Mobilemenu
Profile

Röportaj: Orhan Avcıoğlu

Motor sporları maceranıza küçük yaşlarda, go-kart ile başladınız. Bu spora olan ilginiz nasıl başladı? Ailenizin de otomobil sporlarının içinde olması o zamanlar için ne derecede önemli bir etkendi?

Tabii doğal olarak işin içine doğmuş oldum. Babam rallici, annem de babamla tanıştıktan sonra bu işe gönül vermiş ve yarışmış bir insan.  Onların bu sporu bıraktıkları zaman 1980’lerin ortalarına denk geliyor bu yüzden yarışırken fazla videoları yoktur ama çocukken hep dünya ve Avrupa şampiyonlarını izliyorduk. Yani evde kendimi bildim bileli kupalar, fotoğraflar ve videolarla büyüdüm. Dolayısıyla kafamda her zaman “Ben de bu sporu yapıp, başarılı olmak istiyorum” şeklinde bir düşünce vardı. Uzunca bir süre Türkiye’nin en iyi takımlardan biri olan Enka’da su topu da oynadım. Ta ki karting, hayatımda ciddi bir yer tutana kadar. Karting’den sonra ehliyetimi almamla beraber doğal olarak ralliye bir geçiş oldu.

Karting’e kaç yaşında başlamıştınız?

13 yaşında başladım ancak daha erken yaşlarda da başlanabiliyor; bunun kesin bir yaşı yok. Profesyonel olarak 17 yaşına kadar yaptım. Sonra üniversite için yurtdışına gittiğim için ralli ehliyetim olmasına rağmen yarışamadım. Yarışlara, üniversitenin bitmesine 1 sene kala başladım ve o gün bu gündür yarışıyorum.

 

İlk koltuğa oturduğunuz anı hatırlıyor musunuz?

Hayatımda en mutlu olduğum üç günden iki tanesidir; yarış go-kart ve ralli otomobili koltuğuna ilk oturduğum günler… Hem ralli hem de karting koltuğuna ilk oturduğum günü hatırlıyorum. Daha önce go-kart’a binmiştim ama yarış go-kart’ına ilk bindiğim gün acayip bir hissiyat oldu. Araçlar, bildiğimiz kiralık go-kart’lardan 4-5 kat daha hızlı, çok daha iyi duruyor, yol tutuyor. Çok ürkmüştüm. O zamanlar mekaniğim olan babamla beraber, 3-4 ay boyunca her haftasonu yarışlara gittik. O zaman aralığında kendimle ve otomobille ilgili birçok yeni şey keşfettim. Hız nosyonumu ve bilgimi geliştirdiğim o 3 aylık periyotta hissettiklerimi bir daha hiç hissetmedim çünkü bir noktadan sonra o sürate alışıyorsunuz. Yine de bugün tıpkı o go-kart yarışlarındaki gibi her rallide, her etapta yeni şeyler keşfetmeye devam ediyorum. 

O günlerde babanızın yönlendirmeleri, tavsiyeleri oluyor muydu?

Babamın otomobil sürüşümle ilgili kritik 2-3 tavsiyesi vardır, onun haricinde daha çok arka planda izlemeyi sever. Annem her rallide yanımda olmuştur. Onunla işin mental ve psikolojik kısmıyla ilgili çok ciddi çalışmalarımız oldu. Dolayısıyla şimdi de yönlendirmeleri, tavsiyeleri oluyor. Böyle güzel bir ekibimizin olduğunu söyleyebilirim.

Koltuğa ilk oturduğunuz anı anlattınız, peki ilk kazandığınız ralli?

