Mobilemenu
Profile

Rüzgar Kadar Hızlı: Zara Davis

Zara, aynı anda 2 dünya rekorunu kıran tek kadınsın. Bize biraz kendinden ve başarılarından bahseder misin?

Hız/sürat rüzgar sörfü macerama 2005 yılında başladım. Kocam Pete, Sotovento’daki Dünya Şampiyonası’na katılmıştı. Ben de kendime “Ben niye şansımı denemiyorum” dedim. Yarış sonunda 5’inci geldim ve aslında hız dalında ne kadar iyi olduğumu gördüm. Böylece yolum çizilmiş oldu.

2006‘daki Dünya Turu’ndan sonra (bu şampiyonada muhteşem sörfçüler Karin Jaggi ve Valerie Arrighetti‘den sonra 3’üncü olmuştum) Namibya’daki Walvis Bay’ de dünya hız rekoru denemesine katılmaya karar verdim ama hiçbir zaman şansım olabileceğini düşünmemiştim. Ta ki yarış bitiminde kocamın plajda zıpladığını görünceye kadar. Başarmıştım, rekoru kırmıştım! Üstelik kıyıya geldiğimde finimin kırık olduğu gördüm. Rekoru kırık finle kırmış olmak bana ayrıca ilham verdi ve daha da hızlı gidebileceğimi fark ettim.

2010 yılında Luderitz’e ilk defa, daha kanal inşa edilmeden, gittim ve kıyı sahilinde 500 metrelik kanal öncesi rekoru 47 cm genişliğindeki Mistral board’umla kırdım.

2012 yılında kanal inşa edildikten sonra 40 knot üstü rüzgarda yeterince güçlü bir şekilde tutunabilmek için çok sıkı antrenmanlar yapmaya başladım. İlk hedefim 40 knot’ı geçmekti ve bunu daha önce sadece iki kadın başarmıştı. İkinci hedefim ise Karin Jaggi’nin 41.25 knot’lık dünya rekorunu kırmak ve 43 knot üstüne çıkmaktı. Bu da yaklaşık 79 km/saat eder.

Rüzgarın beklediğimiz kadar güçlü olmamasına rağmen beklentilerimin çok üstüne çıkarak 45.83 knot yapmayı başarmıştım.

O sıralarda dünya şampiyonları çok nadir yapılıyordu. 6 Avrupa Hız Şampiyonası kazandım ve son olarak bu sene Dünya Hız Şampiyonası'nı kazandım.

Tüm bunları tam zamanlı işim olan osteopati ile ilgilenirken ve İngiltere’deki yoğun bir sağlık kliniğini çalıştırırken yaptım.

Slalom ve dalga rüzgar sörfü de yapıyorsun ama asıl disiplinin hız. Speed sailing’i biraz bize açıklayabilir misin? Nasıl başladın ve antrenmanlarını nerede yapıyorsun?

Daha çok hızla ilgileniyorum çünkü oldum olası hızlıydım. Babam ralli sürücüsü, dedem ise motosiklet yarışçısıydı. Yani hız benim kanımda var! Ayrıca 1.82cm boyunda ve 75-80 kg. civarındayım yani doğal olarak da hız disiplini benim için en uygun olanı. Gençliğimdeki kısa denemeleri saymazsak rüzgar sörfüne 30 yaşından sonra yani çok geç yaşta başladım. Yani hız disiplini benim için en kolayıydı çünkü yarışta kendi başınasın.

Dalga rüzgar sörfünü çok seviyorum ama yeterince atik değilim. Şu anda ise slalom disiplininde antrenman yapıyorum ve dünya çapında yarışmaya hazırlanıyorum. Tabii ki çok büyük bir iddia içinde değilim.

Hız/sürat rüzgar sörfü adından da anlaşılacağı gibi iki sabit nokta arasında olabildiğince hızlı gitmekle alakalı ve iki kategoriye ayrılır. İlk olarak hız yarışları: Tüm yarışçılar aynı parkurda kafa kafaya yarışır. Parkur mükemmel olmayabilir ama herkes için aynıdır.

İkinci olarak: Hız rekor denemeleri (500 metre veya 1 mil). Şartların oldukça iyi olduğu bir parkurda yapılır.

Ben bu işi zamanla öğrendim. Ayrıca bana ilham veren ve hep yardım eden Farrel O’Shea ve Dave White’tan çok şey öğrendim.

