Mobilemenu
Profile

Scuba’ya Başladıktan Sonra Hayatınızda Değişen 10 Şey

Scuba’ya özgü el işaretlerini günlük hayatınızda kullanmak

Malum, suyun altında konuşmak mümkün değil. Bu yüzden dalış erbabı, “buddy”leriyle el işaretleriyle iletişim kurar. Birkaç işareti ezberledikten sonra kankanızla kelimelere gerek kalmadan konuşabilirsiniz. Eh, öyleyse birkaç tane de siz yaratır ve ezberler, arkadaşlarınız veya sevgilinizle kalabalık ortamlarda bunları kullanarak kimseye çaktırmadan konuşursunuz. Emlakçıyla gezdiğiniz kiralık ev hakkında, gürültülü bir rock konserinde, hatta en iyisi bir an önce uzaklaşmak istediğiniz arkadaş ortamlarında faydasını çok görürsünüz!

Evet, artık kulaklarınıza daha iyi bakıyorsunuz!

Tüplü dalış yapanlar iyi bilir, kulak eşitlemesi yapılmadan derinlere gidilmez. Su altındaki basınçla başa çıkabilmek için burnu tıkayıp küçük bir hamleyle bu eşitleme yapıldığında çok rahat edersiniz. Alerjiler ve soğuk algınlıkları bu kulak eşitlemesi imkansız hale getirdiğinden dalış meraklıları dalışlarını mahvetmemek için bazı şeylere daha iyi dikkat etmeye bakar hale gelir. “Ne arabanın klimasını mı açtı? Deli misin!”, “Hmm, sanırım burnun akıyor. Bence bu kahveyi dalıştan sonra içelim”, “Kalk hanım kalk; mekan sahibinin kedisi varmış. Alerjim azmasın!” Ve böylece daha sağlıklı olurlar!

O odayı unutun!

Yılda iki, bilemediniz üç kez dalışa gidiyorsunuz ama şimdiden üç maskeniz, altı şnorkeliniz, iki dalış giysiniz, dört paletiniz, üç regülatörünüz oldu bile! Çok güzel, yedek malzeme barındırmak iyidir. Tabii bir garajınız ya da deponuz varsa! Eğer stüdyo tipi bir dairede yaşıyorsanız kısa zamanda orada adım atacak yer kalmayacağına emin olabilirsiniz. Fazladan bir odanız mı var? İyi, artık yok! Zira zamanla biriktirdiğiniz eski, yeni ve yedek malzemeler sayesinde o odanın kapısını bile açamayacaksınız.

Doğa korumacısı olacaksınız

Sıradan bir insan için mercan resifi nedir ki? En fazla belgesel kanallarında denk geldiğinde “Rabbim neler yaratmış!” şeklinde ağzı açık bir şekilde bu doğa harikalarını izleyecek, reklamlarda tuvalete gidip geldiğinde seyrettiklerini unutmuş olacak. İster altı aydır dalış yapıyor olun, ister al yıl; bir kere suyun altındaki bu dünyayı görünce tek derdiniz onu daha sonra görebilmek için korumak olacak. Kampanyalara katılacak, denizi kirletenlerle kapışacak, nesli tehlike altında olan deniz ürünlerini yememeye başlayacak, kısacası aktif bir çevreci olacaksınız.

Tatilleriniz ve hafta sonlarınız tamamen değişecek

Eşinizden, sevgilinizden veya arkadaşlarınızdan şunu duymaya alışın: “Nasıl yani? O kadar Madrid’de gezi planı yaptık, sen kalktın şimdi Fiji’ye gidelim mi diyorsun?” Evet, öyle diyor olacaksınız. Bir kere dalışa gönül verirseniz yıllık tatilleriniz dalış yapabileceğiniz yerlerde geçirmek için her cephede savaş vereceksiniz. Hafta sonları mı? Çevrenizdekiler cuma akşamı partilere akarken siz saatler süren bir yolculuktan sonra kör karanlıkta çadır kurup sivrisineklerle koyun koyuna uyuyacak, ardından sabahın 5’inde (Cumartesi sabahı!) uyanıp dalış yapacaksınız. Su bulanık mıydı? Hava soğuk muydu? Duş alamadınız mı? Merak etmeyin, hiçbiri umurunuzda olmayacak!