Rallide galibiyet konusu biraz farklıdır. İlk genel klasman zaferini 2013 yılında Boğaziçi Rallisi’nde başka bir adıyla da Türkiye Rallisi’nde kazandım. 2015’te 44’üncüsü düzenleniyor ve Türkiye’deki en önemli ve en büyük motor sporları organizasyonu olduğunu söyleyebilirim. İlk yarışımı en ağır topla kazanmış olmak inanılmaz bir duyguydu. İnsanlar genelde küçükten büyük hedeflere doğru gider ama bana böylesi nasip oldu. Bu yarışı kazandığınız zaman, isminiz sonsuza kadar Türkiye ve dünyadaki birçok önemli isimle beraber kazananlar listesinde yer alıyor. Daha önce alt kategorilerde şampiyonluklar yaşadım. İki kere “Türkiye İki Çeker Otomobil” şampiyonu oldum. Bunlar önemli kazanımlardı benim için ama tabii ki genel klasmanda kazanmak daha farklı. 

Global arenada yarışan, dünya çapında tanınan sporculardan temasta olduklarınız var mı? Onlarla nasıl bir iletişim içindesiniz?

Dünya Şampiyonası, Avrupa Şampiyonası gibi organizasyonlara katılan pilotların bazılarıyla yarışıyoruz. Sebastien Loeb ve Andreas Mikkelsen ile tanışmışlığım var. Arkadaşımız olan pilotlar da var. Dünya Ralli Şampiyonası’nda yarışan Martin Prokop’la bir arkadaşlığımız var. Hepimiz yarışa gittiğimizde onu destekliyoruz. O da zaman zaman geliyor ve bize eğitim veriyor. Bayramda seyranda, yılbaşında konuşuyoruz (Gülüyor). Yine Dünya Ralli Şampiyonasında yarışan Bryan Bouffier ile de bir arkadaşlığımız var.

 

Sizce rallide neyi en başarılı yapıyorsunuz? Rakiplerinizin bir adım önüne nasıl geçiyorsunuz?

Tek bir özellik üzerine yoğunlaşmak çok kolay değil. Rallide riskleri sıfıra ne kadar indirebilirseniz başarılı olma yüzdeniz o kadar artıyor. Bunun da farklı farklı değişenleri var. Tek bir özellik üzerinden gidemem ama sürüş stilimin güvenliği elden bırakmayan ancak hızlı gitmeye odaklı olduğunu düşünüyorum. Aritmetik bir sürüş stilim var; “Otomobili en hızlı nasıl götürebilirim, bunun için nasıl fren yapmam lazım, nasıl viraj dönmem lazım” diye düşünen, tamamen içimden gelen bir sürüş stili. Anne ve babamın desteği sayesinde psikolojik ve mental düzenimin de kuvvetli olduğunu düşünüyorum. 

 

Toprak, asfalt, yağmurlu, karlı, güneşli… Sizin yarışmaktan en çok keyif aldığınız bir hava ve yol tipi var mı? Neden özellikle bu şartlarda yarışmaktan keyif alıyorsunuz?

Genel olarak toprak rallileri daha çok seviyorum. Toprak rallilerin, doğa ile olan o mücadelenin bu sporun ruhunu daha iyi yansıttığını düşünüyorum. Karda hiç yarışmadım ama onun da çok heyecanlı olduğunu duydum. Toprak benim için biraz daha öne çıkıyor. Toprakta çekilen bir fotoğrafa baktığınızda bile göze çok farklı görünüyor.

 

Toprak ve asfalt zemin arasında biri diğerinden daha zordur gibi bir kıyaslama yapabilir miyiz?

Asfaltta G-kuvvetleri daha yüksek, frenlemeler daha geç ve daha kısa. Yol tutuşu çok fazla. Vücut üzerindeki stres de biraz daha fazla. Toprak ister istemez biraz daha kayıyor ve yol tutuşu asfalta göre daha düşük. Bana sorarsanız toprak zeminde hızlı gidebilmek biraz daha fazla beceri istiyor. Yine de kesin olarak şu daha zor diye bir şey söyleyemem. 