İki önemli rekora sahipsin. Bu rekorlardan sonraki ilk hislerin neler oldu? Özel bir anın var mı?

Mil rekorum için çok şaşırmıştım. Rekora ne kadar yakın olduğuma dair hiçbir fikrim yoktu! Tüm gün sudaydık ve şartlar giderek iyi olmaya başladı.

Ne kadar iyi gittiğimi bitirene ve Pete’in kıyıdaki zıplayışlarını görene kadar fark etmedim.

500 metre için GPS’ime bakıp 45.83 knot’ı gördüğüm an bunun iyi olduğunu biliyordum. Kıyıya çıktığımda Pete kollarını açmış beni bekliyordu.

Sonraki parkurda board’umun üzerime gelmesiyle üzücü bir şekilde bacağımı kestim. Hemen hastaneye gitmek zorunda kaldık ve orada bacağıma dikiş atıldı. Benim için çok üzücü oldu çünkü bir sonraki turda herkes derecesini 2 knot iyileştirmişti. Yaptığım dereceyi iyileştirebileceğimi biliyordum! Yine de sonuç olarak kadınlar rekorunu erkeklere yaklaştırdığım için mutluyum.

Her sene Luderitz’ de dünya hız rekoru denemeleri yapılıyor. Sen de rekorunu burada kırdın. Bize biraz bu organizasyondan ve bölgeden bahsedebilir misin?

Luderitz’e 2010, 2012 ve 2013 yıllarında toplamda 3 kez gittim.

Luderitz eski küçük bir elmas madeni ve balıkçı kasabası. Güzel insanları ve küçük kahveleri var. Bu kahveler gerçekten bize bir armağandı çünkü oralarda çok zaman geçirdik.

Hava durumu oldukça tahmin edilebilir. Rüzgarlı olduğu zaman yarış alanına 10 dakikalık sürüşle ulaşıyorsunuz. Yelkeninizi hazırlayıp bekliyorsunuz. Gerçekten rüzgarlı günlerde, rüzgar öğlen saat 12’den sonra başlıyor. Ben erken kalkıp kısa bir koşu ile sinirlerimi yatıştırmayı tercih ediyorum. Parkur rüzgara göre 140 derecelik bir açıda yani 25-30 knot arası bir rüzgar yoksa parkurda aşağı doğru seyir yapmak mümkün değil. Rüzgarın en iyi olduğu zaman genellikle öğlen 2-5 saatleri arasında. Genelde 30 dakikalık çok iyi bir rüzgar yakalıyorsunuz. Parkuru bitirdikten sonra ise sizi araçla kaldığınız yere bırakıyorlar.

Luderitz’deyden pek de hoş olmayan bir anıya sahip olduğunu biliyoruz. Parkur sonunda duramayıp başını çarpmıştın. O anları anlatabilir misin?

2012’deki parkurun sonu bitiş çizgisinden 80 metre uzaklıktaydı ve 25 km/saat gibi bir hızla ilerliyorduk. Yani bu size bitiş çizgisinden sonra durmak için 4 saniye verir. Bunun için tek şansınız da 40 knot’ın üstündeki rüzgarda “laydown jibe” atmaktır. İşte o gün parkur sonunda board’umu döndürdüm ama tam hakim olamadım ve direğe doğru düşüp alnımı yardım. O bölgeye 8 dikiş atıldı ancak sonraki gün yine suya döndüm.

Kendisi de çok başarılı bir sörfçü olan eşin Pete Davis senin tam anlamıyla destekçin. Pete’in sörfünde ve antrenmanlarındaki rolü nedir?

Başarımın kritik noktası kesinlikle kocam! Eskiden beraber yarışırdık ama bu çok zor oluyordu. Pete, hedeflerimi gerçekleştirebilmem için yıllardır sürdürdüğü yarış kariyerini bıraktı. Kendisi hem ‘’caddy’’im hem koçum hem de özel fotoğrafçım! Bir taşla üç kuş…

Sörf dışında yaptığın başka aktiviteler var mı?

İngiltere’de yaşayan ve tam zamanlı çalışan biri olarak her zaman sörfe çıkmam mümkün olmuyor. Bu yüzden başka sporlarla dengeyi sağlamaya çalışıyorum. Özellikle lokal bir triatlon kulübüyle yüzme, koşu ve bisiklet yapıyorum. Bunun dışında vücut ağırlığımı kullanarak yaptığım antrenman serilerim var.

Herhangi bir takma ismin var mı?

