Mobilemenu
Profile

Öztürk Kuru: Hedefim 2020 Olimpiyatları!

Kano sporuna ablanın eşinin yönlendirmesiyle 17 gibi geç bir yaşta başlamışsın. Bundan önce başka sporlarla ilgilenmiş miydin? Kanoda rakiplerinle arandaki bu tecrübe farkını nasıl kapattın?

Bir spora başlamak için geç kaldığımın farkına ilerleyen zamanlarda vardım. Kano sporundan önce başka bir sporla ilgilenmemiştim ama bizim nesil bu konuda biraz daha şanslı sanırım çünkü çocukluğumuzda bilgisayar, tablet ve telefon gibi bizi asosyalliğe iten aletler olmadığı için sürekli sokakta koşturan, nefes nefese kalan, eve sadece su içmek için girip hemen geri çıkan hatta koşuşturma ve oyunları ertelememek için acıkmadığımı öne sürerek eve girmemek için bahaneler uyduran bir çocuktum.

Rakiplerimle aramdaki tecrübe farkını çok çalışarak ve çok çaba sarf ederek kapattım. Onların bir çalışırken benim iki çalışmam gerektiğini biliyordum ve hiçbir zaman antrenmandan kaçmadım. Hatta çoğu zaman yapabildiğim kadar ekstra çalışma yapmaya özen gösterdim.

Bu sporun hangi özelliklerini en çok seviyorsun? Kano sporunun sevmediğin bir yönü var mı?

Kano sporunun en çok sevdiğim özelliği bir doğa sporu olması. İnsanlar doğa ile baş başa kalabilmek, rahatlamak, su ile oynamak için para ödüyor ve yalnızca işlerinden arta kalan zamanlarda böyle aktivitelere yönelebiliyorken ben sürekli bu doğallığın ve güzel çevrenin içerisindeyim. İnsan başka ne ister ki?

Sevmediğim yönü gerçekten en zor sporlardan biri olduğu için performansımı sürekli yüksek tutmak zorunda olmam. O kadar nankör ki iki gün antrenmanı kestiğim takdirde resmen haftalarca geri düşmüş oluyorum! Aynı zamanda doğa sporu olduğu için yağmur, kar, rüzgar gibi faktörlere rağmen antrenman yapmak zorundayız. Bu da fazlasıyla zor olabiliyor.

Şu anda hangi kulüpte ve hangi disiplinde yarışmaktasın? Bundan başka disiplinler denedin mi?

Şu anda Adana Gençlik Spor Kulübü adına yarışmaktayım. Durgun su sürat tekli ve ikili kayak teknesinde 500 ve 1000 metre mesafelerindeyim. Bunun dışında deniz kanosu ve yine durgun su sürat yarışında kısa mesafe olarak geçen 200 metre mesafesini denedim. Türkiye’de bu mesafede bir şeyler yapmak zor değil ama dünya için aynısını söyleyemem.

Biraz antrenman programından bahseder misin? Ne sıklıkta nasıl çalışmalar yapıyorsun?

Şu anda Adana’da Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi’nde bulunmaktayım. Programımı tamamen Milli Takım baş antrenöründen alıyorum. Haftanın 6 günü toplam 14 veya 15 antrenman yapıyorum. Haftada bir buçuk gün dinlenmem var. Sabah veya akşam olmak üzere her gün mutlaka su antrenmanım oluyor. Buna ek olarak haftada 3-4 defa ağırlık veya 2-3 defa koşu antrenmanı yapıyorum.

Özel bir diyet programın var mı?

Özel bir diyet programım var. Olimpiyat Hazırlık Merkezi’nde olduğumuz için diyetisyen ve spor uzmanlarıyla çalışmaktayız. Beslenme listemiz ve programlarımız onlar tarafından hazırlanıyor. Günlük aldığımız kalori, yağ, protein ve benzeri miktarlar onlar tarafından belirleniyor.

Geri dönüp baktığında seni en çok gururlandıran başarıların hangileri?

Birçok uluslararası yarış, Dünya ve Avrupa Şampiyonası gördüm ve yarıştım fakat aralarında en çok gurur vereni sanırım 2013 yılında ülkemizde düzenlenen Akdeniz Oyunları’nda küçük bir fark ile kaçırdığım üçüncülük madalyası oldu. Bu başarı beni hem gururlandırdı hem de içimde bir ukde olarak yer etti.  Ayrıca 2015 yılında Almanya’da yapılan Dünya Kupası - 500 Metre Yarışı ve K4 – 200 Metre Yarışları da beni fazlasıyla gururlandırmıştı çünkü beklenenin üstünde bir performans ile tüm ülkeleri hatta ülke idarecilerimizi bile şaşırtmıştık. Belki madalya alamadık ama bu gurur ve başarı bize yetmişti.

