarışırken zevk almak, o an kendini iyi hissetmiyorsan hiç zorlama çünkü kaybedecek hiçbir şeyin yok” demişti. Bu söz içimi çok rahatlattı ve son derece stressiz bir şekilde yarıştım.  “Ben bu yarışa hazır değilim” demek yerine yarış boyunca kendime “Şu anda elimden geleni yapıyorum” dedim.

Gloria Ironman 70.3 için nasıl bir antrenman programı izlediniz? Sizi en çok zorlayan alanlar ne oldu?

Söylediğim gibi 70.3’e katılmaya bir ay kala karar verdim. Böyle bir yarışa hazırlanmak için epey az bir vakit bu. Bu süreyi en etkili şekilde kullanmaya çalıştım. Hafta içi iki gün; sabah koşu, akşam yüzme antrenmanı yaptım. İki gün de bisiklet antrenmanı. Bunu hafta sonu bir gün 15-16k’lık uzun mesafe koşu, bir gün 80-90k uzun mesafe bisiklet ile destekledim. Sabah saat 5’te motivasyonunuzu yükselterek, koşmaya çıkmak ya da hafta sonu programlarına biraz ara vermek beni zorlayan etkenler oldu. Yarış için fedakarlık gerekiyor.

Antrenman programının size göre en keyifli parçası hangisi? Branş dallarına ek olarak kuvvet antrenmanları da yapıyor musunuz?

Tabii ki daha hafif antrenman olan günler en keyifli geçen günler oluyor (gülüyor). Ama sabah orta mesafe bisikletle güne başlamak da çok güzel. Ben genelde bisiklete Arnavutköy-Sarıyer arasında biniyorum. Hem trafik olmayışı hem de muhteşem bir manzaraya tanık oluyor oluşunuz güne mükemmel başlamanızı sağlıyor bence. Tabii ki kuvvet ve ağırlık antrenmanları da yapıyorum. Orta ağırlıklarla, hızımı etkilemeyecek ve beni ağırlaştırmayacak şekilde çalışıyorum. Bazen bunu pilates ve yoga ile de destekliyorum. Esneklik ve mental rahatlama da çok önemli.

Gloria Ironman 70.3’e önümüzdeki yıl tekrar katılmayı planlıyor musunuz?

Sağlıklı olduğum takdirde katılmayı çok isterim. Gloria Ironman, katıldığım en uzun yarıştı. Daha bisikletin ortasındayken üstüne yarı maraton koşacağınızı düşünmek ve bunu başarabilmek gerçekten mental olarak çok güçlü olmayı gerektiriyor. Bunu başarabilen çok kişi olmadığı için insan yarış sonunda kendini çok tatmin olmuş hissediyor.

Yarış süresince başınıza gelen ilginç bir olay oldu mu? 

Yarışta bisiklet etabında çok zorluk yaşadım. En komik sorunum; bisiketimin önüne taktığım pipetli mataranın çok ileride kalması ve oradan bir şey içmemin imkansız oluşuydu (gülüyor). Evet, bunu hiç kontrol etmemiş olmam büyük hataydı. Bu sebeple yarıştaki istasyonlarda hep yavaşlayarak, su ve jel desteği aldım. Bunun haricinde iki kez de bisikletten düştüm. Parkurun zorlu koşulları sağ olsun, ızgaralara lastiğimi sıkıştırdım! Düşüş sırasında göğüs numaramı kaybetmiştim ve o olmadan yarışı tamamlamış sayılmıyorsunuz. Arkamdan gelen bir sporcunun uyarısı ile durumu fark ettim ve herkesin aksi yönünde giderek numaramı buldum. Bu kadar zorluğa rağmen durumu biraz zaman kaybıyla kurtardım.

Yarışı ve bu zorlu antrenman sürecini tamamlamak için gerekli motivasyonu nasıl sağladınız?

Kafamdaki hedefe ulaşabilmek için nasıl çalışmam gerektiğini biliyordum ve bu doğrultuda antrenmanlara başladım. Grup halinde yapılan antrenmanlar hem eğlenceli geçiyor hem de birbirinizden güç alıp motivasyonunuzu artırabiliyorsunuz. Tabii burada bir diğer önemli faktör de erkek arkadaşımın da benim gibi bu yarışa hazırlanması oldu. Antrenmanlarımızı çoğu zaman beraber yaptık, sonuçları birbirimize raporladık ve bu sayede motivasyonumuzu artırdık.

Üç branş arasında sizi en çok zorlayan hangisi? En başarılı olduğunuz alan hangisi?

Eski bir yüzücü olduğum için yüzme etabı benim için oldukça rahat geçiyor. Çoğu kişiden önce bitirip, çok yorulmadan sudan çıkmak inanılmaz motive edici bir durum. Bisiklet ile daha geçen sene tanıştığım ve çok antrenman yapamadığım için kendimi bu dalda yeterli görmüyorum. Bir de tabii henüz kilitli pedal korkumu yenememiş olmam performansımı epey etkiliyor.

Triatlon dışında takip ettiğiniz başka spor dalları var mı?