 

Bir ralli pilotunun günlük hayatında dikkat etmesi gereken şeyler neler? Biraz antrenman, beslenme programınızdan bahseder misiniz?

Beslenmemize dikkat etmek ve iyi beslenmek zorundayız. Tabii ki ayarı kaçırdığım dönemler oluyor. Bunları tolere etmeye çalışıyorum. Genel olarak çok riskli şeyler yapmaktan kaçınıyorum. Sakatlanmam demek şampiyonada zarar görmem demek, takımı yarı yolda bırakmam demek anlamına gelir . Örnek veriyorum; jet-ski’ye binmiyorum veya paraşütle atlamaya gitmiyorum. Aslında paraşütle atlamayı daha önce denedim doğru yapıldığı zaman bir zarar geleceğini düşünmüyorum ama yine de sezon içinde yapmam. Başımıza bir şey gelecekse de off- sezonda gelsin!

 

Ralli dışında diğer spor türleri ile de ilgilisiniz. Hangi sporları yapıyor ve yakından takip ediyorsunuz?

Kar ve su kayağını çok seviyorum. Futbol izlemeyi, bisiklete binmeyi seviyorum. Spor haricinde model uçak uçurmaktan çok keyif alıyorum. Pek çok model uçağım var ve onları yapıp uçurmak gibi çocukluğumdan gelen bir alışkanlığım var. Uzun yıllar su topu oynadığım için de doğal olarak yüzmekten çok hoşlanıyorum.

 

Bu sporu daha ne kadar süreyle yapma hedefiniz var?

Bir ralli pilotunun en iyi zamanları 30’lu yaşların başları. 40 yaşına yaklaştığınız zaman otomobil kullanma stilleri ve konjonktür değişiyor, yeni stille yetişmiş gençler size yetişebiliyor, refleksler yavaşlıyor. Kesin olarak “Şu zaman bırakırım” diye bir hedefim yok ama her zaman istediğim şey dünyada centilmenlik ve sportmenliğimle saygın bir pilot olarak anılmak. Hedeflerim içinde tabii ki Türkiye ralli şampiyonluğu ve Avrupa’da başarılar kazanmak var. Belki genel klasmanda yarışmayı bırakıp, 50-60 yaşında tamamen keyif için tarihi otomobillerle yarışmaya devam ederim. Çok keyifli bir iş yapıyoruz ancak şu anda profesyonel olduğum için her zaman keyif alacak vaktim olmuyor.

 

Geçiminizi nasıl temin ediyorsunuz? Ralli yarışçılığı dışında hangi işle meşgulsünüz?

Bu işe bu kadar vakit ayırmama imkan  veren bir aile şirketimiz var. Telekomünikasyon sistemleri kuruyoruz. Telsiz baz istasyonları ve terminallerin satışını ve distribütörlüğünü yapıyoruz.

 

Peki böyle bir işiniz olmasa ralliye bu kadar zaman ayırıp bu kadar başarılı olabilir miydiniz?

Çok zor olurdu. Olmazdı demiyorum. Olabilirdi evet, ama benim için çok daha zor olurdu.

Önemli bir yarışa nasıl hazırlanıyorsunuz? Kendinizi mental olarak hazırlıyor musunuz?

İşin psikolojik tarafı çok önemli. Co-pilotunuzla çok iyi bir ekip olmanız lazım. Co-pilotum Burçin Korkmaz’la 2011 yılından beri yarışıyoruz. Birbirimizi çok iyi motive ediyoruz. Birimiz kendini kötü hissederse diğeri her zaman onu motive ediyor. Yarış öncesindeki mental hazırlık da çok önemli. Yarışlardan önce psikoloji ile ilgili kitaplar okuyarak kendimi motive etmeye gayret ediyorum. Bu tip şeylere kafanızda zaten her gün belli bir vaktinizi ayırıyorsunuz ve bu sizi zinde tutuyor.

 

Pistte başınıza gelen en eğlenceli veya üzücü olay neydi?

