Mobilemenu
Profile

Perde Kapanmadan Önce: Mark Inglis’in Everest Tırmanışı

Nepal Devleti’nin 2 yıl önce aldığı bir kararla, halihazırda 16 yaşından küçüklerin ve 75 yaşından büyüklerin tırmanmasına izin verilmeyen Everest’in kapıları engelli sporculara da kapandı. Yetkililer kararı, “Bunun ayrımcılıkla ilgisi yok, Everest’e tırmanmak şaka değil” şeklinde savundular. Halbuki bunu o güne dek 7 engelli sporcu başarmıştı. Kronik hastalıkları olan Rob Hill ile Lori Schneider’ın yanı sıra, sağ ayağı olmayan Tom Whittaker, görme engelli Erik Weihenmayer, tek kolu olmayan Paul Hockey ve tek bacağı olmayan Arunima Sinha zirveyi görebildiler. Yedinci isim ise bir Yeni Zelandalıydı. 47 yaşındaki dağcı Mark Inglis adeta imkansızı başarmıştı: İki bacağı da yoktu.

Bazı insanlar için vazgeçmek hiçbir anlam ifade etmiyor. Inglis de onlardan birisi. 1982’de Yeni Zelanda’nın en yüksek dağı Mount Cook’a arama kurtarma dağcısı olarak bir arkadaşıyla gerçekleştirdikleri tırmanışta, zirveye az bir mesafe kala kar fırtınasına yakalanmış ve korunmak için kendi yaptıkları buzdan bir mağarada kurtarılmayı beklemişlerdi. İki hafta sonra bulunduklarında donmak üzerelerdi ve her ikisinin de bacakları dizlerinin birkaç santim altından kesildi.

Hayatını adrenaline adayan Inglis için spordan başka bir çıkış yolu görünmüyordu. 90’ların başına gelindiğinde uluslararası arenada tanınan bir kayakçı olmayı başarmıştı. Bu arada bisiklete de merak saldı ve 2000 Sidney Olimpiyatları Paralimpik Oyunları’nda, yol bisikleti dalında gümüş madalya kazandı. Bu madalya özgüvenini yeniden kazanmasını sağladı. Sidney’in üzerinden sadece 16 ay geçmişken bacaklarını kaybettiği Mount Cook’a tırmanma kararı aldı. Bundan 3 yıl önce aynı bölgede, daha küçük bir dağ olan Mount Tasman’a tırmanmak istemiş ancak tendonlarındaki dayanılmaz ağrı zirveye ulaşamadan dönmesine sebep olmuştu. Geçen yıllarda tıptaki gelişmeler sayesinde bu acıların protezinden kaynaklandığını ve yeni bir teknoloji olan karbon fiber protezlerle daha güçlü bacaklara sahip olabileceğini öğrenmişti. Nitekim de öyle oldu. Yeni protezleri ve bir önceki başarısız tırmanıştan çıkarttığı dersler, Inglis’i Mount Cook’un zirvesine taşıdı.

2004’te, 45 yaşındayken ilk ‘sekizbinlik’ tırmanışını gerçekleştirmek üzere yola çıktı. Rotası dünyanın en yüksek altıncı zirvesi, 8 bin 201 metrelik Cho Oyu’ydu. Başardığı takdirde, 8 bin metrenin üzerine iki bacağı olmadan tırmanan ikinci insan olacaktı. Ve başardı da…

Herkesin, ötekilerin tamamından farklı, dev bir hayali vardır. Tüm hayatınız boyunca hayalini kurduğunuz, zirvesine çıktıktan sonrasını gözünüzde canlandıramadığınız bir Everest. Belki platonik aşkınız, belki canlı izlemek istediğiniz bir konser ya da maç, belki ailenizle yaşamak istediğiniz o muhteşem ev… Inglis içinse bu Everest’ti ve ondan sonrası yoktu. 2006’da bu hayali gerçek kılmak için beraberindeki ekiple yola koyuldu. Birkaç hafta sonra, 15 Mayıs 2006’da, Yeni Zelanda’daki eşi Anne Inglis’in cep telefonu çaldı. Anne telefonun, Mayıs ayı sonunda zirveye ulaşmasını beklediği eşinden geldiğini görünce panikledi. Açtığında karşıdaki sesin Mark’a ait olduğunu duyunca rahatladı. ‘Kamp 4’teyim. Başardım. Zirvedeyim!’ diyordu Mark. Tahmin ettiklerinden çok daha önce zirveye ulaşmışlardı. Everest’in zirvesine ulaşmayı başaran ilk insan da bir Yeni Zelandalı’ydı. Sonradan adının başına ‘Sir’ unvanı alan Edmund Hillary, Ingles’le aynı topraklarda doğup büyümüştü. Hillary bunu sağlıklı bir şekilde başardığında 34 yaşındaydı. Takvimler 1953’ü gösteriyordu.

Everest tırmanışı hiç de kolay geçmedi. Bu zorlu günlerde tam 33 kilo kaybetti. Zirveye kısa bir süre kala karbon fiber protezlerinden birisi yerinden çıktı. Geçici bir çözüm bularak onları tamir etti ve epey gerisinde kaldığı ana ekibe yetişmeyi başardı. Tırmanış sırasında aynı zamanda Tibet’te yaşayan engellilerin yanı sıra, Kamboçya’daki mayın mağdurları ve çocuk felci hastaları için de ciddi miktarda bağış topladı.

Bugünlerde kişisel gelişim ve insanların potansiyellerini kullanabilmeleri üzerine seminerler verirken aynı zamanda, kendi tabiriyle ‘Nepal’i ve içindekileri’ keşfetmek isteyen insanlar için Everest’te turlar düzenliyor. Eşiyle birlikte kurdukları Limbs4All derneği için bağış toplayan Inglish, dünyadaki 400 milyonun üzerinde fiziksel engelli insanın da toplumda fark yaratabilmelerine destek oluyor. Derneğin sitesinde, bağış konusunda gönülsüz olan insanların dikkatini çekebilecek de bir ibare yer alıyor: “Herkese destek olamayacağımızı biliyoruz ancak birçoklarının hayatında ciddi farklılıklar yaratabiliriz ki bu da aslında ilk adım.”

 “Everest tırmanışını, iki bacağı olmadan bunu başaran ilk insan olmak için yapmadım. Bu unvan elbette gurur verici ama Everest’e tırmanmak benim için ilk olmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Hayatım boyunca çabalıyorum ve Everest benim için son nokta.

Eminim ki yaş sınırı kaldırılsa, eğitim almış 13 yaşındaki bir çocuk Everest’e herhangi bir dağcıdan daha kolay tırmanır. Çünkü bu işin büyük kısmı psikolojik, yani korkulardan arınmış olmanız gerekiyor. Yetişkinler için bunu başarmak kolay değil.” 

Nepalli yetkililerin aldığı karardan sonra Mark Inglis’in başardığı şeyi artık hiçbir insan başaramayacak ve Yeni Zelandalı dağcı daima tek kalacak…