Yabancılarla “samimi” muhabbetler

Dalışa en yakın arkadaşlarınızla gidemezsiniz; zaman içinde dalış arkadaşlarınız olur. Hatta bazen tamamen yabancılarla sadece dalış için bir araya gelirsiniz. Ama bedeninizin günlük dertleri bunu umursamaz. Suyun altında tuvaletiniz mi geldi? Hazımsızlık mı çekiyorsunuz? Kulaklarınızda bir sıkıntı mı var? Bunlar gibi sayısız dert başınıza geldiğinde o tanımadığınız dalış arkadaşınızdan yardım isterken hiç rahatsız olmayacaksınız. Zaten o da aynı şekilde size destek olacak.

Dalgıçlar kulübüne hoş geldiniz!

İnsanın çevresi eğitim hayatı bittikten sonra önce iş, sonra da aile hayatıyla değişir, gelişir. İzmir’deki bir ilkokul öğretmeniyle, İstanbul’daki bir şirket CEO’su kolay kolay bir araya gelmez. Ama bu iki insan bir şekilde birlikte dalış yaparsa (Aynı tur, aynı tekne, hatta aynı koyda dalmak gibi tesadüflerle) farklı bir arkadaşlık da elde ederler. Düşünün, bu kişi insan yaşamının doğal olmadığı bir yerde en güvendiğiniz insanoğlu. Tabii ki en sıkı dostunuz artık o!

Emeklilik planlarınız değişecek

Eşiniz, hafta sonlarınızı ve yıllık izinlerinizi mahvetmenize hep sabır göstermiş olabilir ama emin olun o bile bunu beklemiyordur. Kazdağları’nda bir dönüm arsa içinde kutu gibi, bahçeli bir ev yapmak olan emeklilik hayalinizi artık çöpe attığınızı ve İzmir Karaburun’da ahtapot peşinde dalışlar yapacağınız bir daire almaya karar verdiğinizi söyleyin bakalım. Neler olduğunu görün!

Dalış filmlerini izleyemeyeceksiniz

Hollywood yapımcıları malum; filmlerde işler sarpa saracak ki seyirci heyecanlansın, son saniyeye kadar yerinden kıpırdayamasın. Bu yüzden de maddi hatalar yapmaktan kaçınmazlar. İçinde dalış sahneleri olan filmler işte bu yüzden sizin için artık bir keyiften ziyade, zulüm haline gelecek. “Hey, bu adamın buddy’si nerede?”, “Tekrar söylüyorum köpekbalıkları dalgıçlara saldırmaz”, “Yok artık! Bir dalgıç asla bunu yapmaz!”, “Ne yedeği olmadan mı dalmış. Pes!” Böyle olunca da insanlar filmden değil, sizden bıkacak!

Karşınızda yeni dalış büyükelçiniz

Geçtiğimiz gün arkadaşlarınızla bir aradaydınız. Sohbet konularını hatırlıyor musunuz? Ya siz neler söylediniz: “O değil de geçen yıl Kızıldeniz’e gittik…”, “Yeni tip regülatörlerden birin aldım. Allah sizi inandırsın…”, “Büyük Set Resifi’ne dalmak için bir yıl önceden uçak bileti aldım…”, “Size batığa dalış hikayemi anlatmış mıydım?” Evet, hepsini anlattınız hem de defalarca. Tabii ki insanları en büyük hobinize davet etmek güzel bir davranış ama dozu biraz fazla kaçınca sevimsiz bir obsesife dönüşeceğiniz garanti.