Mobilemenu
Profile

Trekking’den Alabileceğiniz Hayat Dersleri

Gerçek evinizi bulursunuz

Yolda olan insanlar için ev fiziksel bir yer değildir. Şarkıda da dendiği gibi, bir bakıma yollar onlara memlekettir. Trekking de size doğanın içine doğru yaptığınız her yolculukta gerçek evinizi bulmuş gibi hissettirebilir. En nihayetinde doğanın bir parçası olduğunuzu hatırlayıp bir miktar huzur bulmanız da mümkün.

Dünyanın güzelliğinin farkına varırsınız

Günlük hayatın içinde nasıl bir dünyada yaşadığımızın çok da farkına varamıyoruz maalesef. Çoğu zaman işten eve, evden işe şeklinde rutinleşen hayatımızda bilinçsiz kentleşmenin de etkisiyle doğa ile hiç haşır neşir olamıyoruz. Ama trekking size dünyanın ne kadar güzel bir yer olduğunu tekrar hatırlatabilir. Yaptığınız bir doğa yürüyüşü sırasında karşılaşacağınız mükemmel manzaralar ya da canlılar içten gelen bir “oh be dünya varmış” cümlesini kurdurabilir.

Yavaşlığın değerini anlarsınız

Modern hayat her şeyi hızlandırdı. Bizden de hem çalışırken hem günlük hayatımızda hep hızlı olmamız isteniyor. Artık uyuma işini bile hızlıca çözmeye çalışıyoruz. Halbuki doğanın ritminde bu kadar hız hem gereksiz hem de gördüklerimizin değerini anlamamız için yetersizdir. Bir şeyin güzelliğini anlamak için ona uzunca bakmamız gerekir ve trekking özellikle günlere yayılan bir yolculuğa dönüşünce o yavaşlığın kıymetini anlar ve etrafımıza çok daha farklı bir gözle bakmaya başlayabiliriz.

Telaşa mahal yok

Yapılan bir araştırmaya göre trekking sırasında özellikle amatörlerin endişe ettikleri şeylerin %85’inin gerçekleşmediği tespit edilmiş. “O patika zor mu?” “Su kaynağı bulacak mıyız?” vs varacağınız yere kadar işin keyfini çıkarmak yerine, kafamızı bunun gibi şeylerle meşgul ederek günü harcayabiliriz. Halbuki biraz sakin olup işin keyfini çıkarsak bu durum günlük hayatımıza da yansıyacak ve tüm sinir ve streslerin kaynağı olan telaştan az da olsa kurtulacağız.

Azla yetinmeyi öğreniriz

Günlük hayat ticaretinin büyük bir kısmı artık ihtiyacımız olmayan şeyleri almak üzerine kurulu. Her gün yeni modeli çıkan elektronik aletler ya da sürekli ek ürünlerle zenginleştirilmeye çalışılan ve faturası da ağır olan ürünlerle etrafımız sarılmış durumda. Halbuki ilk aşamada bunların hiçbirine gerçekten ihtiyacımız olmadığını da fark edebiliriz. Özellikle bir doğa yürüyüşü sırasında insan ister istemez, şartlar gereği azla yetinmeyi öğrenebilir ve günlük hayatta bize dayatılan tüm gereksiz şeylerde bir kısıtlamaya giderek doğadan öğrendiğini hayatına da yansıtabilir.

Yaşamının kendi ellerinde olduğunu hissedersin

Doğada bütün sorumluluk size aittir. Üzerinize bindirilen ve çoğu kendi isteğiniz dahilinde olmayan görevlerden sıyrılır ve kendinizi özgür hissedersiniz. Bir nevi burası artık hayatınızın tam da size ait olduğu noktadır. Nereye gideceğinize, ne yapacağınıza kendiniz karar verir ve güzergahınızı belirlersiniz. Kendi iradenizle aldığınız kararlar günlük hayatınızda da işinizi kolaylaştıracaktır.

Doğa her zaman karşılığını verir

Mücadele etmediğiniz şey pek de başarmaya değer değildir. En nihayetinde, özellikle de kışın çıkıp trekking yapmak hayatınızda birçok şeyden feragat edeceğiniz bir dönem demektir. Ona zaman ayırdığınızda doğa bunun karşılığını her zaman verir. Bu karşılıklı ve gizli bir anlaşma gibidir. Ona gittiğinizde ve bunun için mücadele ettiğinizde doğada hem huzuru hem de neşeyi bulacaksınız. Ve bu da büyük ihtimalle trekking’den alabileceğiniz hem en büyük ödül hem de en büyük derstir.