Dergiler bana “Hızın kraliçesi” lakabını takmışlardı. Kesinlikle çok hoş bir övgü.

Sörf dışında aslında kemik uzmanı olarak çalışıyorsun. Bu spor hayatında sana yardımcı oluyor mu? Vücudun ve beslenmen hakkında çok bilgili olduğun kesin.

Kesinlikle doğru! Bilgilerimin ve iş arkadaşlarımın bana çok yardımı oluyor. Tedavilerimi düzenli olarak oluyorum. Özellikle beslenmeme çok dikkat ediyorum. Protein ağırlıklı bir diyet uyguluyorum ve Synergy Worldwide supplement’lerini kullanıyorum.

Slalom ve dalga disiplinleri hakkında ne düşünüyorsun? Bu iki disiplinde de iyi olduğunu biliyoruz. Yarışmayı düşünüyor musun?

İyi bir dalga rüzgar sörfçüsü değilim ama dalgalarda kaymaya aşığım. Slaloma yeni yeni giriş yapıyorum ve sadece “jibe” kısmında biraz zorlanıyorum. İki nedenden ötürü: Birincisi “speed sailing”de gerekli değildi, ikincisi son zamanlarda sırtımın çok sert yani hiç esnek olmadığını keşfettim. Bu beni jibe’larda zorluyor.

İngiltere Slalom Şampiyonası’nda yarışıyorum ama jibe’larım hala tam değil. Bu özelliğimi geliştirmem gerek. Ama kendime meydan okumayı seviyorum, bir şeyde daha iyi olmaya çalışmak çok hoşuma gidiyor.

2 ay önce belinden çok ciddi bir ameliyat geçirdin ve doktorlar bir süre sörf yapmanı yasakladı. Bu süre içinde neler yaşadın?

Aralık ve ocak aylarında belimden iki ameliyat geçirdim. Hekimim 6 ay boyunca sörf yapmamı yasakladı. Yine kendisinin dikkatli olmam şartı ile verdiği izinle birlikte 4 ay sonrasında yavaş yavaş dalga rüzgar sörfüne başladım. 6 ay sonrasında ise slalom antrenmanlarına yarım gün olarak başladım.

Rüzgar sörfüne gerçekten aşığım. Dünyanın en iyileri ile yaş farkı gözetmeden aynı parkurda yarışabilmek her sporda olan bir şey değil. Slalomda kazanmasam da o parkurda olmak bile heyecan verici.

Favori sörf mekanın neresi? Özellikle Tenerife’de çok vakit geçiriyorsun…

En büyük başarımı Luderitz‘te elde ettiğim için burayı söyleyebilirim ama arkadaşlarımla birlikte Tenerife’de sörf yapmak dünyadaki en güzel his!

Gelecek planların ve hedeflerin neler? Son olarak Dunkerback Hız Yarışı’na katıldın.

İlk dünya hız şampiyonluğumu daha yeni kazandım. Speed sailing’deki son hedeflerimden biri olan bu şampiyonluktan dolayı çok gururluyum. Bunu Fuerteventura’da kazanmış olmak da ayrı bir his çünkü burası maceralarla dolu speed sailing yolculuğumun başladığı yer. Ek olarak erkeklerin de bulunduğu genel sıralamada 22’nci olmak da yine büyük bir başarı.

Gelecek planlarımı söylemek zor ama kesinlikle vücudum el verdiği sürece slaloma daha fazla yönelmek istiyorum. Şu an hiç olmadığı kadar iyi sörf yapıyorum ve kesinlikle bunun nedeni yaptığım slalom antrenmanları.

Şu an tam olarak 50 yaşındasın ve hala en korkulan rakiplerden biri olarak iddialı bir şekilde yarışıyorsun. Bunun sırrı nedir?

Evet, 50 yaşıma yeni bastım ve her şey olduğundan daha iyi gidiyor. Bunun sırrını tam olarak ben de bilmiyorum belki her zaman daha iyi olma duygusu olabilir. Kazanmak gereksinimi değil ama hep olduğumdan daha iyi olabilme isteği. Öğrenmenin yaşı yok. Tabii ki ileri yaşlarda öğrenme süreci gençlere göre daha uzun olabiliyor ama sıkı çalışma ve azimle her şeyi başarabilirsiniz! Buna rağmen bazı sabahlar kalktığımda vücudumun “Hayır, lütfen bugün de değil” dediğini hissediyorum.