Hayatım boyunca unutmayacağım çok fazla güzel anım var. Üzücü olan anılarım nadir olsa da var.  2015 Ralli Şampiyonası’nın ilk etabı olan Ege Rallisi’nde şehrin içinde, herkesin gözü önünde olan 3 km’lik ufak bir seyirci özel etabı düzenlenmişti. Bir önceki etapta ön lastiklerimiz çok aşınmıştı ve yarış için bagajdaki yedek lastikleri taktık. Normalde o etapta rakiplerinin en fazla iki saniye önüne geçersin ama ben onlara “30 saniye geçeceğim şimdi sizi” diye şakalaşıyordum. Başka bir pilot olan Burak Çukurova’yla baklavasına iddiaya girdik ve o etapta biz geçtik. Bir sonraki etapta Burak Abi yarışırken destek ekibi bir tepsi baklavayla geldiler. Güldük, eğlendik, baklavasını da yedik tabii. Tabii burada baklavasına yarışıyoruz gibi bir algı oluşmasın. Çok stresli ve profesyonel bir iş yapıyoruz. Bu yaptığımız senede bir kere, seyir zevkini daha önde tuttuğumuz, şova dönük olan seyirci etabında oluyor.

 

Hoşlanmadığınız anılarınız olduğunu da belirttiniz. Onlar geçirdiğiniz kazalarla ilgili mi? 

Sadece kaza olmasına gerek yok. Bazen bir yarışın başından sonuna istediğiniz gibi gitmediği oluyor. Ama geçirdiğim kazalar da var. Takla atmışlığım var mesela. “Takla atmadan ralli pilotu olunmaz” derler zaten (Gülüyor). Bizim güvenliğimiz için çok fazla şey yapılıyor; giydiğimiz kıyafetler, otomobilin içindeki güvenlik aksamı, yol üzerindeki güvenlik önlemleri… Bunlar sayesinde yara almadan atlatabiliyoruz kazaları.

Spor kariyerinize olumlu bir katkısı olan, bugüne kadar aldığınız en iyi tavsiye neydi ve bunu veren kimdi?

Özel olarak birisinin verdiği değil ama genel bir tavsiye var aklımda. İnsan bir şeyi ilk defa yaptığında belli bir seviyeye kadar çok kolay geliyor, o noktayı geçtikten sonra bir kırılma noktası yaşıyor. Kendinizi tıkanmış hissettiğiniz o an işte sizin en çok çalışmanız gereken zaman aslında. Benim kendime misyon edindiğim tavsiyelerden bir tanesi budur.

 

Kendinize örnek aldığınız bir ralli pilotu var mı? Hangi açılardan bu sporcuyu örnek alıyorsunuz?

Ralli dünyasında rahmetli Richard Burns benim karakter, duruş, stil ve başarılarını takdir ettiğim bir pilottu. Colin McRae spektaküler ve sıradışı tarzıyla her zaman ağzımı açık bırakan bir pilottu. Benim için önemli olan yalnızca saf hız değil; spor içindeki duruşu gibi farklı kriterler var benim için. Sebastien Loeb bu konuda çok büyük bir örnek.

 

Ralli yaptığınızı duyanların en sık verdiği tepki nedir?

Üç tane çok klasik soru var: 1- “Bu araba kaç yapar?”, 2- “Yarışı kazanınca ne kadar para veriyorlar?”, 3- “Bu işe nasıl başladınız?”

 

Kazandığınız para size kalsın ama gerçekten arabanız kaç yapıyor?

Otomobilimizin son hızı 180 km. Önemli olan bu sürate ne sürede çıktığımız aslında. Ara hızlanmalar bizim için önemli. 180 km’lik hızı sürdürdüğümüz nadirdir aslında. Otobanda gitmek gibi düşünmeyin.

