Mobilemenu
Profile

Röportaj: Özgür Ceylan

Öncelikle sizi yakından tanıyabilir miyiz? Kiteboard’la tanışmanız nasıl gerçekleşti ve o günden beri bu spor hayatınızda nasıl bir yer tutuyor?

Kendimi sadece kiteboard’cu olarak görmüyorum. Denizi, dağları, doğayı ve doğada bir şeyler yapmayı çok seviyorum. Spor Akademisi mezunuyum. Aynı zamanda Rekreasyon alanında yüksek lisans yaptım. Yelken sporları, farklı kano disiplinleri ve doğa sporları eğitmenliği yapıyorum. Su sporlarına 7 yaşındayken windsurf ile başladım. İlerleyen yıllarda akarsu kanosunda milli sporcu oldum. Kiteboard’la ise 1999 yılında ilk defa bir televizyon programında görerek tanıştım. Bilgisayar ve internet kullanımının çok kısıtlı olduğu o dönemlerde sporla ilgili bilgi edinmek için internet kafede saatlerce sıra beklediğim olmuştur!  

 

Bu spor dalındaki başarılarınızdan bahseder misiniz?

Kiteboard’da 2006, 2007 ve 2008 yıllarında yarıştım ve bu yıllarda 2’ncilik ve 3’üncülükler elde ettim. Ancak eşimin de yarışmacı olmasından dolayı “Aileye bir yarışmacı” yeterli diyerek bir daha yarışmadım ve eşimin antrenörlüğünü yapmaya başladım.

 

Kitesurf’ü hangi stillerde sürüyorsunuz? Bu stillerde sürmenizin nedeni nedir? Diğer disiplinleri de denediniz mi?

Freestyle ve course race disiplinlerini deneyip, wave (dalga) disiplininde sürüş yapmayı daha çok sevdiğime karar verdim. Dalga peşinde koşup en güzel dalgayı yakalayabilme çabası bana daha heyecanlı geliyor. Bunun dışında snowkite yapmayı ve dağin zirvesine doğru yol almayı çok seviyorum.

Kitesurf’teki en güçlü, sizi rakiplerinizin bir adım önüne taşıyan özellikleriniz nelerdir?

Çok çalışmak ve çok eğlenmek.

 

Hayatta bir “motto”nuz var mıdır? Varsa nedir? Neden bu motto?

Hayallerinin peşinden git ve ait olduğun yerde yaşa. Birçok insanın zorunluluklardan dolayı metropollerde yaşaması ve hayatlarının en güzel çağlarını oralarda harcayıp yaşlandıktan sonra doğaya dönmeleri çok ironik bir durum. Ben kurduğum hayatta; denizlerde, nehirlerde, dağlarda kısacası doğada yani ait olduğum yerdeyim.

 

Bu sporu yaparken hissettiğiniz en baskın duygu nedir? Bu duyguyu biraz açıklayabilir misiniz?

Özgürlük ve mutluluk...

Aynı zamanda Kitemaximum isminde kitesurf okullarınız var. Burayı açmaya nasıl karar verdiniz? İşin zorlukları ve güzel yanları neler? Kendiniz de ders veriyor musunuz?

Üniversitede öğrenciyken kendi işimi kurmaya karar verdim ve Yücelen Hotel’in sahibi Hamdi Yücel Gürsoy’a kiteboard’u anlattım. 2001 yılında bana bir takım ekipman aldı ve Gökova’da kiteboard başladı. Bir kiteboard takımıyla başlayan bu hayal, şu anda yılda 15 bin kiteboard’cunun  geldiği dünyaca tanınan bir merkeze dönüşmüş durumda. Şu anda Türkiye’nin ilk ve en büyük kiteboard okullarından biriyiz. İş Bankası Maximum Kart, 3 yıldan beri ana sponsorumuz. Okullarımız bünyesinde toplam 15 çalışanımız var. Dersleri onlar veriyor.

 

Kitesurf öğrenmesi zor olan bir spor mu? Yeni başlayan bir kişi ne kadar sürede kendi kendine sörf yapıyor duruma gelebilir?

Kiteboard ilk yıllarında öğrenmesi zor bir spordu. Malzeme kalitesi ve güvenlik önlemleri çok yetersizdi. Bu da öğrenme sürecini hem zorlu hem de uzun bir süreç haline getiriyordu. Ancak son yıllarda gelişen malzeme teknolojisi işi daha kolay bir hale getirdi. Temelde alınacak 10- 12 saatlik doğru bir eğitimden sonra ilk sürüş aşamasına rahatlıkla gelinebiliyor. Bundan sonra yapılacak yaklaşık 10 saatlik bir sürüş tecrübesi ve sonrasında alınacak 1-2 saatlik ileri sürüş dersinden sonra rahatlıkla bağımsız bir “rider” olmak mümkün.

