Mobilemenu
Profile

Sürüş Sırasında Rakiplere Güçlü Görünmenin 5 Yolu

Eğim artınca ayaklan

Yokuşlarda eğim oranı arttıkça bisikletçiler buna farkı türlü tepki verir. Kimi vites düşürüp kadansını artırırken, kimi vites büyütüp ayaklanarak pedal basar. Her iki yol da bisikletçinin performansına göre onun form durumu hakkında bilgi verir. Üstelik bazı yokuşlarda eğim azalıp artar. İşte böyle durumlarda eğimin azaldığı yerde ayakta sürer, eğim artınca oturursan ve kadansını da artırmazsan rakibin/dostun senin o gün çok formda olmadığını bir çırpıda anlar. Aranızda yokuşları önce kimin tırmanacağına dair arkadaşça bir kapışma varsa fırsatı kaçırmaz ve bir anda fırlayıp gider. Bu yüzden yokuş başladığında veya eğim arttığında hemen yerine oturmamalısın. Bir süre dişini sıkıp, vitesini düşürüp ayakta pedal çevirmeli veya yüksek kadansa devam etmeli, ardından çaktırmadan dinlenme moduna geçmelisin. O zaman kimse bir şeyciklerin farkına varmaz!

Atak mı, o da ne?

Profesyonel yarışlarda sıklıkla görülür: Lideri taşıyan takım en öndedir, rakipler yarışın pek de kopamayacağı yerlerde atak yapmaya başlar. Liderin takımı güçlüyse bu atakların çoğuna cevap bile vermez. Temposunu korur, en fazla biraz daha tempo yaparak o atağı yavaş yavaş öldürür. Bacakların ya da ciğerlerin olumsuz sinyaller veriyorsa bile her atağa anında karşılık verme. Hatta temponu korudukça toparlanıp atak yapan arkadaşını yokuşun daha sonuna varamadan rahatlıkla geçtiğini görebilirsin. Unutma! Maksimum nabızda belli bir süre sürüş yapılabilir; önemli olan normal nabza ne kadar çabuk dönebildiğin ve vücudunun kendisini toparlayıp tekrar maksimum nabza hazırlanabildiğidir.

Yardım lazım mı abi?

Carlos Sastre’yi hatırlar mısınız? 2008 yılında Fransa Turu’nu kazanan İspanyol hemen her bisiklet yarışında etinden et kopuyormuş, bir saniye sonra canını veriyormuş, bir daha öldürseniz bisiklete binmezmiş gibi bir ifadeyle giderdi. Öyle yapa yapa rakipleri uyutup Alp d’Huez’i bir çırpıda tırmanıp Tur’u da çalıvermişti! Son dönemin yıldızları Chris Froome, Nairo Quintana ve Vincenzo Nibali rollerini farklı bir şekilde oynayıp “poker face” takılıyorlar. Atak da yapsalar, ataklara karşılık da verseler, yavaş yavaş geriye de düşseler hiçbir mimikleri oynamıyor, sesleri çıkmıyor, tepki vermiyorlar. Ta ki bitiş çizgisini geçene kadar! Ne kadar yorgun olsan da eğer rekabet içinde olduğun bir bisikletçiyle birlikte sürüyorsan sen de benzer şekilde davranmaya dikkat edebilirsin.

İnişlerde tereddüt etme

Büyük tur kazanacak bisikletçilerin hem tırmanışlarda, hem zamana karşılarda, hem de inişlerde iyi olması gerektiğini herkes biliyor. İyi tırmanan ama iyi inemeyen, bırakın iyiyi, kötü inerek her an kaza yapacakmış gibi olan “favori”ler hiçbir zaman tam anlamıyla ciddiye alınmıyor. Fransızların son dönemde bel bağladıkları ama bir türlü beklediklerini alamadıkları Thibault Pinot’yu düşünün. Etap zirvede bitmiyorsa, sağlam bir inişten sonra bitiş varsa rakip favoriler onun ataklarını pek ciddiye almıyorlar. Biliyorlar ki Pinot bir yerlerde düşecek, yoldan çıkacak, en iyi ihtimalle bunları yapmamak için fazlasıyla temkinli bir tempo tutturacak. Aynısı senin için de geçerli. Gözü pek bir şekilde iniş yapamazsan arkadaşların hem seni arkalarında bırakacak hem de biraz dalgalarını geçecek. Tabii önce iyi iniş yapmayı güzelce bir öğrenmen lazım.

Düzlüklerde Belçika turnikesinden kaçınma

Yorgunsun, istediğin kadar güçlü değilsin ve yol bitmek bilmiyor mu? Senden beklenecek son şeyi yap ve öne fırla! Tabii bu bir atak değil. “Haydi beyler, biraz tempo yapalım!” şeklinde göstereceğin bir tavırla gruptakileri herkesin sırayla en öne geçip sırayla tempo vereceği Belçika turnikesine davet et. Yorgunluğunu belli edecek şekilde diğerlerinden bu yönde gelecek önerilere kulağını tıkarsan hem sevilmeyen bisikletçi olursun, hem de grubun dışında kalır tek başına rüzgarı yiye yiye eve dönmeye çalışırsın. Makara sistemi bir kere oturdu mu en öne geçtiğin süre oldukça az olacağından, arka taraflarda dinlenip toparlanma şansın da olacak. Bu fırsatı kaçırma!