Mobilemenu
Profile

Rüzgar Sörfünün Kısa Tarihi

1968’in kasım ayında Hoyle Schweitzer, Kaliforniya sahillerinde rüzgar sörfü yaparken denize paralel devam eden yolda bir arabanın aniden fren yapıp durduğunu fark etmedi bile. Bert Salisbury isimli bir girişimci arabasıyla ilerlerken rüzgar sörfü yapan Schweitzer’i görmüş ve üzerindeki takım elbisesine ve gıcır gıcır ayakkabılarına aldırmadan kendini kumsala atmıştı. Salisbury ilk kez böyle bir şey görmüş(zaten başka da gören yoktu) ve ona sahip olmak istemişti. Öncesinde dalga sörfü yapanlar vardı ama yelkenli bir sörf henüz gerçek anlamda denize çıkmamıştı. Salisbury, Hoyle’un sahile gelmesini sağladı ve ilk kez bir rüzgar sörfü para karşılığı el değiştirmiş oldu. Salisbury durmadı, sonrasında amatör dağıtımcı olarak kendini rüzgar sörfüne verdi! Alın size bir başka Amerikan rüyası!

Elbette hikayenin başı burası değil. Bu olaydan sadece bir yıl önce Hoyle Schweitzer, arkadaşı ve kendisi gibi sörf meraklısı Jim Drake ile bir yanda içki içip bir yandan “Ne olacak bu dalga sörfünün hali?” temelli bir sohbeti koyulaştırıyordu. “Bir gün dalga olmaz, diğer gün fazla olur, her gün de okyanusa mı gidilir!” Aslında harekete geçecekleri yoktu, sadece çene çalıyorlardı ama iki adamın muhabbetinden sıkıldığı anlaşılan Hoyle’un eşi Diane ikiliyi “Az laf çok iş” parolasıyla harekete geçirdi. Gaza gelen ikili “skate” adıyla sonradan “windsurfer” olacak icatlarını yaptılar. Schweitzer, patenti aldı ve rüzgar sörfünü geniş kitlelere tanıttı.

Aslında dalga beklemekten sıkılıp da rüzgar sörfünü keşfeden sadece onlar değildi. Pennysylvania’lı Newman Darby ikiliden üç yıl önce yelkeni board üzerine hareketli bir mafsalla bağlayan ilk kişi olmayı başarmıştı! Darby, board’un altına takılan sabit bir dümen ve yelkenin düşmesini engelleyecek ve yön tutmasını sağlayan bir çatal, yani bumba ile tamamladığı yeni oyuncağına sailboard adını vermişti. Hatta tüm bu fikirlerini somutlaştırmış, yerel tekne fuarında sailboard’unu sergilemiş, Popular Science dergisine de makale yollayıp tanıtmışı ama bir şeyi eksik yapmıştı. İcadının patentini almamıştı! Aklı havada bir diğer sörfçü Schweitzer de bunu yapmayabilirdi ama arkasında “bir kadın” vardı!

Patenti alıp, işi de kısa zamanda büyüten Schweitzer kendine Hollandalı bir ortak bulunca Avrupa da işin içine girdi. Öyle ki 1974 yılında satılan 2506 rüzgar sörfünün 1586’sı “eski kıta”ya gitmişti. O günlerde Hawai kıyıları da rüzgar sörfüyle tanıştı. Fotoğrafçı Steve Wilkings, Hawai kıyılarını mesken tutan ve “Kailua Kids” olarak bilinen Mike Horgan, Ken Kleid, Tommy Marciel, Larry Stanley gibi sörfçülerin fotoğraflarını çekince bu spor rüzgarı tam anlamıyla arkasına aldı. 1976’da Mike Waltze, Maui Hawai’deki okyanus dalgaları arasında sörf yaptı, aynı dönemde Robby Naish freetyle’ın ilk örneklerini sergiledi(board’un kenarına basarak heyecan katsayısın yükselten hareketini yaptı). Her geçen gün ekipmanlar kusursuzlaştı, ilgi arttı ve nihayet 1984 Los Angeles (tam da yeri!) Olimpiyatları’nda rüzgar sörfü ilk kez sahne aldı. Artık bütün dünya rüzgarın çocuklarını tanıyordu.