 

Peki, işin ekonomik boyutu? Kitesurf pahalı bir spor mu?

 Artık daha ulaşılabilir bir spor olduğunu düşünüyorum. Öğrendikten sonra malzeme edinmek çok daha kolay ve geçmişe göre çok daha ucuz. 

 

Dünyada kitesurf yaptığınız en iyi bölge neresi? Neden?

Kesinlikle Arjantin! Kite sonrası yemekler de inanılmaz güzel (gülüyor).

Eşiniz Merve Ceylan da başarılı bir kiteboard sporcusu. Tanışmanız bu spor vesilesi ile mi gerçekleşti?

Tanışmamız eşimin üniversite öğrencisiyken su sporları kampı için Gökova’ya gelmesi sayesinde oldu. Kiteboard da bu kampın içindeki derslerden biriydi. Eşim hep şunu söyler: “Kiteboard’a ve sana aynı anda aşık oldum!”

 

Aynı zamanda eşinizin antrenörlüğünü de yapıyorsunuz. Birlikte çalışmak nasıl? Anlaşmazlıklar oluyor mu?

İlk zamanlarda birlikte çalışmak biraz zordu çünkü ikimizin öğrenme ve öğretme süreçleri birbirinden farklılık gösteriyordu. Fakat ikimizin de spor altyapısının çok sağlam olması bu süreçte bize yardımcı oldu. Eşim yedi yaşından beri farklı branşlarda sporculuk, yarışmacılık yapmış ve bazılarında millilik seviyesine kadar çıkmış biri. Bu nedenle çok disiplinlidir. Bazen tek bir hareketi doğru yapabilmek için aynı gün içinde yüzlerce deneme yapar. Antrenmanlarda ona söylediğim ve anlattığım şeyleri yapabilmek için elinden geleni yapar. Ayrıca spor psikolojisi üzerine doktora yaptığı için işin bu boyutunda da oldukça başarılı. Bu da doğal olarak antrenmanların keyifli geçmesine neden oluyor.

 

Bu işte iyi bir antrenör ne kadar önemli?

Suya çıkmadan önce antrenman planı iyi yapılmalı ve bu plana sadık kalınmalıdır. Tabii sadece suda antrenman yapmak yeterli olmuyor. Kara antrenmanları, zihinsel antrenman, kondisyon çalışmaları, beslenme planı ve antrenmanların kaydedilip video görüntülerinin analiz edilmesi gibi unsurların da en iyi şekilde antrenman programına dahil edilmesi gerekiyor. Tüm bu unsurlar bir araya getirildiğinde başarılı bir antrenör ve sporcu ortaya çıkıyor. Bu çalışmalarla birlikte Merve, 2014 yılı dahil olmak üzere 7 defa Türkiye şampiyonu oldu. 2013’te PKRA Kiteboard World Tour Arjantin ayağında birinciliği ve 2013 genel klasman dünya üçüncülüğü elde etti.

 

Dünyada kendinize idol olarak aldığınız bir kitesurf sporcusu var mı?

Hiç kimseyi idol almam.

 

Hatırladığınız en eğlenceli kitesurf anınız?

2012 yılındaki yılbaşı kutlamalarında Gökova’da son 20 yılın en büyük fırtınası epey eğlenceliydi.

Kitesurf haricinde ilgilendiğiniz başka spor dalları var mı?

Outdoor sporların çoğunu severim. Deniz kayağı, windsurf, stand up paddle, dağ bisikleti, snowkite ve snowboard bunlardan bazıları.

Rüzgarsız bir günde yapmaktan hoşlandığınız şeyler neler?

2 tane labrador cinsi köpeğim var. Onlarla birlikte dağa çıkmayı çok severim. Bunun dışında deniz kayağıyla suya çıkıp balık avlamaktan, kürek çekerek yeni yerler keşfetmekten çok hoşlanırım.

 

Kitesurf ile ilgili gelecekte gerçekleştirmek istedikleriniz nelerdir?

Öncelikle bir kiteboard müzesi kurmak istiyorum. Elimde sporun ilk yıllarında kullanılan çok eski malzemeler var. Geçmişten günümüze kiteboard’u anlatacak bir müze hayalim var. Olimpiyatlara sporcu hazırlamak da bir diğer isteğim.

 

Röportaj için teşekkürler! Son olarak eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Advenport gibi doğa sporlarını tanıtan bir portalı kazandırdığınız ve burada bana da yer ayırdığınız için ben teşekkür ederim!