Eurosport’u açıp, her türlü sporu izlemeyi seviyorum. Curling’den tutun kayağa kadar tüm sporlar ilgi çekici bence. Tabii her sporda hangi sporcu başarılı veya değil gibi tüm konulara o kadar hakim değilim ama bisiklet, atletizm, yüzme sporlarını takip ediyorum.

Önümüzdeki yıl Avusturalya’da gerçekleşecek olan Dünya Şampiyonası’na katılmaya da hak kazandınız. Buradaki hedefinizi öğrenebilir miyiz?

Her ülkenin en iyileriyle yarışmak epey zorlu bir mücadele. Benim hedefim öncelikli olarak kendimi geçmek. Zaten bunu yaparsam elimden geleni yapmış sayılacağım.

Özel bir diyetiniz var mı?

Özel bir diyetim yok ama yediklerime dikkat ediyorum. İşlenmiş hazır gıdalardan uzak durmaya çalışıyorum. Tatlı delisiyim ama bu konuda kendimi frenliyorum. Protein ve sebze ağırlıklı beslenmeye çalışıyorum. Tabii yoğun antrenman dönemlerinde ve yarış öncesinde enerji almak için karbonhidrat ağırlıklı şeyler tüketiyorum.

Önümüzdeki yıl için hedeflediğiniz başka yarışlar var mı?

İlk olarak 13 Mart 2016’da Barcelona Maratonu’na katılacağım.  İlk defa bu mesafeyi yapacak olmak beni heyecanlandırıyor. Ve daha sonra önümde alanımızdaki en önemli yarış olan Ironman 70.3 Dünya Şampiyonası var. Katılmaya hak kazanmak bile gurur verici.

Ironman yarışlarına devam etmeyi planlıyor musunuz? İleride “full ironman” tamamlama hedefiniz var mı?

İnsan her zaman kendisini geliştirmek istiyor. Ben katıldığım ilk “half ironman” yarışını iyi bir dereceyle tamamladım ama yine de her yarışta kendi en iyi derecemi yapmayı hedefliyorum. Bağımlılık gibi bir şey bu. Geçen sene “half ironman” düşüncesi bile bana çok uzak geliyordu fakat şimdi seneye hangi yarışa katılasam diye düşünüyorum. Şu an “full ironman” düşüncesi de uzak geliyor. 10-12 saat yarışmak nasıl olur düşünemiyorum bile. Ama kendimi hazır hissedersem neden olmasın!

Bir sosyal sorumluluk projeniz var mı? Ya da olmasını planlıyor musunuz?

“Engelsiz Sporcuyum” projesini destekliyorum. Bağış koşucusu olmasam da engelli sporcuların spor yapmasına olanak sağlayabilmek amacıyla bağış toplanması için farkındalık yaratmaya çalışıyorum. Barcelona Maratonu’nda da güzel bir amaç uğruna koşmak istiyorum.

Türkiye’de triatlon sporunun yerini ve ülkemizin bu sporda dünyadaki konumunu nasıl buluyorsunuz? Hangi alanlarda gelişme kaydedilmeli?

Sadece triatlon değil Türkiye’de çoğu amatör spora gereken değer verilemiyor. Federasyonun düzenlediği çoğu yarış maalesef oldukça plansız bir şekilde ilerliyor. Bu durum da katılanların bu yarışlara bir daha katılabilmesi için gereken motivasyonu veremiyor. Eskiye göre tabii ki koşullar çok daha iyi. İnsanların ekonomik koşulları iyileştikçe bu spora olan ilgi de artıyor. Çünkü triatlon yapabilmeniz için bisikletten tutun gözlüğe kadar birçok malzeme almanız gerekiyor. Umarım bu ilginin artmasıyla birlikte triatlon da daha bilinir ve üstüne düşülen bir spor haline gelecek.

Bu sporun en çok hoşunuza giden, sizi cezbeden yanı nedir?

Triatlon sürekli aynı sporu yaparak motivasyonunuzu kaybetmenizin önüne geçiyor. Farklı üç branşı da yapabilen sporcu sayısının az olması sizi herkesten farklılaştırıyor. Ayrıca farklı kas gruplarını dengeli olarak çalıştırdığınız için sakatlık riskini de azaltıyor.

İlerideki kariyer hedefiniz ve en büyük hayaliniz nedir?

Boğazici Üniversitesi Ekonomi bölümünden mezun oldum. Sporu bu alanda kariyer sahibi olmak için değil sevdiğim için yapıyorum. Triatlonu çok seviyorum ve tek isteğim bu sporu hayatım boyunca yapabilecek sağlıkta olmak.

Triatlon sporunu yapmak isteyen okuyucularımız için vereceğiniz bir tavsiye var mı?

Bisiklet ve koşu zamanla geliştirilebilen branşlar fakat yüzme bu spor icin gerçekten çok önemli bir kısım. Tekniğinizin doğru olması ve yeterli seviyede antrenman yapmanız gerekiyor. Çünkü yarışta denizin ortasındaki bir balona gidip geri dönmeniz gerekiyor. Suda rahat olmanız gerek. Ayrıca üç branşın hepsine vakit ayırabilmek gerekiyor. Bazı günler bunun için çift antrenman yapmanız gerekebilir yani güne erkenden, sporla başlamayı göze almak lazım.