Bu spor sayesinde özel bir üniversiteden tam burs alarak mezun oldun. Eğitimin hangi üniversitede ne üzerineydi? İleride eğitim aldığın meslek üzerine mi çalışacaksın?

Okan Üniversitesi Spor Bilimleri bölümünü %100 burs alarak okudum ve sporun içinde biri olarak kesinlikle ileride bu mesleği yapacağım çünkü Türkiye’den çok sayıda yetenekli sporcu çıkacağına eminim. Bu başarılar da hepimizin çalışması ve katkıları ile olacaktır. Ben de emek verdiğim onca yılın ardından spor camiasında kalacağımı ve emek vermeye devam edeceğimi düşünüyorum.

Bu sporun sana kattığı bireysel özellikler de oldu mu?

Bu spor sayesinde kapalı kutuları açtığıma, liderlik vasfı kazandığıma, yardımlaşma ve dayanışmanın ne demek olduğunu anladığıma eminim.  Vizyonum genişledi, misyon sahibi oldum, “Yapamayacağım” dediğim birçok şeyi yaptım ve başardım. Kısacası hayatımı değiştirip, yön verirken kişiliğim ve kariyerim üzerinde de büyük etkileri oldu.

Bu tür branşlara olan sponsor ve federasyon desteği sence yeterli mi? Yetersiz ise sence bunun nedenleri nelerdir? Bunları düzeltmek için neler yapılmalı?

Amatör branşlar için sponsorluk da federasyon destekleri de kesinlikle yetersiz kalıyor. Bunun başlıca sebebi reklam ve pazarlama sıkıntısıdır. Federasyon üzerine düşen görevleri tam olarak yapmadığı; spor pazarlaması veya tanıtımı işine girişmediği için sponsorlar bu branşlara ilgi göstermiyor. Bunu düzeltmek için federasyonlarda mutlaka basın yayın organı bulunmalı. Her türlü bilgiyi, başarıyı ve görseli ilgili medya kaynaklarına aktarmalı ve sponsorluk görüşmelerine girişmeli. Sporcular da bireysel olarak sponsorluk dosyaları hazırlamalı, başarılarını, sporun görsel tarafını ve mükemmelliğini her fırsatta gözler önüne sermelidi.

Kano yaparken yaşadığın en unutulmaz anın hangisi?

Aslında unutamadığım en büyük olaylar yarış anında başımdan geçenler. Saliseler ile kaçırdığınız bir final yarışı veya madalya bizim için en üzücü an olurken, tam tersi bir durum da bizim için en eğlenceli yarış olmasını sağlayabiliyor. Bizim branşımız olan sürat kanosunda birinci ile sonuncular arasındaki fark saliselerle ortaya çıkıyor. Çoğu zaman “foto-finish” sistemleri bile sıralamayı ayırt edemez ve birçok yarışta iki tane ikinci veya üçüncü çıkabilir!

Kano haricinde ilgilendiğin başka sporlar var mı?

Kış kampı sebebi ile yapmak zorunda olduğumuz yüzme ve kayak branşı bulunuyor. Ayrıca ekstrem sporlara da ilgi duyuyorum.

Geri dönme şansın olsa yine bu spora başlamak ister miydin?

Emin olmamakla birlikte hayatımda bana açtığı yollar ve kazandırdığı onlarca şeyden sonra yine bu spora başlamak isterdim sanırım. Belki imkanım olsa daha iyi imkanlarla, daha küçük yaşta, bu işi bilen spor adamları ile birlikte bu yola çıkmak isterdim. Bir de sürekli aklımda olan ekstrem sporlara başlamış olsaydım yine kano sporunu yapar mıydım bilemiyorum…

En büyük hayalinin Olimpiyatlar’a katılmak olduğunu biliyoruz. Önümüzdeki hedeflerin nelerdir? Olimpiyatlar’a katılarak hayalini gerçekleştirdikten sonrası için de bir planın var mı?

2016 Olimpiyat Oyunları için şansımı kullanamadım ve yeterli başarıya sahip olamadım ama şu anki hedefim kesinlikle 2020 Olimpiyat Oyunları’na katılmak. Bunun için çalışmalarıma devam ediyorum. Hedeflerimi düzgün koyarak çalışır ve elimden geleni yapmaya devam edersem olabileceğine inanıyorum ama hayatta karşımıza neler çıkacağını hiçbir zaman bilemeyiz. Bir olimpiyat oyunu gördükten ve yarıştıktan sonraki en büyük hedefim kendim gibi başarılı nesiller yetiştirmek. Gelecek olan nesil bu branşta bunun yapıldığını görecek ve kano sporunda kendine büyük hedefler koyarak ilerleyecek. Ben de bunun için elimden geleni yapacağım!