 

Ralli yetenekleriniz İstanbul trafiğinde işe yarıyor mu? Günlük hayatta yolda giderken bu yetenekleri kullandığınız oluyor mu?

Bir futbolcunun hafta rasında antrenmanı yokken halı saha yapması gibi bir şey bu. Biz hız içgüdümüzü ve hissiyatımızı rallide boşaltıyoruz. O yüzden ben trafikte sıkıcıyımdır. Hız cezası yediğim yoktur, yavaş ve temkinli giderim. Uzun yola giderken benzin ekonominisi yapmaya çalışırım. İnsanlar sıkılıyor yanımda otururken. 

Sebastien Loeb, Le Mans yarışlarına katılıp ikincilik elde etmişti. Sizin de ralli dışında otomobil sporlarının farklı bir türünde şansınızı deneme gibi bir düşünceniz var mı?

Ölmeden katılmak istediğim iki yarış var: bir tanesi sizin de söylediğiniz gibi 24 saatlik bir yarış olan Le Mans. İkincisi de Dakar. Ralli ile ilgili olan hedeflerimin yanında en önemlileri bu ikisi.

 

Bunun için gerekli olan bir ön şart var mı?

Le Mans için değişik şartlar olabilir ancak Dakar fazla ön şart yok. Yalnızca iyi bir bütçenizin olması lazım. 

 

Türkiye’nin ralli dünyasındaki konumunu nasıl buluyorsunuz? Daha iyiye gitmemiz için neleri geliştirmeliyiz? Sizce ileride bir gün WRC’de yarışacak bir pilot çıkarabilir miyiz? Bu belki de siz olursunuz?

Çok daha iyi olabiliriz. Dünya Ralli Şampiyonası’nı Türkiye’de de yapıyorduk ama nedense yeteri kadar seyirci toplayamıyoruz. İlgiyi artırmak, seyirciyi etaplara çekmek veya etapları seyirciye götürmemiz lazım. Ben, şu anki rakiplerim Yağız, Murat hepimiz Dünya Ralli Şampiyonası’nda belli bir seviyede yarışabilecek pilotlarız ama birer dünya şampiyonu olmamız çok zor. Bunun için çok ufak yaştan itibaren dünyanın her yerinde yarışmaya başlamanız lazım. Bunun için de çok büyük kaynak lazım.

 

Ralliye yeni başlayacaklara veya ralli pilotu olmak isteyenlere vereceğiniz en önemli tavsiye ne olurdu?

Otomobil kullanma ile ilgili iyi bir eğitim almaları lazım önce. Çünkü rallide fazla sayıda bileşen var ve bunların hepsi bir araya geldiğinde kafanız karışabilir. Otomobile yetenekli olduğunu düşünmek iyi bir şey ama işin eğitimini almak gerekiyor. Yalnızca otomobil kullanma değil ralli sporunun ruhu ve dinamikleri ile ilgili de iyi bir bilgi birikimine sahip olmak gerek.

 

Bu konuda yeteneği olmayan bir kişi çalışarak ve kendini geliştirerek başarıya ulaşabilir mi? Yoksa bir miktar yetenek bu işin olmazsa olmazı mı?

Yeteneğiniz olmadan hiçbir zaman belli bir seviyenin üzerine çıkamazsınız. Sıfırdan eğitim almaya başlayarak kendinizi bir seviyeye getirebilirsiniz ama yetenekli bir pilot değilseniz o noktada kalırsınız. 

 

Motor sporları dışında bir spor kariyeriniz olsa bu hangi spor olurdu? Neden?

Golf oynamak isterdim. Çok kolay gibi görünüp aslında inanılmaz zor olan bir spor olduğunu düşünüyorum. Çok büyük bir hassasiyet ve iyi bir disiplin gerekiyor.

 

Oynamayı hiç denediniz mi? Golf oyuncusu olarak başarılı mısınız?

Daha önce oynadım ama iyi bir oyuncu değilim.