Mobilemenu
Profile

Silahların Gölgesinde Bir Park

Temmuz 2014’te, İsrail tarafından gelen bombalar 200’den fazla Filistinli’nin yaralanmasına, iki kişinin ise hayatını kaybetmesine sebep olmuştu. Onlarca yaralıdan biri olan Aram Sabbah’ın bacağında kocaman bir delik açmıştı o şarapnel parçaları. Aram, o günden itibaren uzunca bir süre koltuk değnekleri olmadan yürüyemedi. Fakat kaymaktan vazgeçmedi. Neden mi? Çünkü o Batı Şeria’nın Filistin asıllı yalnızca iki kaykay eğitmeninden biriydi.

Birçoklarının İsa’nın doğum yeri olarak bildiği Beytüllahim, günümüzde bazı çocuklar için muhteşem bir eğlencenin merkezi haline geldi: Kaykay.

İngiltere, Sırbistan, Amerika, Almanya ve Ürdün’den bir grup gönüllü, geçtiğimiz yılın sonlarına doğru Beytüllahim’de kaykay parkı oluşturmaya karar verdiler. Şehirde, her birinde annelerini kaybetmiş 7-8 çocuğa eğitimin verildiği ve toplamda 110 çocuğu bünyesinde barındıran ‘The SOS Children’s Village’ proje için en uygun yer olarak görüldü. Bölgede yaşayan farklı gelir gruplarından Hristiyan ve Müslüman çocuklar burada bir araya getirildi.

Skate-aid yöneticisi Torben Oberhellmann konuyla alakalı olarak şu sözleri sarf etmişti. “Filistin’i terk etmelerinin neredeyse imkansız olduğunun farkındalar. Onlarla konuştuğunuzda ne kadar enerjik olduklarını fakat aynı zamanda da ellerinden hiçbir şey gelmediğini görebiliyorsunuz. Skatepark onların eğlenmelerini, kısa bir süre için de olsa sorunlarını unutmalarını ve bu zorlu ortamda arkadaş edinerek kendilerini tekrar çocuk gibi hissetmelerini sağlıyor.”

Şu an Beytüllahim sokaklarında dolaşmaya karar verirseniz, karşınıza çıkacak hemen hemen herkesin İsrail ile Filistin arasındaki bu savaş sırasında öldürülmüş ya da yaralanmış bir yakını olduğunu bilmeniz gerekiyor. İşte tam da bu yüzden aileler çocuklarını koruma içgüdüsüyle, onların duvarın öte tarafındakilerle iletişim içinde olmalarından korkuyor. Fakat bu tavırları gençlerin umurunda değil zira kaykayla uğraşmayı seviyorlar ve bunun diğerleriyle aralarında ufak da olsa bir barış adımının atılmasına katkısı olacağının farkındalar.

Park tamamlandıktan sonra birkaç sokak sanatçısı mülteciler ve zarar görmüş diğer insanlarla birlikte bölgede bir araya geldiler. Sanatçılar bu insanların parkı boyamalarını sağlayarak bir nevi terapi hizmeti sunmuş oldular.

Filistin’e giden sanatçılardan biri olan Samantha Robinson, "Küçücük çocukların ellerine rengarenk boyalar vererek eğlenecekleri alanı diledikleri gibi süslemelerini, imzalarını atmalarını, hayallerindeki neyse onları çizmelerini sağladık. Çünkü bu park onlara ait" diyor.

2008 yapımı İngiliz filmi, The Boy in the Striped Pajamas’ta Bruno ile Leon‘un tellerin iki tarafındayken oynadıkları oyunu hatırladınız mı? Çocukları mutlu etmek veya onların geleceğe umutla bakmalarını sağlamak için çok fazla çaba sarf etmeye gerek yok, yıllardır süren savaşın tam ortasında olsanız bile. Kim bilir belki de Filistin’deki bu ufacık park koca bir coğrafyada, sonraki nesillerin birbirlerini tanıyarak barışı bulmalarını sağlayabilir.