Mobilemenu
Profile

İki Ağaç ve Bir İp: Slackline

Eskiden futbol için iki taş ve bir topla oynanan oyun denirdi. Futbol artık mahalle aralarında, parklarda, bahçelerde oynanamayan, endüstriyel bir spor haline geldi. Ama siz “iki ağaç ve bir ip” bulup bir şeyler yapabilirsiniz. Söz konusu ipin iki ucunu birer ağaca bağlayıp üzerinde yürüyebilir, zıplayabilir, taklalar atabilirsiniz! Nasıl? İmkansız mı? Siz öyle zannedin! Bu iş gayet mümkün ve alabildiğine eğlenceli. Hatta bunun yeni yeni yükselen bir spor olduğunu ve kapı gibi de bir adı olduğunu söyleyelim: Slackline.

Slackline ip üzerinde yürümenin bir türü değil, bambaşka bir şey. Burada önemli olan denge sağlamak ve konsantre olmak. Zaten “slacklining” olarak da anılan bu icraat ilk olarak dağcıların bir antrenmanı olarak ortaya çıktı. 70’li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Yosemite Vadisi’nde dinlenen bir grup dağcının canının sıkılması ve “iki ağaç, bir ip”le bir şeyler denemeye başlaması her şeyi başlatan hikaye. Çok gergin olmadan, biraz gevşek olarak bağlanan bu 2-5 santimetrelik genişlikteki perlonlar üzerinde durmanın ve yürümenin; ayak bilekleri, bacaklar hatta tüm kaslar üzerinde etkili olduğunu, tırmanış yaparken denge sağlamayı kolaylaştırdığını gören dağcılar slackline’ı geliştirmiş. Bugün gelinen nokta oldukça sevindirici. Slackline için dünya şampiyonaları ve bir tanesi Antalya’da olmak üzere çeşitli festival ve karnavallar düzenleniyor.

Slackline’ın farklı türleri var. Bu sporun sadece perlon adı verilen bir ip üzerinde durmaktan ibaret olduğunu sanmadınız herhalde? Hat üzerinde türlü türlü numaralar yapmaya “tricklining” adı veriliyor. Uzunluğu 10-25 metre arasında değişen tricklining ipi, ilk slackline denemelerini yapanlar için de ideal. Başlangıçtan uzmanlığa giden süreçte, hat üzerinde oturma, geri geri yürüme, yapabilenler için “moonwalk” yürüyüşü, çeşitli cisimleri atmak ve tutmak, öne veya geriye takla atarak hat üzerine “konabilmek”, zıplayarak 360 derece dönmek, oldu olacak bir de jonglörlük yapmak gibi aşamalar var! Gördüğünüz gibi slackline için “ip üzerinde yürümenin ötesinde” derken haksız değilmişiz.

Hat, tricklining’e göre çok daha gevşek bağlandığı zaman “freestyle slacklining” yapılıyor. “Yoga slacklining”, tahmin edebileceğiniz üzere yoga hareketlerinin hat üzerinde yapılmasıdır. Denge sağlamayı ve tüm vücudu bu işi için kullanmakta birebir. Şehir içinde, parklarda bir yandan eğlence sürerken yapılan slackline’ın adı “urbanlining” olarak nitelendirilirken, su üzerinde bir şeyler yapma telaşındaysanız, buna “waterlining” demelisiniz. “Hanım ben uzun bir yürüyüşe çıkıyorum” nidasıyla kendinizi perlon hattın üzerine atıyorsanız, bunun da bir adı var: Longline. Minimum 30 metrelik bir mesafesi olan longline’da bazı arkadaşlar 300 metreyi bile aşmış durumda. Yok, “İstikbal göklerdedir” anlayışındaysanız o zaman “highline” yapıyorsunuz demektir. Kesin bir rekor vermek güç, ama 100 metreden yukarıda yürüyüp de aşağıya sağ salim inen vatandaşların olduğunu bilmelisiniz. Çoğunluğun hatta bellerindeki güvenlik ipleriyle bağlı olduğunu, hatta perlonun kopmasına karşı bir back up’la kendilerini sağlama aldıklarını belirtelim; ama güvenliği hiçe sayan bazı yaramazlar da var tabii!

Belki ilk başlarda kanyonlara hat kurup buz gibi derelerin üzerinde waterlining yapmayacaksınız ya da bulutların üzerinde yürümek için biraz bekleyeceksiniz… Kuşkusuz gevşek bir ip üzerinde ileriye ya da geriye fark etmez, takla atmak için fazlasıyla çalışmanız gerekecek. Ama merak etmeyin, büyük şehirlerden birinde yaşıyorsanız önümüzdeki sıcak bahar günlerinde hala yerli yerinde duran parklarda mutlaka bir slackline erbabı görürsünüz. Çekinmeyin, hemen kamyonu yanaştırın. Emin olmalısınız ki onlar bu işi başkalarına öğretmekten mutlu oluyorlar; ne kadar çok kişi slackline yapıyorsa o kadar keyif alıyorlar. Dengede durmak için neler yapmanız gerektiğini de size memnuniyetle öğretiler. Sağdan soldan duyacağınız, “Düşmemek için hızlı hızlı yürü!” akıl vermelerine de kayıtsız kalmayı da öğreteceklerdir. Hiç olmadı Facebook’taki “Slackline İstanbul” grubuna takılın, mesajlar atın; mutlaka yanıt vereceklerdir.

Bir kez slackline yapmanın tadını alırsanız bir daha duramazsınız! Gider kendinize bir perlon hat alırsınız; yolunuz bir spor mağazasına düşmezse mahallenizdeki hırdavatçıya gider, spanset gerdirmelerden edinirsiniz olur biter. Tabii ki insan zihni incecik ve gevşek bir hat üzerinde yürümenin sağlıklı bir şey olmadığına dair bedeninizi ikna etmeye çalışacaktır, yerden sadece yarım metre yukarıda bile olsanız tehlike çanlarını çalacaktır; ona kanmayın! Bir yandan vücudunuzda devriyeye çıkan adrenalin hormonlarınız sayesinde işin tadını alacaksınız. Bundan mahrum kalmayın. Unutmadan; mutlaka düşeceksiniz ama yerinizden kalkıp bir kez daha deneyeceksiniz. Tekrar düşeceksiniz, sonra yine deneyeceksiniz… Çünkü bu iş gerçekten çok zevkli!