Mobilemenu
Profile

Şehir Ninjaları

İnsan vücudunun özel çalışmalar ile ,herhangi bir alet yardımı olmadan, engelleri aşan bir makineye dönüşmesi sadece filmlerde gördüğümüz bir şey değil aslında. Son yıllarda ekstrem sporlar arasındaki popülerliğini hızla artıran Free-running veya diğer adıyla Parkour yapan bu makine adamlara artık günlük yaşamımızda da rastlamak mümkün. Yani yolda giderken, hızla arabanızın üzerinden atlayan bu insanları görürseniz hiç şaşırmayın!

Yukarıda bahsettiklerimizden yola çıkarak Free-running ve Parkour’un insan bedeninin sınırlarını zorlayan extreme bir spor dalı olduğunu anlamak mümkün. Bu sporun temel olarak bir noktadan diğer noktaya zıplayarak, her türlü engeli üzerinden, altından veya arasından geçerek, hızla koşarak yapıldığını söyleyebiliriz. Sadece beden gücünüzü ve atletik kabiliyetinizi kullanarak yaptığınız bu spor için ihtiyacınız olan tek ekipman: bir çift spor ayakkabısı. Ayrıca Free-running için özel bir alana da ihtiyacınız yok. Unutmayın isminde belirtildiği gibi bu sporda özgürsünüz!

1980’lerde Fransa’da David Belle ve arkadaşlarının öncülük etmesiyle başlayan orijinal dilinde “Le parkour”, İngilizce olarak “Free-running”, Türkçede ise “Serbest koşu” aktivitesi hızla bütün ülkeye yayılmaya başladı. David Belle ve Sebastian Foucan, 1997 yılında Yamakasi grubunu kurdular. Hatta giderek popülerleşen grupları ve serbest koşu sporu; Belle ve Foucan’ın grubu ile aynı ismi taşıyan bir sinema filminin yapılmasında da ilham kaynağı oldu. O günden bu yana tüm dünyada bu sporla ilgilenen kişi sayısı gitgide arttı. Bu spor ile fiziksel kapasitelerini keşfetme şansı yakalayan gençler, engelleri akıcı bir şekilde aşmaya çalışırken günümüz tabiriyle şehir ninja’sı olmanın da temellerini attılar. Filmlerden aşina olduğumuz bu hareketler, modern şehir ninja’ları sayesinde sadece sokağa taşınmakla kalmadı aynı zamanda hayat tarzı haline de geldiler.

Free-running için en önemli bileşenler; sağlıklı bir vücut, kendine güven, cesaret, disiplin ve tecrübe. Bu sporda sakatlanma riski her daim var ancak hareketleri doğru şekilde yapar ve kapasitenizin farkında olursanız bu riskleri en aza indirgemiş olursunuz. Emin olun teknikleri doğru öğrenip, uyguladığınızda ve yapabileceklerinizin sınırlarına hakim olmaya başladığınızda “Free-running” sizin için riskli bir spor olmaktan çıkacaktır. İstanbul’da bu sporla ilgilenen ve gelişimi için çabalayan Türkiye Parkur Derneği ve birçok serbest koşu sporcusu mevcut. Sıra dışı olmanın ve vücudunuzun sınırlarını zorlamanın verdiği tarifsiz haz sayesinde bu spor gençlerin ilgisini çekmeye ve giderek popülerleşmeye devam ediyor.

Devasa ve karmkarışık bir metropolitan olan İstanbul, sonsuz ve sürprizlerle dolu muhteşem bir serbest koşu alanı olarak görülebilir. Zaman, mekan ve ekipman kısıtlaması olmadan yapılabilecek bu spora gönül veren “Parkour” tutkunları, İstanbul’da serbest koşu alanları kurulması için uğraş vermeye devam ediyor. Aksi takdirde bu gençler kimseye sormadan şehrin sakinleri için pek de uygun olmayan bazı mekanları parkour alanı ilan edebilir. Aman sizler gözlerinizi dört açın: Karşınıza her an bir modern şehir ninja’sı çıkabilir!