Mobilemenu
Profile

Sonbaharda Koşacaklar İçin 7 Öneri

Ayakkabılarınızı Kontrol Edin Gerekiyorsa Değiştirin

Genel olarak koşu stili ve beden ağırlığına bağlı olarak ortalama 500 kilometrede bir koşu ayakkabılarını değiştirmek gerekir. Her zamankinden daha çok ağrı ve sızı hissediyorsanız, ayakkabınızın daha çok aşındığını da görürsünüz. Yazın kuru hava ve zeminlerde koştuğunuz ayakkabıların, yağmurlu sonbahar günlerinde sıkıntı yaratacağını unutmayın. Bu da size yeni bir tane almak için bir bahane olabilir! Geçen sonbahardan kalan bir ıslak zemin koşu ayakkabınız varsa durumunu kontrol edin, kendinize vereceğiniz bu küçük hediyenin bütçesini başka ekipmanlar için ayırın.

Soğan Gibi Giyinin

Hava artık bir ay öncesine göre çok daha serin. Bu yüzden soğuk havalarda giydiğiniz koşu kıyafetlerinizi dolaptan çıkartın. Sabah saatlerinde koşuyorsanız bir parça daha fazla kat giyinebilirsiniz. Teri dışarı atan uzun kollu içlikler ve formalar, uzun tayt ve kış kendini hissettirince kullanmanız gereken eldiven ve berelerinizi kontrol edin, gerekirse yenileyin. Koşunun başlarında biraz üşümeyi göze alarak giyinmeyi de unutmayın. Sonrasında vücudunuz ısınacak ve fazla giyinmişseniz bu da sizi canınızdan bezdirecek.

Işıklar İçinde Koşun

Ekim ayından itibaren güneşin doğuş ve batış saatleri arasındaki dilim azalır. Bunun anlamı da okul veya iş öncesi, sabah erken saatlerde koşuyorsanız, artık karanlıkta koşuyorsunuz demektir. Tam tersi sporu akşama bıraktıysanız, güneşin erken bir vakitte batıverdiğini ve karanlığın bir anda çöktüğünü de bilirsiniz. Bu yüzden koşarken güvenliğiniz için arabalar, bisikletçiler ve diğer koşucuların sizi görebilmesi gerekir. Karanlıkta bunun yolu ışıklara bürünmektir. Bazı koşu kıyafetlerinde ışık yansıtıcı bantlar olabiliyor ama bunlar kimi zaman yetersiz kalır. Bu yüzden ışık kullanmayı düşünebilirsiniz. Üzerinize iliştirebileceğiniz küçük ışıklar veya yansıtıcı yelekler işinizi görebilir.

Susuz Kalmayın

“Artık eskisi kadar sıcak değil, fazla su içmeme gerek yok” diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Yanınızda her zamanki gibi su taşıyın ve her zamanki tempoda su için. Üstelik sadece su içerek bedeninizin susuz kalmasını engelleyemezsiniz. Nasıl yaz koşularında açıkta kalan bölgelerinize nemlendirici ve koruyucu krem sürmeden koşuyorsanız, bu alışkanlığa sonbahar ve kış mevsiminde de devam etmelisiniz. Belki hava yazınki kadar sıcak değil ama hem sabahın erken saatlerindeki ayaz hem de uzun süreli koşularda maruz kalınan UV ışınları cildinize zarar verecek boyuttadır. Hava serin olsa da koşuyla birlikte yine su kaybedersiniz; nemlendiriciler bu kaybı koşmaya devam ederken devam etmenize imkan sağlar.

Yoldan Çıkın

Yağmurlu bir sabah, ıslak asfalt ya da koşu parkurlarında koşmaktan sıkılmak ve spora ara vermek çok kolaydır. “Bugün kalsın, yarın koşarım” diye diye bir anda haftaları koşmadan geçirdiğinizi görmek istemiyorsanız yeni bir şeyler denemek zorundasınız demektir. Belki her gün yapamazsınız ama hafta sonlarında, mümkünse bazı arkadaşlarınızla yaşadığınız yere yakın doğal alanlara gidip koşun. Parkur daha zorlu olacak, daha fazla ıslanacaksınız, çamurlarla başınız belaya girecek; ama emin olun doğada olmak ve koşmak size çok iyi gelecek. Sonbaharın büyüsü de bu!

Yeni Stiller Deneyin

Her zaman koştuğunuz parkur emin olun yağmurlu ve soğuk günlerde çok can sıkıcı olacaktır. Bu yüzden sonbaharda sık sık farklı rotalar deneyin. Bunu yaparken yaşadığınız yerdeki farklı parkları, koruları, pistleri tercih edebilirsiniz. İşi biraz daha büyütüp arazide koşmaya karar verirseniz bu sefer kendinizi bir anda ormanda kros yaparken ya da bir tepe koşusuna kaptırmış bulabilirsiniz. Sonbahar sayesinde artık yeni stillerde de koşarak, bedeninizin hemen her noktasını çalıştırmaya başlayabilirsiniz.